İyiye ve güzele aşıktı, iyi ve güzel bir kadındı
Zilar STERK yazdı —
- Sara yoldaş, PKK'nin 27 Kasım 1978’de Amed’in Licê ilçesine bağlı Fis köyündeki kuruluş kongresine katılıp şehit düştüğü güne kadar bağlı kalan tek kadın delege oldu.
- Bağlılığı, mücadeleciliği, direngenliği, iradeli duruşu ve öncü katılımıyla daha kuruluş aşamasında, devrimcileşen kadına karşı büyük bir inanç ve güven yarattı.
- Aramızda etiğe de estetiğe de en çok özen gösterenlerin başında gelirdi. İyiye ve güzele aşık, son derece iyi ve güzel bir kadındı. Tarihden günümüze akan coşkun bir nehir gibiydi.
Efsane kadın Sakine Cansız (Sara) yoldaş, 1957’yi 1958’e bağlayan yeni yılda, Dêrsim’e bağlı yolun iki tarafına dizilmiş toplam 20 evden oluşan Tahtı Halil köyünde katliamdan kurtulmuş bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Evin büyük kızı olarak büyüdü; belli sorumlulukları daha küçük yaşlarda almak zorunda kaldı. Yetiştiği toplumsal ortam, her genç kadına olduğu gibi ona da bilinen geleneksel ölçülerde bir yaşamı dayatıyordu fakat devrimci eğilimi olgunlaştıkça geleneksel toplum ilişkilerini sorguladı. Zihin yapısı statik değildi; daha çok değişim ve dönüşümden yana eğilimi, onu geleneksel kadınlık girdabından kurtaran en belirgin yanıydı. Arayışları, Önder Apo ve arkadaşlarıyla tanıştırdı. Böylece Önder Apo’nun kurduğu ideolojik grubun, sonuna kadar bağlı kalan ilk kadın üyesi oldu. İradeli duruşu ve mücadele azmiyle kadın özgürlük yolunda Önderliksel düzeyde ilham vericiydi. İdeolojik grup içerisinde, kadın özgürlük mücadelemizin ilk tohumu gibiydi. Daha sonra filizlenip dal budak salacak ve onun şahsında büyüyerek, bugünkü Kadın Özgürlük Hareketi'ne dönüşecekti.
Sara yoldaş, grubun partileşme sürecinde de belirleyici bir rol oynadı. PKK’nin, Amed’in Licê ilçesine bağlı Fis köyünde 27 Kasım 1978’deki kuruluş kongresine katılıp şehit düştüğü güne kadar bağlı kalan tek kadın delege oldu. Dolayısıyla PKK’nin bağlı kalan tek kadın kurucu üyesiydi. Varlığı, PKK içinde kadına verilecek rol ve misyon konusunda belirleyici oldu. Bağlılığı, mücadeleciliği, direngenliği, iradeli duruşu ve öncü katılımıyla daha kuruluş aşamasında, devrimcileşen kadına karşı büyük bir inanç ve güven yarattı.
Kürt kadınına güveni sağladı
Zindan yıllarında düşmana karşı gösterdiği dik duruş, bunu daha da pekiştirdi. 12 Eylül askeri darbesinin, benzersiz vahşeti ile yüz yüze kaldı. Dünyanın ender işkencecilerinden Esat Oktay Yıldıran’ın sergilediği vahşete karşı direndi. Vahşice uygulanan fiziki işkencenin yanı sıra bir özel savaş yöntemi olarak kendisine karşı kullanılan kadınlığı bile, onurlu direnişinde herhangi bir zayıflığa yol açamadı. Düşmanın bile anlayamadığı, karşısında şaşırdığı ve kahrolduğu büyük bir irade sergiledi. Eli kanlı erkek işkenceciler, hayatlarında ilk defa karşılarında böyle bir kadın direnişi ve duruşu görmenin, büyük şaşkınlığını yaşıyordu. Akıllara durgunluk veren 12 Eylül vahşeti ve işkencesi karşısında gösterdiği onurlu direniş, toplumsal cinsiyetçilikten nasibini almış halkımızda da büyük etkilere yol açtı. Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin başlangıcı itibarıyla Kürt halkının kadına güvenmesini sağladı. Kadındaki potansiyelin, fırsat bulup ev içi sınırları aşınca, nelere yol açtığının görülmesine yol açtı. Hiç de “saçı uzun aklı kısa” olmadığı, bazı konularda erkekten daha önde olduğu da anlaşıldı. Sara'ya güven, Kürt kadınına güvene dönüştü. Sara yoldaşın gösterdiği irade, kendi şahsında ortaya çıkardığı meziyetler, Kürt kadınının meziyetlerine dönüştü. Kürdistan’da yeni bir “oluş”a adım atan Kürt kadını, onun şahsında yepyeni bir duruşa, yepyeni bir kimliğe dönüşüyordu. Kitaplar dolusu anlatmakla bitmeyecek olan bu görkemli direnişi, dillere destan Kürt kadın mücadelesine dönüştü.
Hesapçı ve yetkici değildi
Zindandaki direnişçi dik ve onurlu duruşunu, sonraki mücadele yıllarında da büyüterek korudu. Dağlarda geçirdiği ömrünü, mücadelenin tüm alanlarına büyük bir istek, arzu ve moralle kattı. Klasik komutan havalarına hiç girmedi. En sade, en genç ve yepyeni yoldaşların bile dünyasına girer, genç savaşçı yoldaşların yüreğine dokunmayı başarır ve sevgiyle bağrına basardı. Onlardaki gücü ve enerjiyi görür, taşıdıkları potansiyele saygıyla, sevgiyle ve yoldaşça yaklaşır, asla kimseyi küçümsemezdi. Partinin kurucusu olmayı bir ayrıcalık, bir üstünlük olarak görmezdi. Kurucusu olduğu halde, asla partiden hak iddiasında bulunmazdı. Herkes gibi eleştiri - öz eleştiri ve öneri hakkını kullanırdı. Onun dışında herhangi bir politik hesapçılığa, yetkiciliğe, iktidarcılığa asla girmezdi. Bunları anlamlı da bulmazdı. Kendi payına düşen hiçbir işi küçümsemez, basite almazdı. Bu anlamda son derece ideolojik bir duruşun sahibiydi.
Dogmatik değildi, özgürlükçüydü
Düşünce ve zihniyet açısından özgürlükçü bir yoldaştı. Bedeli ne olursa olsun düşüncelerini kaygısızca söylerdi, mutlaka bir biçimde ifadeye kavuştururdu. Dogmatik ve tutucu değildi. Bir düşünceye saplanıp kalmazdı. Düşünsel değişime açıktı. Çok esnek bir yapısı vardı. Düşünürken, dış dünyanın baskısını taşımazdı. Bu açıdan özgür düşünceliydi. Kendi doğrularının ve yanlışlarının sorumluluğunu almayı da bilirdi. Önder düzeyde bir mücadele kişiliğiydi. Her türlü baskıya, zulme, haksızlığa karşı çıkar asla boyun eğmez ve eğdirmezdi. Mücadelesizliği, çaresizlik ve güçsüzlük, kölelik olarak görürdü. Küçük-büyük gerekçeye bakmaksızın ortada sorun yaratan bir durum varsa veya ortada bir haksızlık durumu varsa mutlaka gündemine alır, sonuç alıncaya kadar karşısında mücadele ederdi. Devletin halka karşı kullandığı imha ve inkar politikaları karşısındaki mücadeleden tutalım da cinsiyetçi toplumun kadında yarattığı geleneksel köle duruşla mücadeleye kadar; doğadan kurumamış yaş bir ağacı kesmekten tutalım da yoldaşlarının sağlığına zarar veren sigaraya kadar; kırıcı, yıkıcı, dağıtıcı tutumlardan tutalım da en küçük bir haksızlığa kadar hayata, insana, doğaya zarar veren ve kötü olan her şeyle mücadele ederdi. Mücadele azminde tükenmeyen bir istek ve direniş enerjisi vardı. Yürüttüğü her türlü kavgada, ısrar ve iddiasını her zaman korurdu. Mücadele hayatını anlattığı kitabının adını da bu yüzden “Hep Kavgaydı Yaşamım” koymuştu. Kavga olarak tanımladığı mücadelecilik, onda bir yaşam tarzıydı, bir ilkeydi ve kavgasında genellikle başarılıydı.
Etiğe ve estetiğe özenliydi
Kavgacılığı kadar ruhsal güzellikleri de hep ön planda oldu. Aramızda etiğe de estetiğe de en çok özen gösteren yoldaşların başında gelirdi. Etrafında gelişen olay ve olgulara, genelde pozitif yanından bakardı. İyi olanı, güzel olanı görmeye, ayıklamaya çalışırdı. Etrafında görünmeyen güzelliklerin görünmesini sağlar, iyi olana hakkını teslim ederdi. Hayata bütüncül bakardı. Maddi hayatı, manevi anlamından koparmazdı. Temiz ve düzenli olmak, onda huzur yaratırdı, kendini iyi hissetmesine yol açardı. Dağları, tepeleri, dereleri çok severdi. Sabah sporlarında kendini kucağına bıraktığı doğanın güzelliğiyle adeta büyülenirdi. İyiye ve güzele aşık, son derece iyi ve güzel bir kadındı. Tarihin arkaik dönemlerinden günümüze akan coşkun bir nehir gibiydi adeta.
Özgür kadına kurşun sıkıldı
Sorgulayıcılığı, eleştriselliği, kabul ve retlerindeki netliği, mücadeleciliği ve iradeli duruşu, erkek egemen sistemin yüreğine saplanmış bir hançer gibiydi. Varlığı, çağımız egemenlerinin korkulu rüyası olduu. Sara yoldaş şahsında, giderek büyüyen bir Kadın Özgürlük Hareketi gelişti. Sara yoldaş yürüdükçe, ilerledikçe, büyüdükçe, öncülük yaptığı hareket de yürüyor, ilerliyor ve büyüyordu. Mücadelesi, kadın özgürlük mücadelemizin kendisiydi. Sara yoldaş şahsında Paris’in ortasında, özgür kadın mücadelesine kurşun sıkıldı. Dik duran devrimci kadının beynine, yüreğine ve eylemine sıkıldı. Sara yoldaş şahsında Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi'ne “DUR” demek istediler. “Erkek uygarlık değerlerini sorgulamayı ve yargılamayı bırakmazsanız, ona karşı savaşı sonlandırmazsanız hepinizi böyle tek tek yok ederiz” demek istediler ama nafile.
Efsane kadın Sakine yoldaşa sıkılan kurşun, aynı zamanda Önder Apo’ya da büyük bir tehdit mesajı içeriyordu. Önder Apo’ya “bu çağı bizden alıp kadınların eline verme gayenden vazgeç” dediler. “5 bin yıldan beri erkekler olarak küresel bir ittifakla zor bela uyuttuğumuz, aşk yalanıyla kandırıp gönüllü köleler haline getirdiğimiz ve iplerini elimizde tuttuğumuz kadını uyandırmaktan, özgürlüğe kaldırmaktan ve bize karşı ayaklandırmaktan vazgeç” dediler. Bu da nafile. Gelinen aşama, gün gibi ortada. Özgür kadının sesi, Kürdistan’ın her yerinde şimdi çok daha gür çıkıyor ve Sara yoldaşın Önderlik ettiği Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi, katillere inat gün geçtikçe daha da büyüyor ve güçleniyor.
