Yeni yıla girerken
Nurettin DEMİRTAŞ yazdı —
- "Ne barışı, savaş yok ki barış olsun” diyorlar. Üstelik hem “gelin” diyorlar hem de şarkılarımızı yasaklıyorlar! Peki nasıl olacak? Kim, ne için oraya gelir?
Yeni yıla, HTŞ saldırılarında çocuğunu yitiren ailenin yasıyla giriyoruz. Manevi olarak yanlarındayız, başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Yaşamını yitiren sevdiklerimizin anıları ve yeni yılı ölümle, yasla, açlıkla, soğukla ve zindanla karşılayanların acılarıyla umutlarımız kol koladır. Onları anmadan yeni yıla merhaba diyemeyiz.
Ali Haydar Kaytan ve Delil Hülaku yoldaşların cenaze töreniyle karşıladık yeni yılı. Kar çiçekleriyle bezendi Kandil’deki toprakları. Heval Karasungur’la, Heval Rıza’yla yan yanalar şimdi. Hepimizin önündeler. Hep öndeydiler, hep öncümüz olacaklar. Onlar, ölümsüz en büyük değerlerimiz; birliğimizin sembolü. Şehit, “birlik” demektir. Tüm Kürdistan’ı birleştirecek olan şehitlerimizdir, tüm insanlığı…
Yeni yıl bu mücadeleye canını adayanların özlemlerine, hayallerine, amaçlarına ulaşma yılı olsun! Şehitlerimize ve şehit ailelerine kutlu olsun.
Yeni yılı karşılarken kışın soğuğunda sığınacak yeri olmayanlar düşüyor aklımıza. Onlar için yeni yılın anlamı nedir? Sığınacak bir umutları bile yok, umut adına yollara düştükleri halde…
Resmi verilere göre son 11 yılda 80 bin insan göç yollarında hayatını kaybetmiş. Onlar sadece sayı olarak anılıyor. 80 bin ocağa ateş düşüren göç politikalarını sorgulayacağına göçmenlere düşmanca yaklaşanlar yeni yılda daha çok saldırganlaşacak. Savaşları bitirdiklerini iddia edenler, sürekli savaş oyunu oynuyor. Kutladıkları yeni yılda tek vaatleri yine savaştır.
Kutlayacak yeni yılları yok göçmenlerin. Ya Gazze halkının? Ki onlar göçmen bile olamadı. İsrail, ABD ve Avrupa ile topyekun savaşta olduğunu açıklayan İran ise yıl boyu idam rekoru kırdı. En çok da kendi vatandaşı olan kadınları idam etti.
Oysa bölgede hiçbir güç eskisi gibi varlığını sürdüremez hale gelmiştir. Ortadoğu değişecek ama bunun savaşla olması mümkün değil. Sürekli savaşlar, Ortadoğu’da sınırları ve iktidarları değiştirdi ama Ortadoğu değişmedi. Sorunların savaşla değil, diyalogla çözülmesi Ortadoğu’da alışıldık bir durum değil. Önder Apo’nun yapmaya çalıştığı budur. İlk büyük değişim bu alanda yaşanırsa gerisi gelir. Böylesi bir süreç zihniyet değişimi ve toplumun baskısıyla paralel gelişebilir.
Toplumsal öz savunma yılı olsun
Ortadoğu’da savaşların bittiği bir yıl görülecek mi? Bu mümkündür fakat kolay değil. Ortadoğu’da savaşların bitmesi, III. Dünya Savaşı'nın bitmesi anlamına geliyor. Bu konuda Türkiye’nin demokratik dönüşümü kilit önemdedir.
Yeni yılın neler getireceğine dair, geçen yıla bakarak tahminlerde bulunulabilir. 2025 yılı savaşlarla geçti. Kürdistan’da kan akmadı fakat çatışmalar durmuş olsa da özel savaş yaygınca sürdürüldü.
Topluma, insanlığa karşı sürdürülen özel savaş göz önüne getirildiğinde aslında yeryüzünde savaşsız geçen tek bir günün olmadığı belirtilebilir.
Kapitalizm savaşsız yapamıyor. Onu frenleyecek, dengeleyecek tek çare, toplumsal öz savunmadır. Yeni yıl toplumsal öz savunma yılı olsun!
Kendi adına düşünebilenler öz savunma yapabilir fakat sadece bilinç yetmez, örgütlülük de gerekiyor. Örgütlü toplum, öz savunmasını yapabilir. Komünler bunun için gereklidir. Yeni yılı kapitalizme karşı komünler yılı olarak karşılamak halkların çıkarınadır.
Öte yandan tekniğin gelişim hızına bakılınca yeni yılın sıradan bir yıl olmayacağı belli. Biyo, nano ve enfo teknolojiler insanlığın yaşamını kolaylaştırmalıyken kapitalist zihniyet nedeniyle bilim ve toplum arasındaki uçurum büyüdüğü için bolluk içinde yokluk yaşanıyor. Topluma düşen, sanalın sanalıyla avutulmak oluyor.
Sanal değil, hakiki toplum için komünler olmalıdır. Toplumun sanalı olmaz, olursa insanlıktan çıkmadır. İnsanı gereksizleştiren bir teknik anlayış küresel sürüleştirme hareketinden başka anlama gelmez.
Dağlarda yeni yılı bir de son dönemin modası olan yapay zekâ tartışmalarıyla karşılıyoruz. Basite aldığımızdan değil ama insanın esas olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. “Bu yapay zekâ her şeyi biliyormuş” diyor bir gerilla. Bir diğeri “her şeyi bilemez, sor bakalım, mirtoxe nedir biliyor mu?” diye gülerek tepki veriyor. Soruyorlar, gerçekten de bilmiyor fakat ne olduğunu yazarsak artık o da bilecek. Demek ki insandan öğreniyor. İnsan olmasa o hiçbir şeydir.
Yapay zekayla şarkılar yapılıyor. Ruhu yok. Üstelik birilerinin sesini kopya ediyor. Biricik değil. Buna rağmen tek bir şarkı beğeniliyor. O da Rojin Kabaiş üzerine yapıldığı için. Diğerlerine bakılınca yapay zekanın genelde şarkıları bozduğuna dair bir kanaat oluşuyor.
İnsandan bu kadar uzaklaşılmamalıdır. Tekniğin insanın hizmetinde olması, doğaya ve topluma zarar vermemesi gerektiği konusunda anlaşıyoruz.
Ankara mahkemeleri, Awazê Çiya’nın son albümünü yasakladı. Şarkılara tahammülü olmayanların barıştan ne anladıkları da ortaya çıkıyor. Zaten bu yasakçılar, “ne barışı, savaş yok ki barış olsun” diyor. Üstelik hem “gelin” diyorlar hem de şarkılarımızı yasaklıyorlar! Peki nasıl olacak? Ham hayaller kurmuyoruz. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü sağlanmadan kim, ne için oraya gelir? Hapishaneye girmek için mi? Yasaklı halde rehine gibi yaşamak için mi?
Özgürlüğü sağlayacak olan toplumsal güce inanıyoruz ve dağlarımıza güveniyoruz. Dağdaki yaşamı seviyoruz. Önderliğimizi takip ediyoruz. Direnişin nasıl olduğunu ve barışın ne anlama geldiğini biliyoruz. Dememiz o ki; yeni yıl barış ve özgürlük için toplumsal direniş yılı olacak.
Özgürlüğe vesile olması dileğiyle yeni mücadele yılı Önder Apo’ya, halklarımıza ve tüm yoldaşlarımıza kutlu olsun.
