Kobanê'den getirilen toprakla defnedildi

Hüseyin Aykol uğurlama
- Gazeteci-yazar Hüseyin Aykol, bugün düzenlenen törenin ardından Karşıyaka Mezarlığında vasiyeti üzerine Kobanê'den getirilen toprakla son yolculuğuna uğurlandı.
Gazeteci Hüseyin Aykol’un cenaze töreninde konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, “Ben de bir Kürt olarak diyorum ki; Hüseyin yoldaş sen bize değil, biz sana borçluyuz. Özgür bir ülke yaratarak borcumuzu ödeyeceğiz” dedi.
Geçirdi beyin kanaması sonrası iki aydan fazla tutulduğu yoğun bakımda yaşam mücadelesini kaybeden gazeteci-yazar Hüseyin Aykol için dün Ankara’da Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde tören düzenlendi. Tedavi gördüğü hastaneden tören salonuna getirilen Hüseyin Aykol’un cenazesini meslektaşları omuzlayarak sahneye taşıdı. Aykol’un tabutunun üzerine kırmızı karanfiller bırakıldı. Salona, “Özgür Basın’ın devrimci çınarı, seni unutmayacağız” yazılı pankart asıldı. Törende Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) üyeleri, Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkanı Mertcan Titiz, Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel ve çok sayıda milletvekili yer aldı.
Ona veda etmiyorum
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajının okunmasının ardından Hüseyin Aykol’un yol arkadaşı Nuray Çevirmen söz aldı. Nuray Çevirmen, “80 gün boyunca bekledim, 80 gün boyunca da onunla konuştum. Ne var ne yok onunla hep sohbet ettim, onun beni duyduğu inancını hiç kaybetmedim. Özellikle Özgür Basın çalışanları hiç ama hiç beni yalnız bırakmadı. Ona veda etmiyorum ama ona Sadi Şirazi’nin bir şiiri ile seslenmek istiyorum:
Şimdi nasıldır bahçemin hâli ey bahar meltemi, söyle
Çünkü bülbüller figan ediyor, böyle gamlı telaşlı
Gül nedir ki senin can alıcı güzelliğin karşısında
Sen çiçekler arasında, dikenler içindeki gül gibisin
Ey şifa kaynağı mücevher, hastalarına bir bak,
Merhem elinde fakat bizi yaralı bırakıyorsun
Bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra,
Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanarak geçirdik.”
Bakırhan: Biz sana borçluyuz
Ardından konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Aykol’u uzun yıllardır tanıdığını belirterek, şunları söyledi: “Değerli arkadaşlar ben de Hüseyin yoldaşı uzun yıllardır tanıyorum. Ankara'da dönem dönem çok uzun mesailerimiz oldu. Yurt dışı seyahatlerimiz oldu. Çeşitli etkinliklere katıldık. Emin olun yani söylediğim hiçbir şeyde zerre kadar bir abartı yok. Ben hayatımda böylesine mütevazi, böylesine işine bağlı, disiplinli düşünebiliyor musunuz? İşyeri açılmadan ilk kapıya giden günlerce, aylarca, yıllarca Hüseyin Aykol'dur. O kadar işine sevdalı. O kadar yaptığı işin ne kadar değerli olduğunu bilen, yazıda her kelimenin toplumda nasıl bir karşılık oluşturacağını bilen bir bilinçle, bir inatla, bir irade ile çalışan bir yoldaşımızdı. Çok şey öğrendik. Mütevaziliği ile geçmişteki deneyimiyle, bıraktığı tecrübesiyle bizlere çok şey öğretti. Sinevizyonda ‘Ben Kürt halkına borçluyum’ diyor. Düşünebiliyor musunuz? 50 yılını vermiş, 10 yılı aşkın süre cezaevinde kalmış, dümenlerin kırıldığı, fırtınalarda insanların düştüğü sırtını hakikate, gerçeğe döndüğü bir süreçte 40 yıldır hakikate doğru dümeni kırmadan fırtınadan, rüzgârdan, zulümden yılmadan gemiyi hakikate ulaştırmaya çalışan bir insan ben Kürtlere borçluyum diyor. Ben de bir Kürt olarak diyorum ki Hüseyin yoldaş sen bize değil biz sana borçluyuz. O borcumuzu özgür bir ülke yaratarak, demokratik bir ülke yaratarak Kürt'ün, Alevi'nin eşit yurttaşlar olduğu bir ülke yaratarak sana, Apê Musa'ya, Gurbetelli Ersöz'e, Nagihanlara ve Nazımlara vereceğimizin sözünü veriyorum. Tekrardan hepimizin başı sağ olsun. Başta çalışma arkadaşlarının başı sağ olsun. Ailesinin başı sağ olsun. Hüseyin yoldaşımızı kalbimizin en kutsal yerinde yaşatacağımızın sözünü veriyorum.”
Onurunu hiç lekeletmedi
Daha sonra Aykol’un arkadaşı Aytunç Altay söz aldı. Altay, Aykol’un gençlik yıllarında verdiği mücadeleye, tutuklanmasına ve işkenceye uğramasına işaret etti. Aykol’un 45 gün boyunca işkenceye uğradığını hatırlatan Altay, cezaevinden çıktığı gibi tekrar sokaklarda mücadele etmeye devam ettiğini söyledi. Altay, “Onurunu lekeleyecek hiçbir şeyi kabul etmeyen bir yoldaşımızdı” diye konuştu.
Altay, Aykol’un çalıştığı dergi ve yayınlara dikkat ekerek, Aykol’un bu sıralarda Kürt Özgürlük Hareketi ile tanıştığını söyledi. Altay, “Bu yoldaşımız, verdiği mücadele ile arkasında mücadeleyi yürütecek çok sayıda genç yoldaşını bıraktı. Onu uğurlarken yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm diyorum” dedi.
Sosyalizme akan kişilik
Çalışma arkadaşı, yazar ve gazeteci Haydar Ergül ise “Hüseyin arkadaş, çok farklı şeyler çağrıştırıyor. Dile kolay, 70 yıllık bir mücadele. Sosyalizme akan bir kişilikten bahsediyoruz. Kamuoyunda Özgür Basın kimliği öne çıkmıştır, bir de onun sosyalist bir kimliği vardır. 52 yılı pratik mücadele içinde geçmiştir. Sosyalizme akan 70 yıllık bir hayattan söz ediyoruz” diye konuştu. Ergül, PKK’nin ilk kadrolarından olan Kemal Pir ve Haki Karer’e işaret ederek, Hüseyin Aykol’un bu iki ismin oluşturduğu geleneğin bugünkü temsilcisi olduğunu söyledi. Ergül, şöyle konuştu: “Türk ulus devleti, herkesin Türk olarak görüldüğü ve Kürt demenin suç olduğu, hatta öyle bir hale gelinmiştir ki Kürdün kendine Kürdüm diyemediği bir dönemde Kemal Pirler ile başlayan bir gelenek var. Hüseyin Aykol’un birinci temel özelliği bu geleneğin devamcısı olmasıydı. Amaç ve hedeflerinde ısrarlıydı, çok sakin gözükürdü ama bazı nehirler vardır çok sakin akar ama gittiği yerleri değiştirir. Hüseyin arkadaş tarihsel bir kişiliktir. Çok derin bir emekçidir. 70 yaşında hala çalışan ve ilk büroyu açan bir isimdi. İlk kapıyı açıp çay koyan arkadaşımızdı. Binlerce tutsağın gözü, kulağı ve sesi olmuştur. Yapma iradesi yüksek olan ve halkların birliğine inanan bir kişilikti. Hüseyin arkadaş aynı zamanda bir hafıza, belekti. Yeni süreci inşa ederken kişiliğinden öğrenecek çok şey vardır.”
Meslektaşlarının omuzunda
Yapılan konuşmaların ardından Aykol’un çok sevdiği ve Kitora’ya ait olan Caravansary türküsü çalındı. Yılmaz Güney Sahnesi’ndeki törenin ardından Karşıyaka Mezarlığı’nda bulanan camiye getirildi. Burada kılınan cenaze namazı ardından Aykol çalışma arkadaşları ve sevenleri tarafından defnedilmek üzere mezarlığa götürüldü.
Vasiyetine uyuldu
Aykol yaşamını yitirmeden önce DAİŞ’e karşı verilen destansı direnişle sembol haline Kobanê kentinin toprağıyla defnedilmek istediğini vasiyet etmişti. Aykol’un vasiyeti doğrultusunda Kobanê kentinden getirilen toprak, kızıl bayrak ve karanfillerle son yolculuğuna uğurlandı. DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, TJA aktivisti Sebahat Tuncel ve çalışma arkadaşları, daha sonra Aykol’un mezarının üzerine karanfil bıraktı.
Mezar başında söz alan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek, Aykol’u Özgür Basın’nın şehidi olarak gördüklerini söyledi. Çiçek, “Hüseyin Hoca Özgür Basın şehididir. Tıpkı Apê Musa, Gurbetelli Ersöz gibi Özgür Basın şehididir. Hüseyin Hoca ölümsüzdür” dedi. Daha sonra, “Şehîd namirin” sloganı atıldı.
Taziyeler, dünden itibaren ailesi ve arkadaşları tarafından İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi'nde kabul ediliyor. ANKARA














