Bir dönem kapanırken
Cihan DENİZ yazdı —
- İçinden geçilen süreç, Trump’ın sebep olduğu bireysel bir arızi durum değil, tersine kapitalist sistem içinde bir dönemin kapanıp yenisinin açılmasıdır. Maalesef tablo, iç açıcı değil.
2026’ya çok hızlı girdik.
ABD’de Trump yönetimi, yeni yılın ilk günlerinde, aylardır büyük bir donanma gücüyle ablukaya aldığı Venezuela’nın seçilmiş devlet başkanını her türlü uluslararası hukuk normlarını çiğneyerek kaçırdı ve Amerika’ya götürdü. Siyasi tarihi biraz bilenler için bu durum, ne ilktir ne de şaşırtıcıdır. ABD neredeyse kurulduğu günden beri Amerika kıtasını bir bütün olarak diğer emperyal güçlerin nüfuz sahibi olmasına izin vermeyeceği kendi arka bahçesi olarak görmüştür. Buna dayanarak neredeyse tüm tarihi boyunca başta kıtada yükselen devrimci, özgürlükçü hareketler olmak üzere çıkarlarını tehdit ettiğini düşündüğü her gücü bastırmak için askeri darbeler yapmış, kontrgerilla unsurlarını desteklemiştir. Bununla beraber, 1983'de Granada ve 1989 Panama işgallerinde olduğu gibi doğrudan ABD’nin bir ülkeyi işgal ettiği örnekler de vardır.
ABD, her zaman bölgeye dönük müdahalelerini çeşitli bahanelerin ardına saklanarak yapmıştır. Soğuk savaş sırasında Orta ve Güney Amerika’da yükselen devrimci hareketlere karşı “özgür dünyanın” savunuma adına askeri darbelerle, kışkırttıkları iç savaşlarla yüz binlerce cana mal oldular. Soğuk savaş sona erdikten sonra ise bölgeye müdahalelerin gerekçesi “uyuşturucu ile mücadele” oldu. Bugün Trump yönetimi ile birlikte Amerikan emperyalizminin yüzüne taktığı veya arkasına sığındığı “özgürlükleri savunma”, “uyuşturucu ile mücadele” gibi sahte maskeler veya bahanelerin arkasına saklanma gereği duymadığı yeni bir döneme girilmiştir. Irak’ta kitlesel imha silahları olduğu yalanlarının ardına sığınarak saldırıyı meşrulaştırmaya çalışan eski ABD yönetimlerinin tersine Trump yönetimi, herhangi bir meşruiyet arayışına girmeye gerek duymadan niyetlerini, eylemlerinin ardında yatan amaçlarını çok açık bir şekilde dile getirmekten çekinmemektedir.
Venezuela’ya dönük ABD müdahalesinden önce yaptığı açıklamalarda Trump, ABD petrolünü “çalmakla” suçluyordu. Bir ülkeyi kendi kaynaklarını kullandığı için hırsızlıkla suçlamak kulağa çok saçma gelse de, ABD yönetiminin kendi dışındaki dünyayı nasıl gördüğünü anlamak açısından önemli ipuçları vermektedir bu açıklama. Maduro’nun ABD’ye kaçırılmasının hemen ardından ise Trump, Venezuela petrolünün Amerikan şirketleri tarafından işletileceğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise yaptığı açıklamalar da her türlü meşruiyet arayışından uzak soğuk ve yalınlığı insanı dehşete düşürmeye yeterlidir. Rubio’nun yaptığı “Burası Batı yarımküre. Burası yaşadığımız yer ve Batı yarımkürenin Amerika’nın hasımları, rakipleri ve karşıtlarının operasyon üssü olmasına izin vermeyeceğiz” ve “Burası Ortadoğu değil, buradaki görevimiz çok farklı. Burası Batı yarımküre” veya “tüm dünyadaki rakiplerimizin Afrika ve diğer ülkelerdeki kaynakları sömürdüklerini gördük. Batı yarımkürede bunu yapamayacaklar. Ulusal güvenlik stratejimizi okuyun” şeklindeki açıklamalar, ABD’nin süreci nasıl okuduğunu ve daha önemlisi de sonraki hedeflerinin neler olabileceğini ortaya koymaktadır.
En az bunun kadar dikkat çekici olan bir diğer husus da ticaret özgürlüğü gibi liberalizmin dayandığı temel kabullerin artık önemini yitirmiş olmasıdır. Rubio’nun her açıklamasında öne çıkan Batı yarımküre vurgusu, ABD’nin hedeflerinin Venezuela ile sınırlı kalmayacağının ve ABD’nin kendine rakip olarak gördüğü ülkelerin, en başta da Çin'in, burada güç kazanmasına izin vermeyeceğine işaretleridir. Nitekim yapılan açıklamalarla Küba, iş birliği yapmazsa Kolombiya, Meksika’nın da hedef alınacağı belirtildi.
En kritik olanı ABD’nin NATO’dan müttefiki olan Danimarka’ya bağlı Grönland’ı “ulusal çıkarlarını bahane” ederek ilhak etme istediğidir.
Tüm bunlar beraber düşünüldüğünde, içinden geçilen sürecin Trump’ın sebep olduğu bireysel bir arızi durum değil, tersine kapitalist sistem içinde bir dönemin kapandığı yeni bir dönemin açıldığı bir süreç olarak okunması gerekmektedir.
Sonuç olarak yeni dönemin kapısı aralanıyor. Maalesef önümüzdeki tablo, çok da iç açıcı değil.
