Çaresiz Türkiye’nin kritik ziyareti
Mihraç URAL Haberleri —
- Her açıdan zayıf olanlar, birbirlerine dayanarak SDG’ye tuzak hazırlıyor. Ancak bu çabaları boşunadır. Sarsılmak bilmez konumuyla SDG, bu hamleleri de boşa çıkartacak.
- Türkiye, Suriye’de işgalcidir. Ülke topraklarının %20’sini işgal etmiş ve işgal sahalarında her türden rezaleti sergilemekten geri durmuyor.
- Türkiye güçsüzdür, savaşa girişme gibi bir lüksü yoktur. Amerika’dan bağımsız böylesi bir savaşa girme şansı da yoktur.
Türkiye akıl almaz davranışlarıyla çaresiz ve zayıf ülke olduğunu gösteriyor. Suriye henüz devlet bile değilken, Türkiye tüm gücüyle üzerine üzerine yürüyor ve kendi lehine önermeleri onaylaması için çalışıyor. Konu SDG başka sorun yoktur.
Dün yapılan toplantıda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT başkanı İbrahim Kalın ve 22 Aralık 2025 itibariyle göreve başlayan Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz da katıldı. İki ülke arasında böylesine önem taşıyan hangi sorun vardır ki, bu yoğun diplomatik, güvenlik, askeri ve diğer konuların ele alacak toplantı yapılsın. Bu toplantının açıkça gösterdiği gerçek, Türkiye’nin bin bir yolla müdahalesinin işe yaramadığı, devlet bile olmayan HTŞ’ye baskı yapmaya çalıştığıdır. Colani çete başının SDG’ye karşı alabileceği bir tutumu yok. Türkiye karşısında zayıf olsa da Amerika, İngiltere gibi büyük devletlerin desteğiyle tavır almaya çalışıyor. Colani teröristi her kesime karşı oyun oynayarak aldatmaya dönük pozisyonla, küfeler sırtındaymış gibi görünerek kısa iktidar ömrünü geçirmeye çabalıyor. Her açıdan zayıf olanlar, birbirlerine dayanarak SDG’ye tuzak hazırlıyor. Ancak bu çabaları boşunadır. Sarsılmak bilmez konumuyla SDG komutanlığı, bu hamleleri de boşa çıkartacak.
Esas hedef SDG
Suriye’nin başkenti Şam’a giderek Suriye lideri Ahmed al-Şaraa ve üst düzey Suriyeli yetkililerle biraraya gelen bu heyet, kritik dönemde gerçekleşen diplomasi trafiğinin bir parçası, üst düzey bir çalışma ziyaretini oluşturdu.Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkiler; güvenlik, siyasi, ekonomik, lojistik ve ikili işbirlikleri açısından son bir yılın değerlendirilmesi bağlamında, kapsamlı şekilde ele alındığı söylense de esas konu SDG’dir.
Türkiye, Mart 2025’te imzalanan ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye devlet yapısına entegre edilmesini hedefleyen 10 Mart Anlaşması’nda ilerleme olmadığını, SDG’nin süreci geciktirdiğini savundu. Türkiye, SDG’yi PKK’nin uzantısı olarak görüyor ve bu grubun bağımsız bir askerî/sivil yapı olarak kalmasını kabul etmiyor, bunun ulusal güvenlik için tehdit olduğunu vurguluyor. Bu anlayışla Türkiye, SDG’nin bütün olarak -silahlı yapısı korunarak- değil, tek tek savaşçıların ve komutanların Suriye ordusuna bağlanmasını istiyor. Türk Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SDG bireysel olarak entegre olmazsa, Türkiye’nin her senaryoya göre planı olduğunu söyledi. Gerekirse tek taraflı adımlar atabileceğini ima etti, ‘ulusal güvenlik meselesi’ olarak tanımladı.
Şam’ın terörist yönetimi, herkese ayrı ayrı sözler vermenin şaşkınlığı içinde. Bu şaşkınlık büyük güçlerin etkisiyle de SDG’ye karşı oyalayıcı tutumlara dönüşüyor. SDG komutanı Mazlum Abdi, uzun süreden beri geliştirdiği ve onaylanmış tutumunda ısrarlı. Varılan üç ayrı bölük şeklinde, bulunduğu alanların denetiminin sağlanması üzerine anlaşma yapılacağını duyurmuştu. Konuyla ilgili olarak Şam yöneticilerinin de onayının alındığının belirtmesi üzerine, Türkiye apar topar bu istisnai kritik toplantıya koşturdu. Türkiye güçsüzdür, savaşa girişme gibi bir lüksü yoktur. Amerika’dan bağımsız böylesi bir savaşa girme şansı da yoktur.
Ülke topraklarını sattı!
Türkiye, terörist Colani’yi istediği gibi ayarlayabilir. Ancak Colani, Amerika’nın izni olmadan bir adım bile atamaz. Son olarak Trump’ın Golan Tepeleri’nin İsrail’e verdiğini açıklaması üzerine bir tek cümle bile kuramamıştı. Yayınlandığı son Suriye haritasından da Hatay ve Golan Tepeleri’ni çıkarttı! Böylesine alçak, böylesine sıradan bir insan olarak yapılabilecek en hakir adımları attı. Ülkenin topraklarını başkasına sattı. Bu hayasız kişi, herkese söz verir ama Amerika’nın sözünden çıkamaz.
Dolaysıyla Erdoğan yönetimi tüm ağır kademelerini Colani’ye gönderdi. Bu heyet, yine sonu belli olmayan oyalamalar dışında bir işe yaramayacak. Türkiye’nin çaresizliği sürmeye devam edecek.
Hakan Fidan’ın “SDG örgütünün bölgede kök salmasına izin vermeyeceğiz” diye yüksek sesle konuşması, tehditler savurması zayıflığını gösteriyor. Rojava, kendi kurumların koruyacak güçtedir. Bu tür tehditlere de dönüp bakmaz. Bu nedenle tüm ihtiyatlarını almıştır. Fidan, aylardır aynı nakaratla devam ediyor. Türkiye’de de aynı durumda, yakında istifasını verip kaçar.
Türkiye, Suriye’de işgalcidir
MİT’in dağınık Arap aşiretlerini satın alma çabaları ve Fırat nehrinin doğusuna saldırı hazırlıkları biliniyor. Bu konuda çıkacak bir savaşta zararlı olan, Türkiye olur. Bu dağınık aşiretlerin Temmuz ayında, Süweyda’da Dürziler’e karşı aldıkları ağır yenilgi hala hatırlardadır. Colani bu aşiretleri kandırmıştı, ikinci kez Türkiye eliyle kandırılması kolay olmayacaktır.
Türkiye, Suriye’de işgalcidir. Ülke topraklarının %20’sini işgal etmiş ve işgal sahalarında her türden rezaleti sergilemekten geri durmuyor. Parasıyla, askeriyle, kurduğu okullarla, elinin altına doladığı terör guruplarıyla, her türden hırsızlıklarıyla vd. insanlık dışı eylemleriyle işgalci bir devlet olarak varlığını sürdürüyor. Bir de utanmadan, geri kalan alanda da müdahil olmak istiyor. Suriye’nin iç sorunu olan Kuzeydoğu Fırat bölgesinin müdahili olmak, SDG’nin varlığına işaret etmek, belgeler hazırlayıp Colani çetelerinin eline vererek süreci tayin etmeye çalışıyor. Bu davranışlarıyla çaresizlik içinde bocalayan Türkiye’nin, Rojava’da etkileyebileceği bir alanı yoktur, SDG’yi etkileyecek bir çabası ise olamaz.
Esas korku Kürtler ama Kürtler barış ve diyalog istiyor
Sınırlarını dev beton bloklarla çerçeveleyen Türkiye’nin korkusu Kürtlerdir. Bu açık bir gerçektir. Sınırın iki yakasında aynı halk-aynı ulus yaşıyor. Bu halk-bu ulus haklı bir şekilde davranış birlikteliği gösteriyor. Korkusu da işte buradan geliyor. Yine de Rojava’da halk barış ve diyalogdan yana. Türkiye’nin korsanlığına rağmen, barış içinde bir bölge oluşturma çabası var.
Sonuçta, haklı bir savaş yürüten Kürt halkı, Türkiye’nin ördüğü tüm ağları yırtacak ve onu kirli emelleriyle tarihin çöp sepetine atacak. Barışı isteyen galip olacak. Kendilerinin ürünü olan Colani’nin yeni ağaları ona müsaade etmedikçe, Türkiye’nin önereceği hiçbir şeye destek olamayacaktır. Eğer bu terörist Colani, Türkiye’nin önermelerine boyun eğerse, SDG onu Şam’da yargılayacak ve hak ettiği cezayı kesecektir. Bu hokkabaz rejim, son dönemini yaşıyor, bu açıdan her şey kritik noktada cereyan ediyor. Bizler barış yanlısı olan SDG güçlerine inanıyor, onların kazanması için çaba sarfediyoruz. Sürdürülen bu haklı mücadele zafere kavuşacaktır.







