AKP ve MHP'nin raporları

Mihraç URAL Haberleri —

  • AKP ve MHP, Meclis'e sundukları raporlarında, aynı algı ve mantıkla "Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” diyerek çözüm süreci için son sözlerini söylediler.

MİHRAC URAL

AKP ve MHP'nin raporlarına damga vuran kaba ve anlaşılmaz tarzları, ırkçı ve milliyetçi özelliklerini bir kez daha ortaya koyuyor.  

MHP’nin raporunun temel inkâr noktası şudur; Kürt sorununu, sosyolojik, tarihsel veya siyasal bir mesele olarak tanımlamıyor. Sorunun tamamı 'terör faaliyetleri'ne indirgeniyor. Böylece, Kürtlerin devletten kaynaklı yapısal şikâyetleri; kimlik, dil, siyasal temsil ve eşit yurttaşlık sorun olarak kabul edilemez görülüyor. Kürt meselesi, devletten bağımsız, dış kaynaklı bir 'güvenlik problemi' olarak sunuluyor. Kürt kimliğinin anayasal veya siyasal tanımı reddedilip kolektif hak kavramı kesin biçimde dışlanıyor. “Birey olarak Kürt'sün, sorun yok ama Kürt olarak bir talep dile getiremezsin” deniliyor. Bu, kimliği kabul edip siyasallaşmasını reddetme yöntemidir. Rapor, partinin gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Devlet Bahçeli’nin, göstermelik sözleri, raporun mantığı gereği aldatmacadan başka bir şeye tekabül etmiyor.

MHP raporunda, Kürtçe ile ilgili talepler; eğitim dili, resmi kullanım, kamusal statü kesin biçimde reddediliyor. “Evde konuşulabilir”, “Kültürel faaliyet olarak yapılabilir”, “Devlet dili Türkçedir, tartışma kapalıdır” denilerek, Kürtçenin kamusal eşitsizliği sorun olmaktan çıkarılıyor. Dil meselesi, folklorik düzeye hapsediliyor. Sonuç olarak Kürtlerin siyasal taleplerini, meşru demokratik talepler olarak görmeyip “Bu talepler varsa sorun terördür” deniliyor.

Kürt sorunu tartışmaları, uluslararası raporlar ve insan hakları eleştirileri, “Türkiye’ye karşı yürütülen psikolojik harp” olarak tanımlanıyor. Kürtlerin talepleri, içsel/toplumsal değil, yabancı destekli manipülasyon olarak sunuluyor. Bu da sorunun yerli ve meşru niteliğini ortadan kaldırıyor.

Çözüm için önerdikleri ise silahlı yapıların tasfiyesi, örgütün tamamen dağıtılması, hukuki düzenlemelerin buna göre yapılmasıyla sınırlandırılıyor. Kürt sorununu, güvenliğe indirgeyip tarihten koparıyor, siyaseti suç sayıp kimliği depolitize ediyor ve devleti sorumluluktan çıkarıyor. Fiiliyatta Bahçeli’nin göstermelik çıkışları dışında Kürt sorununa ilişkin sağlıklı bir yaklaşımı yok. Tümü, derin devlet mantığıyla yalan ve aldatmaca dışında Kürt sorunu için hiçbir çözüm üretmiyor.

AKP'nin raporu da farksız

AKP'nin raporunda, "Erdoğan Kürt sorununu çözmüştür” tezi savunuluyor. Devletin zorunlu olarak yerine getirdiği sıradan hizmetler, Kürt sorunuymuş gibi pazarlanıyor. Kürt sorunu, bir bütün olarak toprak, dil, siyasi egemenlik ve toplumsal yükümlülüklerle ifade edilir ama AKP raporunda bu temel algılara hiçbir şekilde değinilmiyor. AKP raporu, ilk cümlesinden itibaren çökmüştür. “Türkiye’de Kürt sorunu değil, terör sorunu vardır” şeklinde devletin resmi pozisyonu korunuyor. AKP raporunda Kürt kimliğiyle ilgili talepler, ayrı bir siyasi/etnik sorun olarak kabul edilmiyor. “Kürt vatandaşlarımızla değil, terör örgütleriyle mücadele ediyoruz” denilerek, Kürt kimliği ile terör arasında ayrım yapıldığı savunuluyor. Güvenlik politikalarının etnik değil, “terörle mücadele” amaçlı olduğu ileri sürülüyor. “Kürt sorunu” ifadesi, üniter yapıya tehdit, ayrımcılığı körükleyen bir tanım olarak değerlendiriliyor. AKP’ye göre sorun, Kürtlerin kimliği, dili veya hakları değil, Türkiye’ye karşı "silahlı terör faaliyetleri"dir.

AKP ve MHP raporları ortak zihniyeti taşıyor. Bu iki parti, Kürt sorununa çözüm için kollarını sıvamıyor. İstenen, bu sorunun çözümü değildir. Zaman zaman dile getirdikleri güzel sözler, aldatıcıdır. Bu devlet, Kürtleri teslim almak istiyor, ancak başaramayacaktır. Başkan Öcalan, bu oyunları bozuyor; ikiyüzlü devletin tüm çirkinliklerini açığa vuruyor ve sonuçta kazanacak tarafı temsil ediyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.