Kadın katilleri dışarı çıkıyor

Kadın Haberleri —

Kadın cinayetleri protesto

Kadın cinayetleri protesto

  • 11. Yargı Paketi'ndeki infaz düzenlemeleri, şiddet faillerinin tahliyesine yol açtı; tahliyeler sonrası iki kadın katledildi. Kadın örgütleri, “O yargı paketi olmasaydı, bugün Rojda hayatta olacaktı" değerlendirmesinde bulundu.
  • Rosa Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen, "Bu ülkede gerçek adaleti sağlamak istemeyen bir iktidar var. ‘Kadınlar kendinize dikkat edin, kadın katilleri dışarı çıkıyor’ demiştik. Maalesef haklı çıktık” diye konuştu.

Kadına yönelik şiddet tartışmalarını yeniden yükselten 11. Yargı Paketi, yaklaşık 50 bini aşkın hükümlünün erken tahliyesine imkan tanıdı. Ancak paket kapsamında kadına yönelik kasten öldürme gibi ağır suçlar kapsam dışı bırakılmasına rağmen, uyuşturucu ticareti gibi suçlardan hüküm giyen potansiyel şiddet faillerinin serbest kalması, kadınların yaşam hakkını tehlikeye attı. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi (KHM) ve diğer kadın örgütleri, düzenlemenin kadın cinayetlerini artıracağı uyarısını önceden yaptıklarını belirterek İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi ve anayasal düzenlemelerin yapılması gerektiği çağrısında bulundu.

Rojda hayatta olacaktı

Uyuşturucu ticareti suçundan yaklaşık 4 yıldır cezaevinde bulunan Okay Gür (38), 11. Yargı Paketi kapsamında 25 Aralık 2025'te tahliye edildi. Tahliye olur olmaz dini nikahla birlikte yaşadığı Rojda Yakışıklı'yı görüntülü arayarak "Hepinizi öldürmeye geliyorum" diye ölümle tehdit etti. Rojda Yakışıklı, bu tehdit üzerine karakola şikayette bulundu ancak yeterli koruma tedbiri alınmadı. 27-28 Aralık tarihlerinde Okay Gür, Rojda Yakışıklı'yı işkence ederek boğdu ve cesedini mezradan 4 kilometre uzaktaki boş araziye gömdü. Fail Okay Gür, çocuklarını alarak kaçarken yakalandı ve tutuklandı. Kadın örgütleri, bu cinayetin paketin doğrudan sonucu olduğunu belirterek, "O yargı paketi olmasaydı, bugün Rojda hayatta olacaktı" değerlendirmesinde bulundu.

Cezasızlık politikalarına son verilmeli

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi (KHM), pakete yazılı açıklama ile sert tepki gösterdi. Açıklamada, "11. Yargı Paketi'nde yer alan infaz düzenlemesi kapsamında şiddet failleri serbest bırakılmış; kadınların yaşam hakkı ciddi biçimde riske atılmıştır" denildi. Rojda Yakışıklı cinayeti somut örnek olarak gösterilerek, tahliye edilen faillerin yeniden şiddet uyguladığı vurgulandı.

KHM, yasama sürecinde kadın örgütlerinin uyarılarının dikkate alınmadığını ve tahliye öncesi hiçbir önleyici tedbir uygulanmadığını belirtti. Anayasa'nın 17. maddesine atıfla devletin yalnızca ihlal etmeme değil, önleme, koruma ve etkili soruşturma yükümlülüğü olduğu hatırlatıldı: "Öngörülebilir şiddet risklerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması, yaşam hakkının açık ihlalidir."

Merkez, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin devletin vazgeçilmez yükümlülüğü olduğunu tekrarlayarak, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun'un eksiksiz uygulanması çağrısı yaptı. Ayrıca, "Koruyucu ve önleyici mekanizmalar kağıt üzerinde bırakılmamalı; ceza infaz sistemi kadınların yaşam hakkını esas alacak biçimde düzenlenmelidir" diyerek cezasızlık politikalarına son verilmesini talep etti.

‘Ölmek istemiyoruz’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Rosa Kadın Derneği ve Amed'deki yerel örgütler de ANF’ye konuştu. KCDP verilerine göre, 2025'in ilk 11 ayında 260 kadın katledilirken, 267 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi – şüpheli ölümler ilk kez cinayetleri geçti.

Amedli kadınlar, "Gerçek adalet istiyoruz, erkek adalet istemiyoruz" sloganıyla protestolar düzenledi. SES Amed Şube Kadın Sekreteri İlknur Ayık, "11. Yargı Paketi sonrası son günlerde iki kadın katledildi. Daha fazlası olacak ve biz bunu kabul etmiyoruz. Düzenlemelerin derhal değiştirilmesi gerekiyor, çünkü artık ölmek istemiyoruz" dedi. 2025'in "Aile Yılı" ilan edilmesine rağmen kadınların güvensizliğinin arttığını belirten İlknur Ayık, Diyanet'in kadın giyimine dair fetvalarına da tepki gösterdi.

Uyardık haklı çıktık

Rosa Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen, "Bu ülkede gerçek adaleti sağlamak istemeyen bir iktidar var. EŞİK’in başlattığı kampanya çok önemliydi. ‘Kadınlar kendinize dikkat edin, kadın katilleri dışarı çıkıyor’ demiştik. Maalesef haklı çıktık. Katiller tahliye edildi ve ilk olarak iki kadın arkadaşımız katledildi. O yargı paketi olmasaydı, bugün o kadınlar hayatta olacaktı” ifadelerini kullandı. Suzan İşbilen, sorunun yalnızca yasal düzenlemelerle çözülemeyeceğini, erkeklik algısının eğitimden medyaya kökten sorgulanması gerektiğini vurguladı. Suzan İşbilen, “Bu düzende kadınlar için en riskli alan, kendi evleridir. Çünkü katillerle birlikte yaşıyorlar. Erkekler en küçük gerekçede intikamını kadından alıyor” ifadelerini kullandı.

 

Sûr Belediyesi Kadın Danışma Merkezi çalışanı Dilek Acar ise, "Kadınlar artık kendilerini güvende hissedemiyor. Türkiye'nin hiçbir ilinde güvenli sokak yok, evler bile güvenli değil. Mücadele hattı güçlenmeli" çağrısında bulundu. HABER MERKEZİ

 

 

* * *

420 katliam 508 şüpheli ölüm

Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER), 2025 yılı boyunca basına yansıyan kadına yönelik şiddet vakalarını inceleyerek hazırladığı raporu açıkladı. Bianet, Jin News, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mezopotamya Ajansı ve çeşitli yerel-ulusal basın kaynaklarından derlenen veriler SPSS programıyla analiz edildi. Rapora göre, yalnızca bir yılda toplam 928 kadın hayatını kaybetti; bunların 420'si cinayetle, 508'i ise şüpheli şekilde öldü.

SAMER, raporunda bu verilerin sadece basına yansıyanları kapsadığını vurgulayarak, gerçek tablonun çok daha ağır olabileceğini belirtti. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin yapısal bir sorun olduğu ifade edilirken, önleyici politikaların güçlendirilmesi ve etkin yargı süreçlerinin hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.