Yoksulluk ve cinsiyet eşitsizliği derinleşiyor

Kadın Haberleri —

Yoksulluk

Yoksulluk

  • DİSK-AR’ın 2026 Asgari Ücret Araştırma raporuna göre mevcut asgari ücret, temel ihtiyaçları dahi karşılayamazken, yoksulluk ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor.

Türkiye'de 2026 yılı için net asgari ücret, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yüzde 27 artışla 28 bin 75 TL olarak açıklandı. Ancak DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yayımlanan rapora göre asgari ücret, açlık sınırının altında kalırken, yoksulluk sınırının çok gerisinde seyrediyor. Milyonlarca emekçinin temel gelir kaynağı haline gelen asgari ücret, fiilen "hayatta kalma ücreti"ne dönüşmüş durumda. Rapora göre mevcut tablo, asgari ücretin yalnızca ekonomik değil, toplumsal ve cinsiyet temelli bir yoksulluk sorunu haline geldiğini gösteriyor.

Açlıkla eşitlendi

DİSK-AR'ın verilerine göre, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 26 bin 925 TL, yoksulluk sınırı ise 93 bin 135 TL seviyesinde. Tek kişi için yoksulluk sınırı yaklaşık 43 bin 292 TL olarak hesaplandı. 28 bin 75 TL'lik asgari ücret, açlık sınırını ancak geçebiliyor ancak barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi temel giderleri karşılamaktan uzak. Rapor, bu durumun kent yoksulluğunu kalıcı hale getirme riski taşıdığını vurguluyor.DİSK-AR, mevcut sistemin hane yükünü tamamen emekçilerin omuzlarına bıraktığını belirterek, ücretin aile esaslı hesaplanması gerektiğini savunuyor.

Raporda en çarpıcı kalemlerden biri gıda harcamaları. Asgari ücret, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi mümkün kılmıyor. Et, süt, yumurta, sebze-meyve gibi temel besinlere düzenli erişim sağlanamıyor. Özellikle çocuklu hanelerde beslenme yoksulluğu ciddi boyutlara ulaşıyor. Büyükşehirlerde kira bedelleri asgari ücretin yarısını, hatta tamamını aşıyor. DİSK-AR, barınmanın temel bir hak olduğunu hatırlatırken, mevcut ücret politikasının işçileri sağlıksız koşullarda yaşamaya veya aşırı borçlanmaya zorladığını belirtiyor. Elektrik, doğalgaz, su faturaları ve işe gidiş-geliş masrafları, asgari ücretlinin bütçesinde büyük yük oluşturuyor. Sağlık ve eğitim harcamaları ise "ikincil" görülerek ertelenmek zorunda kalınıyor.

Kadınların söz hakkı yok

DİSK-AR, asgari ücret politikasının kadın yoksulluğunu derinleştirdiğini vurguluyor. Asgari ücretin belirlenmesinde kadınların neredeyse hiç söz hakkı yok. Kadınlar, düşük ücretli ve güvencesiz işlerde daha fazla çalışırken, ev içi bakım yükünü de üstleniyor. Kreş ve bakım hizmetlerinin eksikliği, kadınları "yoksulluğu yönetmeye" zorluyor.

Türkiye’de kadınların önemli bir bölümü kayıt dışı, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışırken, asgari ücret ve altı gelirle çalışan kadın oranı erkeklere kıyasla daha yüksek. Kadınlar, ücretli emeğin yanı sıra ev içi bakım yükünü de üstlenmek zorunda bırakıldıkları için asgari ücretle yaşamaya değil, yoksulluğu yönetmeye zorlanıyor. Kreş, bakım hizmetleri ve kamusal desteklerin yokluğu, kadın yoksulluğunu derinleştirirken, gıda, sağlık ve eğitim harcamalarındaki kısıtlar en çok kadınların sorumluluğunda karşılanıyor. Rapor asgari ücret politikasının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten bir mekanizma haline geldiğini ortaya koyuyor. İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.