Tartışmalı varlıktan tartışmalı bölgeye
Merwan ZERDEŞT yazdı —
- Irak, Êzîdîlerin Arap-İslam kimliği ve devlet potasında eritilmesini stratejik bir program olarak sürdürdü. Bu yüzden Şengal'in "Tartışmalı Bölgeler” arasında olmasının ötesinde bir durum var.
Şengal, Irak Anayasası'nın (2005) 140. Maddesi kapsamında, yani "Tartışmalı Bölgeler” arasındadır. Bu, her ne kadar idari ve siyasi bir kavramsallaştırma olsa da Êzîdîler açısından “tartışmalı varlık”, “tartışmalı inanç”, “tartışmalı statü” anlamlarına geliyor. Bu tartışmalı durumun tarihsel kaynaklarını bilmezsek, bunun salt Irak’ın güncel siyasi krizleriyle ilişkisi olduğunu düşünebiliriz; Êzîdî toplumunun tarihsel varlık ve statü sorununu, bilmeden ve istemeden güncel sınırlara hapsedebiliriz. Oysa Osmanlı sultanlarından Irak kralları ve başbakanlarının çıkardığı yasalara kadar süren tarihsel ve güncel bir gerçeklik var.
Tarih boyuncu Êzîdîlerin devlet otoritesi ile ilişkisi, Osmanlı’dan yakın dönem Irak’a kadar hep soykırım yasasına karşı direnmek temelinde gelişti. Osmanlı’nın özellikle son dönem fermanları belli ölçüde kayda geçtiği için (Şengal dengbêjlerinin hançeresine ve hafızasına kazındığı ve her bir ferman öyküsü tabletlere değil, dengbêj levhalarına yazıldığı için) biraz biliniyor. Osmanlı hakimiyetinden çıkan Irak’ın yakın siyasi tarihinde Bağdat ve Êzîdî ilişkileri ise gözden uzak kalıyor. Oysa 2014'teki soykırım saldırıları, Irak devletinin 1920’li yıllardan itibaren geliştirdiği Êzîdî karşıtı politikaların direkt bir sonucuydu. Irak ulus devleti de 100 yıllık tarihi boyunca Êzîdîlerin Arap-İslam kimliği ve Irak devleti potasında eritilmesini stratejik bir program olarak sürdürdü.
Êzîdî politikası değişmedi
Osmanlı hakimiyetinden kurtulduğundan beri Irak’ta dört ayrı siyasi-idari sistem gelişti;
* 1921'de Faysal bin Hüseyin kral ilan edilince, Irak Krallığı dönemi başladı ve 1958’e kadar devam etti.
* 1958, Kral 2.Faysal’ın öldürülmesiyle monarşinin devrildiği ve cumhuriyetin ilan edildiği dönemin başlangıcıydı.
* 1968'de bu kez BAAS Partisi bir darbeyle yönetimi ele geçirdi ve 2003'te uluslararası bir müdahaleyle devrilene kadar iktidarda kaldı.
* 2005'ten itibaren de Amerika öncülüğünde bir koalisyonun hazırladığı Anayasa temelinde federal-parlamenter bir devlet olarak varlığını sürdürüyor.
100 yıl içinde monarşiden cumhuriyete, BAAS döneminden federal-parlementer sisteme kadar dört büyük siyasi dönüşüm geçiren Irak, Êzîdî toplumuna dönük politikasını temelde değiştirmedi. Kralların da, cumhuriyetçilerin de, BAAS'ın da, federalizm adı altında Irak’ı bölüşenlerin de Êzîdî politikasının değişmemesi, soykırım yasasının güncellenerek uygulamaya sokulması, Êzîdîlerin varlık ve statü sorununun derinliğini ve katılığını gösteriyor.
Hiç eşit görülmediler
Êzîdîler ne Osmanlı’nın “Millet-Ümmet” sisteminde ne de 'modern Irak' döneminde resmi bir statü sahibi oldu. Osmanlı zaten ferman üzerine ferman mühürledi, Şengal Dağı’na sürekli seferler yaptı. Irak devleti de 100 yıllık tarihi içerisinde Êzîdîleri hiçbir zaman Irak devletinin eşit yurttaşları olarak tanımadı. Sünni-Arap merkezli bir bakış açısıyla Êzîdîleri hep siyasi açıdan “ayrılıkçı”; kültürel ve dini açıdan da “sapkın” olarak gördü; bu eksende birçok yasa çıkartarak yönetmek ve kontrol altında tutmak istedi.
Monarşi döneminde Şengal ve Şêxan bölgelerini kontrol etmek için çıkartılan 1930 tarihli 'mecburi askerlik yasası' ve bu yasaya karşı gelişen Şengal direnişi biliniyor. Abdulkerim Kasım’ın Cumhuriyetçi döneminde inkâr, teslim alma ve boyun eğdirme politikası biraz yumuşasa da BAAS milliyetçiliğinin yükselmesiyle geliştirilen Araplaştırma politikaları, Êzîdîlerin dağdan indirilerek, köy-kent projelerine benzer biçimde ovaya zorunlu iskanı dayatıldı. Unutmayalım ki; 2014 fermanı, bunun doğrudan sonucuydu. Yine 2005'teki Anayasa ile Irak’ta yaşayan tüm etnik ve inanç topluluklarına belli düzeyde öz yönetim imkânı sunulsa da Êzîdîler, 2014'te ağır soykırım saldırılarına maruz kaldı. Üstelik Şengal halen Irak’ın kuşatmasında. 2026'ya girerken bu konuları değerlendirmek, önümüzdeki dönemde Êzîdîlerin başta Şengal olmak üzere statü mücadelesini güçlendirmelerine; doğru politika, yol ve yöntemler geliştirmesine katkı sunacaktır.
