Kürtçe savunma yasağı soruldu

Öznur Bartın
- Manavgat S Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden mahkemeye çıkarılan tutsaklar Kürtçe savunmasını "Benim mahkememde Türkçe konuşacaksınız, Kürtçe konuşturmam" diyerek engelleyen hakim, Adalet Bakanı'na soruldu.
- “Bakanlığın tutumunu merakla bekliyoruz" diyen Colemêrg Milletvekili, Kürtçeye tahammülsüzlüğün yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, toplumsal barışı zedeleyen yapısal bir sorunun yargı alanındaki tezahürü olduğunu söyledi.
AZİZ ORUÇ / İSTANBUL
Manavgat’ta mahkemede yaşanan Kürtçe tahammülsüzlüğe karşı Adalet Bakanlığına ve İHİK’e başvuruda bulunduklarını belirten DEM Parti Milletvekili Öznur Bartın, “İlgili hakim ve mahkemenin tutumuna karşı da Adalet Bakanı gerekeni yapmalıdır. Bununla ilgili incelemeler, denetimler sağlanmalıdır” dedi.
Manavgat S Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde pencerelere takılan gergi tellerini söktükleri gerekçesiyle Ümit Tamur, Cesim Yıldırım, İbrahim Ertaş ve Özkan Bayhan adlı tutsaklar hakkında dava açıldı. Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce 22 Aralık 2025’te “Kamu malına zarar vermek” iddiasıyla yargılanan tutsaklar, Kürtçe savunma yapmak istedi. Mahkeme başkanı, "Benimle dalga mı geçiyorsunuz, burası Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri, benim mahkememde Türkçe konuşacaksınız, Kürtçe konuşturmam, siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz?” diyerek, Kürtçe savunma talebini reddetti.
Faşizan tutumun özeti
Tutsakların Kürtçe savunmasının engellemesini Meclis gündemine taşıyan Colemêrg Milletvekili Öznur Bartın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu (İHİK) Başkanlığına başvurarak, konunun araştırılmasını ve tutsakların dinlemesini isteyen Bartın, hakimin tavrının, savunma hakkını bir lütuf gibi gören ve yargı erkinin tarafsızlığıyla bağdaşmayan bir zihniyeti yansıttığını belirtti. Bartın, “Türkiye’deki faşizan tutumun özetidir. Kürt’ün dilini yasaklıyor, Kürt’ü de tanımıyor. Bu bir zihniyetin tezahürüdür” dedi.
Savunma hakkı lütuf değil
“Tutsaklar, Manavgat S Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda, yüksek güvenlik rejimi altında; uzun süreli tecrit, sınırlı sosyal temas, yoğun disiplin soruşturmaları ve idari baskılarla karşı karşıya iken, mahkemenin de böyle keyfi, tekçi ve faşizan yaklaşması kabul edilemez” diyen Bartın, şöyle devam etti: “Adil yargılanma hakkının ayrılmaz unsurlarından biri kendi ana diliyle savunmasını yapabilmektir. Maalesef bir hakim, ‘Türkçe konuşacaksınız’ diyerek, savunma hakkını bir lütuf gibi görüyor. Keyfi davranıyor. Bu tutum asla kabul edilemez. Hakimin Kürt düşmanlığı ve inkar tutumu mahkemenin bağımsızlığına da gölge düşürüyor.”
Adalet Bakanı gerekeni yapmalı
Adalet Bakanlığına ve Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvurularına henüz bir dönüş olmadığını söyleyen Bartın, şunları dile getirdi: “Adalet Bakanlığının tutumunu merakla bekliyoruz. Ana dile yaklaşım, özetle Kürtçeye yönelik bu tahammülsüzlük, yalnızca bireysel bir hak ihlali de değil, toplumsal barışı zedeleyen yapısal bir sorunun yargı alandaki tezahürüdür. Adalet Bakanlığı hakim ve mahkeme hakkında ne yapacak göreceğiz. Bu olayın takipçisi olacağız. Yasakçı, tekçi anlayışa karşı adım atılmalı. Bu süreçte yasakçı bir anlayış değil, özgürlükçü bir anlayışa ihtiyacımız var.”
Tutsakların görüşleri alınmalı
Bartın, DEM Parti'li vekiller ve ÖHD'den oluşan geniş kapsamlı bir komisyonlarının olduğuna işaret ederek, “Yaşanan olaydan sonra komisyonumuz gerekli görüşmeleri yaptı. Bir rapor hazırlanacak. Hem cezaevi hem de gerekirse Bakanlık ile görüşmeler sağlanacak. İHİK’e de başvurarak, gidip tutsaklarla görüşmesini istedik. Tutsakların görüşleri alınmalı ve bu konuda gerekli adımlar atılmalıdır. Tutsakların kendi ana dilleriyle savunma yapmaları için zemin hazırlanmalıdır. İlgili hakim ve mahkemenin tutumuna karşı da Adalet Bakanı gerekeni yapmalıdır. Bununla ilgili incelemeler, denetimler sağlanmalıdır” dedi.
Kürt’ü de ana dilini de kabul et
Kürtçe konuşmanın, halay çekmenin, şarkı söylemenin yasak olduğu günlerden bugünlere mücadeleyle gelindiğini ve benzer yasakçı anlayışları asla kabul etmediklerini belirten Bartın, şunları ekledi: “Tekçi, faşizan yaklaşımlar sürece de zarar verir. Kürt’ü de ana dilini de kabul edeceksin. Bir ileri, iki geri olmaz. ‘Kürtçe konuşabilirsiniz’ ama ‘Ana dilde eğitim olmaz’, ‘Mahkemede Kürtçe değil, Türkçe konuşacaksınız’ derseniz, olmaz. Hepsi birdir. Kürtler dilleri ve kültürleriyle var. Bunu kabul etmeden sorun çözülmez.”











