Süreç ve Almanya'da diplomasi

Dersim DAĞDEVİREN yazdı —

  • Kürtlerin Almanya'daki başarısı için yeni, yaratıcı, gerçekçekçi ve kapsayıcı bir perspektif gereklidir, ancak ne yazık ki 2025 yılı bu konuda çok zayıf geçti. Eski tarzın tekrarı, ilerlemeyi engelledi.

DERSİM DAĞDEVİREN

1,5 milyon Kürt'ün yaşadığı Almanya'da en çok şikayet edilen noktalardan birisi diplomasi çalışmasının yetersiz oluşudur. Bu konuyu tartışırken birçok hususu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Eleştiri yapmak kolay, elbette yapılmalıdır fakat insanın kendisine ayna tutup bunun neresinde durduğunu irdelemek de önemlidir. 

Diplomasi çalışmasını etkileyen iki temel husus var;

* Bu çalışma günümüze kadar Kürdistan eksenli yürütüldü. Almanya'daki Kürt toplumunun sorunları ve böylelikle buradaki siyasete ve daha önemlisi toplumsal yaşama katılım pek gündemde değildi, hala da değil. Her ne kadar son yıllarda başta KCDK-E ve KON-MED olmak üzere kurumlarımız bu konuyu gündemine almış olsa da pratikte neredeyse hiçbir şekilde uygulan(a)mıyor.

* PKK yasağından kaynaklı kriminalizasyon, küçümsenmeyecek bir etkiye sahip. Kriminalizasyonun yarattığı otokriminalizasyon göz ardı edilmemeli. Otokriminalizasyon, çalışmaları sınırlayan, hatta kısmen etkisiz kılan bir gerçekliktir. Yapımız, maalesef buna zemin sunuyor, çalışan sayısını yüksek tutabilmek için kabulleniyor. Bu yaklaşım, birçok açıdan sorunlu. Şeffaflık, başarı için gereklidir. Kendi ismiyle çalışmaya katılmayanların yaklaşımları soru işaretleri uyandırıyor. Meşru taleplerimiz bakımından da yanlış bir tutumdur. İsmini ortaya koyarak çalışanların sayısı az olduğu için bunlar daha kolay hedef haline geliyor. Böylelikle bu sayı daha da azalıyor. Süreç ile birlikte zamanla iyileşme olur yaklaşımı sorunludur, çünkü kaybedilecek zaman yoktur. 

Yeni kuşağa güvenmeli,  görünür olmamaları sorgulanmalı

Diplomasi bağlamında sivil toplum örgütlenmeleri çok önemlidir. Bu hem sürecin toplumsallaşması hem de bir iktidar hastalığı olan merkeziyetçiliğin aşılması bakımından, yani demokrasiyi yaşam biçimi olarak inşa etmek için elzemdir. Kürt Karşıtı Irkçılık Bilgi Merkezi, bu konuda iyi bir örnektir. Tıp Fakültesi öğrencisi bir genç tarafından kurulan kurum, Almanya'da ciddi bir boşluğu dolduruyor. Çalışanların hepsi yetenekli gençlerdir. Bu, nesil değişikliği konusunun önemine ve üniversite öğrencilerinin potansiyeline de işaret ediyor. Artık çalışmalarda bir nesil değişikliği şart. Yetenekli genç insanlara güvenip onları teşvik etmek gerekiyor. Gençler rakibimiz değil, geleceğimizdir. Avrupa boyutuyla tabloya baktığımızda; gençler, maalesef fazla görünür değildir. Nazım Hikmet'in "Babamdan ileri, oğlumdan geriyim" dizesindeki gibi. Bundan dolayı mutlaka nesilleri, deneyimleri ve vizyonları buluşturmanın yollarını aramak gerekiyor.

Dar ideolojik bakış açılarını büyük oranda aşıyorlar

Ulusal birlik bakımından da nesil değişikliği olumlu sonuçlar yaratacaktır. Gençlerin, dar ideolojik bakış açılarını büyük oranda aştığını söylemek mümkün. Yeni oluşan Kürt Öğrenci Grupları Topluluğu'nun yönetimi bu bakımdan iyi bir örnektir. Üniversite öğrencilerinin bu oluşumu heba edilmemesi gereken ciddi bir potansiyeldir. Son dönemde onlarla olan temastan yola çıkarak şunu söylemek mümkün; yetenekli ve geleceğe umutla bakan, kimliğine sahip çıkan ve vizyonları olan bir yapı söz konusudur. Bu gücü, özgün konumlarını korumakla birlikte değerlendirmek gerekiyor, ancak klasik yaklaşımlarımız ve kurumsal yapımız buna elverişli değil. Bu potansiyelin heba edilmemesi, geleceğimiz bakımından elzemdir. 

Sosyal medyanın gücü gençlere ulaşmada önemlidir

Öğrenciler, sosyal medya alanında da önemlidir. Alman Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü (SWP) hükümet için '21. yüzyılda diplomasi' başlıklı raporunda, özellikle devlet dışındaki yapılar ve hareketler bakımından sosyal medyanın gücünü ortaya koyuyor. Bu gücü değerlendirmek gerekiyor. Kapitalist modernite araçlarından uzak durarak sisteme meydan okumak, başta sosyal medya olmak üzere bir çok alanda sonuç alıcı değildir. TikTok gibi platformlarda da (siyasi) temsiliyet gereklidir. Sosyal medya gençlere ulaşma bakımından günümüzün en önemli araçlarından biridir. 

2025, eskinin tekrar edildiği, ilerlemenin olmadığı yıl oldu

Bütün bunları başarabilmek için perspektif gereklidir, ancak ne yazık ki 2025 yılı bu konuda çok zayıf geçti. İmralı endeksli beklemeli pozisyon yıla damgasını vurdu. Yaratıcılık olmadığı ve eski tarz ve pratikler tekrarlandığı için yeterince ilerleme kaydedilemedi. Sırf kurumlar ve yetkililer değil, bireyler de bu durumu aşamadı. Aslında tam da şimdi muazzam deneyimlerden yola çıkarak yeni modelleri, konuları vb, düşünme ve gerçekleştirme vaktidir. 

Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet, henüz zihinlere yerleşemedi

Yeniyi ve yeniden yapılanmayı tartışırken eski ama bir o kadar da güncel olan, diplomaside kadın temsiliyeti konusunu unutmamalıyız. Ne yazık ki; çalışmalara ve buna bağlı olarak podyumlara toplumun yarısı yansımıyor. Kadınlar, çoğu zaman yapı itibarıyla kendileri ön plana çıkmaz. Onları ikna eden ortamlar yaratılmalı. Bu da kadınların kendini güvende hissettiği ortamlarla mümkün. Sahnede bir kadın da vardı, demek için moderatörlüğü onlara vermek yetmez. Maalesef bilinç altında hala ataerkil sistem işliyor. Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet zihinlere yerleşmelidir fakat realitemiz bundan uzaktır. 

Zihniyet devrimi zorunludur

Her birey bu konularda sorumluluk taşıyor, ancak kolektif yapının, örnek ve öncü olması gerekiyor. Barış ve Demokratik Toplum hedefi, zihniyet devrimini zorunlu kılıyor. Bunu gerçekleştiremeyen bireyler ve yapılar aşılacaktır. Değişim kaçınılmazdır ve özgürlük kazanacaktır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.