İkinci aşama ve AKP'nin tutumu

Cafer TAR yazdı —

  • Türkiye'de bir devlet aklı varsa devreye girmeli; AKP içerisinde örgütlü ve savaşta ısrarlı kesimi durdurmalıdır. AKP içerisinde de tehlikenin büyüklüğünü görenler, süreci daha güçlü sahiplenmelidir.

CAFER TAR

AKP, 'Barış ve Demokratik Toplum Süreci' olarak tanımladığımız sürecin ikinci aşamasına ilişkin önerilerini nihayet Türkiye Meclisi'ne iletti.

AKP, son 10 yılda kendi güvenliğine ve iktidarına hizmet eden 'güvenlikçi devlet' yaklaşımından vazgeçmiyor. Her şey, iktidarına hizmet etsin istiyor. Söz konusu rapor, AKP'nin Türkiye‘nin geleceğine oldukça dar geldiğini, net göstermiş oldu. Türkiye yeniden bir değişim sürecinde fakat AKP değişmemekte ısrar ediyor.

Partiler, raporlarıyla sadece Kürt sorunun çözümüne değil; Türkiye‘nin ve bölgenin geleceğine nasıl baktıklarını da ortaya koydu. En yüzeysel yaklaşım, AKP'nin oldu. AKP‘nin 60 sayfa ve 15 bölümden oluşan raporunda, son 50 yılda on binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan, bütün toplumu ilgilendiren ve birden çok boyutu olan bu kadar önemli bir sorun, neredeyse sadece güvenlik boyutuna indirgeniyor. Halbuki PKK, önce kendini feshetti; sonrasında ise silah bırakma noktadaki samimiyetini ortaya koymak için KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat‘ın öncülüğünde törenle silah yaktı. Rapor, aynı zamanda bir niyet belgesidir. Daha niyet düzeyinde bile bu türden yaklaşımlar ortaya çıkarsa uygulama, ya öngörülenden daha zor olur ya da süreç bir yerde akamete uğrar.

Üstenci dilin faydası yok

Yıllardır alışık olduğumuz üstenci, ötekileştirici dilin tekrarı kimseye fayda sağlamaz. Osmanlı İmparatorluğu dağılırken Türkler ile yola devam etmek isteyen tek ulus Kürtlerdi. Hristiyan uluslar zaten imparatorluktan ayrılmak istiyordu fakat Arnavutlar, Araplar ve diğer müslüman ulusların imparatorluktan ayrılmak istemesi, Osmanlı yönetici sınıflarını derinden sarstı. O yıllarda Kürtlerin, Türklerden ve ortak yaşamdan yana tavrı, devleti kuracak kadrolara hem güç hem de moral verdi. Maalesef daha sonra Cumhuriyeti kuran kadrolar, Kürtlere aynı samimiyetle karşılık vermedi; kendi yaptıklarıyla yetinmeyip diğer uydurulmuş devletlere de Kürtler ezdirildi. Kardeşlik hukukunu kıran; Kürtleri, Türk devletinden uzaklaştıran en temel dinamiklerden biri budur. Türk devleti, her defasında yüzlerce yıldır kendilerine kardeşlik yapan Kürtleri değil; bütün dünyanın katil ilan ettiği, Saddam, Esad ve her gün onlarca insanı idam eden İran rejimini tercih etti. Bu, Kürtler ve Türklerin tarihinin, en dramatik tarafıdır ve Kürt toplumunda derin bir hayal kırıklığının nedenidir. Cumhuriyetin herkesi Türkleştirme projesi, vicdansızca bir yanlıştı.

Türkler için de iyi değil

Şimdi AKP‘nin Meclis Başkanlığına sunduğu raporda ve bir gün sonra Savunma Bakanı Yaşar Güler‘in açıklamaları, aynı tutumun devam ettiğine işaret ediyor. Bu tutum, Kürtlerde büyük hayal kırıklığına neden oluyor.  Türkiye geçmişte nasıl ki; Saddam‘ı ve Esad‘ı Kürtlere tercih ettiyse şimdi de Ahmet El Şara‘yı tercih ediyor. Kürtleri, El Kaide artığı katiller sürüsünün önüne, silahsız, savunmasız atmak istiyor. Bu mudur birlik ve kardeşlik?

Kürtler, yüzyıl öncesine göre daha deneyimli, örgütlü, diplomatik sahada karşılığı olmasına rağmen bir kez daha Türkler ile ortak demokratik yaşamdan yana bir tercih ortaya koyuyor. Kürt Halk Önderi'nin uzattığı el, tutulmaz veya suistimal edilirse Kürtler ve Türkler arasında oldukça zayıflamış olan gönül bağı tamamen kopar. Bu, Kürtler için belki iyi olmaz fakat Türkler için oldukça kötü olur.

AKP içindeki süreç karşıtlığı

AKP'nin raporunda Rojava ve Başûr için yazılan şeyler oldukça itici ve inciticidir. AKP, bir kez daha hakları için mücadele eden Kürtleri düşman ilan ediyor. AKP içinde bir güç, ısrarla süreci akamete uğratmak ve Rojava‘da Kürtler ile savaşmak istiyor. Bu, Türkiye için tam bir felaket olur; Kürtler ve Türkler arasındaki bütün köprüler yıkılır. Kürtler, bölgesel denklemde kaçınılmaz olarak İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs‘ın doğal müttefikine dönüşür.  Hepimizin ısrarla ve inanarak ifade ettiğimiz bin yıllık kardeşliğimiz tarih olur. Türkiye'de bir devlet aklı varsa tam da bu noktada devreye girmeli; AKP içerisinde örgütlü ve savaşta ısrarlı kesimi durdurmalıdır. Muhakkak AKP içerisinde de tehlikenin büyüklüğünü gören yurtseverler vardır; onlar bu süreçte öne çıkmalı, süreci daha güçlü sahiplenmelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.