Ey Ziyad Heleb, biz seni çoktandır tanıyoruz

İlham BAKIR yazdı —

  • Biz ne tanrılardan ateş dileriz ne de imparatorlardan adalet. Kibrit biziz, kav da biziz. Ateşi biz yakarız. Nehir biziz dağ da biziz. Nehirlerden dağlara uzanan tarihimizi biz yazarız. 
  • Ey sürgünlerde, zindanlarda, katliam ve kırımlarda ırmak ırmak çoğalan ağrılı yurdum, dört parçaya yarılmış kalbin mutlaka bir bedende buluşacak, bu uzak değil.
  • Suskunluk kırıldı, bir çocuk dilini öğrendi, sözcükler kıyama durdu. En iyi halkım bilir; özgürlük bir armağan değil, bir bedeldir. Bedel biziz, ezel biziz, ebet biziz.  

 

İLHAM BAKIR

Biz onu gözlerinden tanıyoruz. Gözlerindeki halkına duyduğu uçurumlarla bileyli derin sevdanın yangınından, halkının canına tasallut etmiş barbar sürülerine, cehennem zebanilerine duyduğu öfkenin kor ateşinden tanıyoruz.

Onu Cizre’den tanıyoruz, Mehmet Tunç’un gözleriyle bakmıyor mu bize, iyi bakın o son resme. Acı ve öfkenin şiddetiyle bir yanardağ gibi harlanan gözbebekleriyle bakmıyor mu Cizre direnişçilerinin. Cizre bodrumlarında diri diri yakılanların aman dilemeyen kararlığı yok mu bakışlarında. Çiyager yok mu o dimdik duruşunda. Hani o bedenini  Diyarbekir’in surlarına taş, kanını harç yaparak Sur’un dar sokaklarında yaşamı düşmana dar eden o efsanevi komutanın. Biz seni yüreğinin derinliğinden, biz seni bir devrimcinin alameti farikası olan tevazuundan tanıyoruz ey Ziyad Heleb. Ey Şêxmeqsûd direnişinin yiğit komutanı, biz seni “Ölürsem mezar taşıma, halkına borçlu öldü yazın” diye vasiyet eden Hayri Durmuş’un halkına adanmışlığından tanıyoruz. Sokak sokak direnişle halkını savunarak ölmeye karar vermişken bile yaşadığı eksikliklerden dolayı halkından özür dileyen ferasetinden tanıyoruz. Bir anda mütemmim cüzüne dönüşüyor sözlerin, özgür Kürtlüğü yaratmak uğruna tüm toprağa düşenlerin.  

Yeniden bizi inandırdınız

Hawar, Dilbirîn, Faraşîn, Denîz, Rojbîn, biz sizleri tanıyoruz ey mazlum ve mağrur halkımın ölümsüz fedaileri. Biz sizleri Zîlanlardan, Bêrîtanlardan, Arîn Mîrkanlardan tanıyoruz. Duruşunuzla, sözlerinizle, direnişinizle bizleri bir kere, bir kere daha özgür Kürtlüğün yoldaşları yaptınız ey destan kahramanları, ey halkımın masal yürekli kızları ve oğulları. Bizlere bir kere daha özgür Kürtlüğün yenilmezliğinin kesinliğini gösterdiniz. Bizleri bir kere daha ahlaki politik toplum uygarlığının erdemleriyle buluşturdunuz. Bütün dünyaya bir kere daha devletlerin, iktidarların, uluslararası kurumların, sistemlerin, devletçi dünya düzeninin ikiyüzlülüğünü gösterdiniz; kapitalist uygarlığın çürümüşlüğünü, yozluğunu, sefaletini teşhir ettiniz. Kazanacağımıza, mutlaka kazanacağımıza yeniden yeniden bizi inandırdınız, idrakimizin ve imanımızın en derinine nüfuz ettiniz.  

Tarihimizi biz yazarız

Ey Prometheus'un yoldaşları, ateşi Zagros rüzgarlarının koynunda saklayanlar, eğri burunlu Kürt hançerinin çeliğine Fırat ve Dicle’den su verenler, size söz veriyoruz; yaktığınız ateşi harlayacağız. Ey ateşi ahir zaman tanrılarından çalanlar, ateş halkımızındır; bu ateşte köz, tarihin kalbinde hakka dair söz olacağız. Ey Spartaküs’ün kardeşleri, ahd olsun ki; yıkacağız bütün kanlı imparatorlukları, Roma’dan Halep’e yürüyeceğiz hep birlikte zincirlerimizi kıra kıra. Biz ne tanrılardan ateş dileriz ne de imparatorlardan adalet. Kibrit biziz, kav biziz. Ateşi biz yakarız. Nehir biziz, dağ biziz. Nehirlerden dağlara uzanan tarihimizi biz yazarız. 

Ey her defasında küllerinden yeniden doğan; sürgünlerde, zindanlarda, katliam ve kırımlarda ırmak ırmak çoğalan ağrılı yurdum, dört parçaya yarılmış kalbin mutlaka bir bedende buluşacak, bu uzak değil. Zîlan bir nehir değil, hafızanın kanayan yeridir artık. Şêxmeqsûd, Zîlan’a uzak değil. Şengal, bir dağ değil, bir çağdır; Kobanê, Mahabad’dır; Eşrefiyê, Xançepektir. Suskunluk kırıldı, bir çocuk dilini öğrendi, sözcükler kıyama durdu. En iyi halkım bilir; özgürlük bir armağan değil, bir bedeldir. Bedel biziz, ezel biziz, ebet biziz. Halk biziz, hak da biziz.  

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.