Askeri kontrol bölgesi olarak Şengal

Merwan ZERDEŞT yazdı —

  • Irak, kuruluşundan itibaren Şengal’i bir askeri bölge olarak gördü; bunu 1939'da resmileştirdi ve 2014 fermanına kadar sürdürdü. Şengal, idari ve siyasi değil, askeri temelde yönetildi.

Irak ve Şengal ilişkilerini tarihsel ve güncel olarak değerlendirdiğimizde değişmeyen temel bir gerçekle hep karşılaşırız. Şengal, hem Osmanlı döneminde hem de Irak’ın bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesine çıktığı dönemden günümüze kadar askeri bir bölge, Êzîdîler de boyun eğdirilmesi gereken bir toplum olarak ele alındı. Şengal ve Êzîdî toplumuna dönük karar ve yasalar da (bunlar şiddet yoluyla teslim alma politikasını temsil eder) bu çerçevede şekillendi. Êzîdî toplumu ve Şengal, yalnızca açık ferman dönemlerinde değil, tüm siyasal, kültürel ve ekonomik süreçlerde bu politikanın uygulama alanı olageldi.

Osmanlı’dan ayrılıp 1920'de İngiliz mandası olan Irak, 1932'de bağımsız bir ulus-devlet inşasına yöneldiğinde, ilk elden Şengal ve Şêxan bölgesindeki Êzîdî toplumunu kontrol altına almaya çalıştı. Êzîdîler, tarih boyunca kendi yaşam alanlarını koruma temelinde öz savunmalarını geliştirdi, devletin askeri olmamak için hep direndi ve bu direnişin bedelini de 'ferman' yaşayarak ödedi.

Irak'a askerliğin reddi

Irak, bağımsızlığını kazanır kazanmaz zorunlu olan askerlik yasasını 1934'te yürürlüğe koydu. Êzîdîler de bu yasaya karşı kuşkusuz direndi. Bu direnişte inançlarının önemli bir yeri vardı. Êzîdîlerin Arap-İslam bir devletin ordusu içerisinde inançlarının gereklerini yerine getiremeyecekleri, hatta kimliklerinden dolayı birçok kötülükle karşılaşacakları kesindir. Bununla birlikte, Şengal’deki Êzîdîler, yüzyıllardır Şengal Dağı’nın sağladığı korumayla özerk bir yaşam sürmekteydi ve devletin askeri olmak istemiyordu. Dolayısıyla Êzîdîler, zorunlu askerlik yasasına karşı çıktı. “1935 Şengal İsyanı” olarak tarihe geçen direniş, bu karşı koyuşun adıdır.

İtiraza fermanla yanıt

Askere alma memurlarının Ekim 1935'te Şengal’deki Êzîdî köylerine girmesiyle direniş başladı. Êzîdî direnişinin öncülüğünü ise bir İngiliz uçağını ferdi silahıyla düşürdüğü rivayet edilen Dawidê Dawûd yaptı. Bekleneceği gibi, Irak bu isyana kanlı bir bastırma harekâtıyla cevap verdi; katliamda ve yıkımda ünlü bir komutanını atadı. Bekir Sıdkı’nın komutasındaki Irak ordusu, Şengal’e girerek onlarca köyü yıkıma uğrattı, Êzîdî öncülerini katletti ve sıkıyönetim ilan etti. Şengal’de sıkıyönetim demek, bir nevi ferman demektir. Irak ordusunun saldırılarında 200 civarında Êzîdînin katledildiği, Şengal Dağı’ndaki 11 köyün yerle bir edildiği, yüzlerce kişinin ise hapse atıldığı kayıtlara geçti. Kuşkusuz kayıtlara geçmeyen birçok şey yaşandı. Irak ordusu, Şengal'i işgal etmesine, sıkıyönetim ilanına, idam ve hapse rağmen Şengal’den yalnızca dört (4) Êzîdînin ismini asker adayı olarak kaydedebildi.

1939'da resmileşen askeri bölge

Görüldüğü gibi 1932'de Milletler Cemiyeti’ne kabul edilen Irak’ın, ulus-devlet inşası için ilk yöneldiği alan Şengal, ilk saldırdığı toplum ise Êzîdîler oldu. Şengal’e dönük askeri saldırıda yalnızca dört Êzîdî gencini orduya kaydetme başarısı gösteren Irak, uzun yıllar boyunca Şengal’i bir askeri bölge olarak yönetti; bu durum, 1939'da resmileşti. Irak eliyle 2014 fermanına kadar 80 yıllık kesintisiz bir baskı, sindirme, ezme ve teslim alma siyaseti izlendi. Bu süreç boyunca Şengal, hep askeri bir bölge olarak ele alındı; idari ve siyasi değil, askeri temelde yönetildi. Êzîdîlerin, 2014 fermanına Şengal Dağı’nda değil de ovada ve hazırlıksız bir şekilde yakalanmasında, 80 yıllık Irak siyasetinin etkisi belirleyici oldu.

Monarşi, kısa dönem ve BAAS

Monarşinin 1958'de yıkılması ve Abdülkerim Kasım döneminin başlamasıyla Êzîdîler için kısa bir ara dönem yaşandı. Abdülkerim Kasım’ın Irak’taki tüm yapıları içermeyi hedefleyen Irakçılık politikasının sonucu olarak Şengal ve Êzîdîlere dönük saldırılara kısa bir dönem ara verildi. Bu süreçte Êzîdîlere dönük politika ve uygulamalarda kısmi bir yumuşama yaşandı fakat sadece 5 yıl sürdü. BAAS, 1960’lı yılların başında artık yükselişe geçti; Êzîdîler üzerindeki dini baskının üzerine bir de Arap milliyetçiliğinin baskısı eklendi. Saddam Hüseyin döneminde, hem inanç hem etnik temelli baskılar derinleşti. Êzîdîlerin kutsal Şengal Dağı’ndan kopartılıp ovada zorla iskân edilmelerine kadar ilerleyen bir beyaz soykırım süreci yaşandı.  

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.