Bağdat kuşatmadayken Şengal’i kuşatmak!
Merwan ZERDEŞT yazdı —
- Bu kadar güçsüz, parçalı ve geleceksiz olan Irak, Mexmûr ve Şengal halkı karşısında neden kendini bu kadar güçlü hissediyor?
MERWAN ZERDEŞT
Şengal’deki Êzîdî toplumu, 2014'te DAİŞ eliyle gerçekleşen büyük fermana, yeni bir toplumsal-siyasal ve askeri sistemle cevap vererek Şengal Özerk Yönetimi’ni ilan etti ve 10 yıldır Şengal’in statüsünün kabul edilmesi için mücadele yürütüyor. Ferman koşullarında gerçekleşen bu irade beyanı, Êzîdîlerin toplumsal varlıklarını koruma, sürdürme ve geliştirme anlamını taşıyor. DAİŞ ile birlikte ferman ortakları olan Türk devleti ve PDK’nin, Êzîdî toplumu ve Şengal’e yönelik siyaseti biliniyor fakat hem Şengal’deki hem de Şêxan’daki Êzîdî toplumunun resmi olarak bağlı olduğu Irak devletinin, Êzîdîlere dönük politikaları yeterince bilinmiyor ve değerlendirilmiyor.
Nüfus yapıları ve coğrafyaları parçalanıp dağıtıldığı için fermanlardan geriye kalan Êzîdî nüfusu tam olarak bilinmese de, en yoğun yaşadıkları ülkenin Irak olduğu biliniyor. Günümüzde yaklaşık 500 ile 700 bin arasında Êzîdî, Irak’ın idari ve siyasi sınırları içerisinde olan Şengal ve Şêxan bölgesinde yaşıyor. Dolayısıyla dünya ulus-devlet sistemi içerisinde Êzîdîlerin en temel muhatabı, Irak devletidir. Ermenistan, Gürcistan, Rojava ve Bakukê Kurdistan’da yaşayan Êzîdî nüfusunun ise Almanya’da yaşayan 250 bin Êzîdînin yarısının yarısını bile oluşturmadığını acıyla ve dikkatle not etmek ve bu durumu ayrıca değerlendirmek gerekiyor.
Irak görmezden geliyor
Êzîdîler, varlıklarını korumak ve bölge halklarıyla demokratik birlik içerisinde yaşamak istiyor. Irak devletinin böyle bir statüyü tanıması için mücadelesini sürdürüyor. Fermanda Êzîdî toplumunu soykırıma terk eden Irak, Êzîdîlerin varlık mücadelesini görmezden geliyor, hatta bu varlık iradesini kırarak bu toplumu kendine “tabi” hale getirmeye çalışıyor. Bu durum, daha çok güncel ve konjonktürel parametreler içerisinde değerlendirilince de işin ahlaki ve vicdani boyutu, tarihsel ve toplumsal boyutu siliniyor. Bundan dolayı Irak ve Şengal, Irak ve Êzîdî toplumu ilişkileri her açıdan ve geniş bir perspektiften incelenmeyi hak ediyor.
Tarafların temsil ettiği
Bir yanda Sümerlerden Akad, Babil, Asur’a kadar dünyanın en eski devlet geleneğini temsil eden Irak duruyor. Karşısında ise doğal toplum kültürünü, felsefesini ve inancını temsil eden, Önder Apo’nun kök kültür olarak tanımladığı Êzîdî toplumu var. Irak ve Şengal ilişkisi, devletin kök kültürü ile toplumsal kök kültürün bir buluşma ve çatışma sahasını temsil ediyor. Bir tarafta devletin sürekli el değiştiren iktidar tahtı, diğer tarafta Êzîdî toplumunun elden ele yakılan ve sönmeyen çirası. Bağdat’ta petrol hasadının pay kavgaları, Şengal ve Laleş’te çiraları yakmak için kullanılan zeytinyağı hasadının heyecanı. Bir tarafta yıkılan ve yerine kurulan kent devletleri -ki günümüzde de Bağdat, Hewlêr ve Silêmanî modern kent devletlerini temsil etmekte- diğer tarafta yılda bir kez kutsal suyla yıkanarak yenilenen, Êzîdîlerin cimayilerde kutsal mekanlarının sancaklarına astıkları periler. Bağdat’ta oturan iktidar sahiplerinin kulaklarında kutsal savaş davullarının ritmi, Şengal ve Şexan Êzîdîlerin kulaklarında def ve kaval ezgileri. Özcesi iki resim arasındaki fark yediden çok daha fazla, anlam ise bambaşka.
Irak'a miras fetih geni
Uruk kralı Gılgameş ve yol arkadaşı Enkidu’nun kuzeye, sedir ormanlarına yaptığı seferleri ve bu ormanların koruyucularını nasıl öldürdüklerini mitolojik öykülerden biliyoruz. Sümerlerden günümüze, kutsal Dicle ve Fırat ırmaklarının kesiştiği alüvyonlu topraklardan kuzeye doğru hep bir iktidar yürüyüşü, devlet kuruluşu ve fetih hareketi vardır. Ur ve Uruk’tan Akad’a, Akad’dan Asur’da doğru hep Irak’ın güneyinden kuzeyine doğru kesintisiz bir kuşatma ve teslim alma, kırımdan geçirme ve fethetme hamlesi. Güçlünün güçsüzü fethetmesi hazzı. Bu fetih geni, Irak’ta binlerce yıldır iktidardan iktidara geçmiştir.
Bölge devletlerinin arka bahçesi haline gelen, hükümetini bölgesel ve uluslararası bir konsorsiyum olarak örgütlemek ve yönetmek zorunda olan her tarafı yamalı Bağdat, gözü hep kuzeyde olan Bağdat, fethetmek için bula bula Mexmûr ve Şengal’i bulmuş gibi görünüyor. Biri baş eğmez Botan halkının çocukları, diğeri ser verir sır vermez Êzîdîler. Bu kadar güçsüz, parçalı ve geleceksiz olan Irak, Mexmûr ve Şengal halkı karşısında neden kendini bu kadar güçlü hissediyor? Burada mükemmel bir iktidar diyalektiği işliyor aslında. Amerika ve İsrail saldırılarından kendimi nasıl kurtarırım, İran’ı nasıl memnun edebilirim, Türkiye’den su payımı nasıl koparabilirim, yolsuzluk dosyalarını nasıl gizleyebilirim telaşıyla her gün kabuslar içinde uyanan Bağdat, kendini Şengal’de ispatlamaya çalışıyor. Bağdat kuşatılmışken, Şengal’i kuşatmaya çalışıyor.
