Kobanê'den Şêxmeqsûd'a
İlham BAKIR yazdı —
- Dünya savaşının çok küçük bir parçası olarak Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde yaşanan, alelade bir savaş değil, karanlığın aydınlığa, onurlu devletsiz toplumun barbar ve haysiyetsiz devlete karşı verdiği bir diriliş savaşı olacaktır.
İçinden geçtiğimiz süreç itibarıyla uluslararası hukuk ve denge sistemi, III. Dünya Savaşı’nın eşiğinde çökmekle karşı karşıyadır. Kapitalist uygarlık, devlet formundaki iktidarcılığın yarattığı kaos ve açmazları artık taşıyabilecek durumda değildir. Aklını kullanabilme yetisi kazanmış insanın, doğayla on binlerce yıl boyunca kurduğu eşitlikçi dengeyi, doğayı yok eden, ağacı, kurdu, kuşu emtiaya dönüştüren bir akla evirten uygarlığın, kendini bu haliyle sürdürebilme imkanı kalmadı. Tarih, hiçbir dönem böylesine yıkıcı, kıyıcı, vahşi ve kanlı bir evre yaşamadı. 40-50 kişiden birkaç bin kişiye varan sayıda insanlardan oluşan binlerce kabilenin, ekolojik ortamla tam bir uyum içinde sürdürdükleri yaşam biçimini ilkel, barbar diye nitelendirmek; gücünü istila ve katliamlardan alan, doğal yaşamı geri dönülmez bir şekilde tahrip eden devletçi ve iktidarcı sistemi de uygar addetmek, artık bütün inandırıcılığını yitirdi. Aslında ilkel toplum ve uygar toplum ayrımını, devletli toplum ve devletsiz toplum olarak okumak gerekiyor.
Devletli toplumun son birkaç bin yıllık yıkım ve talanın yarattığı kriz ve kaoslar, insanlık tarihinin en kanlı ve en vahşi eylemi olan II. Dünya Savaşı ile çözüme ulaştırılmak istendi, ancak savaş yoluyla sistem krizini aşmak isteyenlerin de kontrol edemeyeceği düzeyde yaşanan bir yıkım söz konusu oldu. Devletçi kapitalist sistem, daha büyük bir krizle karşı karşıya kaldı. Yıkımın kapitalizm için yarattığı krizlerle baş edebilmek, sermayenin kendisini daha iyi örgütleyebilmesini ve toparlayabilmesini sağlayabilmek için uluslararası bir hukuk sistemi, krizler ve anlaşmazlıklar karşısında atıfta bulunulacak bir değerler sistemi ve bu sistemin bir takım kurumları oluşturuldu. Bir yandan da ulus devlet, devletlerin egemenlik hakkı, demokrasi, seçim, parlamento, sosyal refah gibi insanların kendini sisteme aitmiş gibi hissetmelerini sağlayan yönetim biçimleri ile kapitalizmin gelişmesinin olanakları yaratıldı. Kapitalizm, yaşadığı muazzam gelişmeye rağmen sürekli krizlerle karşı karşıya kalmaktan kaçınamadı. Kapitalizm, bugün yine büyük bir krizle karşı karşıyadır ve her krizde yaptığı gibi yine bir savaş örgütleyerek çıkmanın yollarını arıyor. Haydut devlet çağı yeniden hortlatıldı; artık egemenlik ve haklılık, uluslararası hukuki siteme göre değil, gücün büyüklüğüne göre şekillenme dönemine girdi. Uluslararası sistem ve kurumları, şekli ve formalite bir varlık olmanın ötesinde bir anlam taşımıyor.
Büyük savaşa hazırlık
Çok açıktır ki; kapitalist çağ da dahil olmak üzere tarih boyunca bütün problemlerin kaynağı devletli toplumun ta kendisidir. Devletli toplumda halkların yıkımdan, kıyımdan, açlıktan, sefaletten kurtulma şansları yoktur. Uygar Batı devletleri/Avrupa, bir büyük savaşa hazırlanıyor. Şimdilik göçmenlere yükledikleri savaş yükü, yakın zamanda bütün ağırlığıyla bu devletlerin halklarının sırtına binmeye başlayacak. Artan vergiler, küçülen sosyal devlet, zorunlu askerliğe dönüş gibi uygulamalar, bu halkların sırtına binecek yükün ayak sesleridir. Dünyanın geri kalanı da bu savaştan daha az zararla çıkmak için savaşa hazırlık yapıyor; aştan, ekmekten ve sağlıktan kısarak alabildiğine silahlanıyor.
İnsanlığın haysiyetini koruyan Kürtler
III. Dünya Savaşı’nın merkezi olarak şekillenen Ortadoğu’da, bir devlet sahibi olmak, devletsiz bir halk olarak Kürtleri veya başka halkları zulümden, katliam ve kıyımlardan koruyamaz. Dünyada 110 ülkenin tanıdığı Filistin devletinin, Filistin halkını kıyımdan koruyamadığı gibi. Kürt Özgürlük Hareketi'nin öncülük ettiği, bir coğrafi sınırı, bir devleti savunmayı değil, halkı savunmayı esas alan devletsiz toplum paradigması ve bu paradigmanın moral değerleri, bu cehennemden çıkışın halihazırda nerdeyse tek yolu gibi. Çağ, güce tapan yahut güç önünde eğilen, onlarla uzlaşan liderlerin çağı. İnsanlığın haysiyetini korumuş, bu uğurda binlerce insanını şehit vermiş Kürtlerin, Colani gibi azılı cihadistlere, kadınları pazarlarda satan köle tacirlerine boyun eğmesini, kendi çıkarları için uygun gören uygar devletlerin çağı.
Halep'teki alelade bir savaş değil
Herkes görecek; devleti olmayan Kürtler kazanacak. Kürtler kazanınca bütün halklar için kazanmanın önü açılacak. Ne büyük haydut devletler ne de onların yancısı küçük haydut devletlerin gelinen büyük kriz ve kaos aşamasında kazanma şansları yoktur. Kriz ve kaosun daha başındayız, bütün coğrafyalara yayılacak savaşlarla kriz ve kaos daha da derinleşecek. Bu dünya savaşının çok küçük bir parçası olarak Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde yaşanan, alelade bir savaş değil, karanlığın aydınlığa, onurlu devletsiz toplumun barbar ve haysiyetsiz devlete karşı verdiği bir diriliş savaşı olacaktır. Tıpkı Kobanê’de olduğu gibi. Nefes aldığımız her yerde Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê ile birlikte direnmeliyiz.
