Barrack, Ankara'ya istediğini verdi

Thomas Joseph Barrack

Thomas Joseph Barrack

  • Reuters, bazı kaynaklarına dayanarak servis ettiği haberinde Tom Barrack'ın, Ankara'nın yıllardır savunduğu Kürt karşıtı tezleri hayata geçirmek için nasıl çalıştığını yazdı.

İngiliz Reuters haber ajansı, muhabirleri Beyrut’tan Maya Gebeily, Şam’dan Feras Dalatey, Amman’dan Süleyman el-Halidi ve Washington’dan Humeyra Pamuk imzasıyla, Washington’dan Phil Stewart ve Kudüs’ten Rami Ayyub’un katkılarını da içeren ve 9 kaynağına dayandığı bir haber paylaştı. "Suriye’nin Şara’sı, Kürt kontrolündeki bölgeleri ele geçirirken ABD’yi nasıl yanında tuttu?" başlıklı habere göre; Türkiye destekli Şam'a bağlı güçlerin, Kuzey ve Doğu Suriye'ye saldırısı, bu ayın başında Şam, Paris ve Irak’ta yapılan bir dizi toplantıyla şekillendi. Reuters'in bu toplantıların Ankara ayağının yazmaması ise dikkat çekti.

Reuters'in kaynaklarının verdiği bilgilere göre; bu toplantılar, 'Suriye Cumhurbaşkanı' Ahmed eş-Şara’nın tüm Suriye topraklarını tek bir yönetim altında birleştirme vaadini ilerletmenin ve Donald Trump yönetiminin gözünde tercih edilen Suriye ortağı konumuna gelmenin önünü açtı.

Saldırılar, özerk bölgeyi fiilen ortadan kaldırdı ve Şara,  Washington desteğini teyit etti. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Washington’ın artık Suriye devletiyle ortaklık yapabileceğini ve QSD için ayrı bir rol sürdürmeyeceğini açıkladı.

Şam'da kesilen toplantı

Reuters'e göre; 2025 boyunca süren aylarca süren görüşmelerde, QSD’nin Şam’la entegrasyonu için belirlenen yıl sonu süresi pek ilerleme kaydedilmeden geçti. İşte o noktada saldırı için ivme kazandı. QSD ile Şam yetkilileri arasında 3 Ocak’ta yapılan entegrasyon konulu toplantı, üç Kürt yetkilisinin aktardığına göre; bir Suriye bakanı tarafından aniden sonlandırıldı. Reuters'in yazmadığı bakanın, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın talimatıyla hareket eden 'Dışişleri Bakanı' Esad Şeybani olduğu biliniyor.

Ertesi gün Paris'te

Ertesi gün Şam heyeti, ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile güvenlik anlaşması görüşmeleri için Paris’e gitti. İki Suriye kaynağına göre; Suriye yetkilileri, Paris’te İsrailli muhataplarına, Kürtleri entegrasyonu geciktirmeye teşvik etmeyi bırakmaları çağrısında bulundu, çünkü Suriye tarafı İsrail’i QSD’yi desteklemekle suçluyordu. Aynı kaynaklardan birine göre; Suriye yetkilileri, orada sınırlı bir operasyonla QSD kontrolündeki bazı bölgelerin geri alınmasını önerdi ve itirazla karşılaşmadı. Suriye Bilgi ve Dışişleri Bakanlıkları, Paris toplantısına ilişkin Reuters’ın sorularına hemen yanıt vermedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise Barrack'ın Salı günü yaptığı açıklamaya atıfta bulundu.

İsrail elçisi yalanladı

ABD’ninİsrail Büyükelçisi Yechiel Leiter ise “Paris’teki üçlü toplantının tamamında hazır bulundum; İsrail, Suriye ordusunun Suriye Kürtlerine yönelik herhangi bir saldırısını onaylamadı. Böyle bir iddianın doğru olmadığı kesindir” dedi.

Türkiye 'saldırın' dedi

Bir Suriye yetkilisi, Türkiye’den Suriye hükümetine gelen mesajı paylaştı. Buna göre; Washington'un Kürt siviller korunursa QSD’ye karşı bir operasyonu onaylayacağı bildirildi. Reuters, toplantının yapıldığı gün Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da Paris'te olduğunu ve Tom Barrack ile koordinasyonunu ise haberde hatırlatmıyor. Elbette, Tom Barrack'ın göreve geldiğinden beri Türk tarafının tüm tezlerini savunduğunu ve Türkiye'nin aynı zamanda Suriye'de bir işgalci devlet olup 'Suriye Ordusu'nda kendisine bağlı çeteler istihdam ettiğini de yazmıyor.

Reuters'e konuşan Kürt yetkili Hediya Yusuf, Paris’teki anlaşmanın bu savaşa yeşil ışık yaktığını söyledi.

Barrack açıkça söyledi

Bir ABD diplomatı, bir Suriye kaynağı ve konuya vakıf başka bir Suriye aracı, Washington'un uzun süredir verdiği desteği geri çektiğine dair QSD’ye sinyaller göndermeye başladı. Barrack, 17 Ocak’ta Barrack, Hewlêr'de QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile görüştü ve ABD’nin çıkarlarının Şara’da olduğunu, QSD’de olmadığını söyledi. Reuters, bunu üç kaynağına doğrulattı, ancak bir QSD yetkilisi bunu yalanladı.

Hangi koruma güvencesi?

Bir ABD askeri yetkilisi ile iki Kürt yetkili, Şara’nın taarruzunun Kürt sivillere zarar vermesi ya da DAİŞ'lilerin  tutulduğu gözaltı merkezlerini istikrarsızlaştırması halinde ABD’nin QSD’ye koruma güvencesi verdiğini belirtti. Şam birlikleri başlangıçta önerdikleri bölgenin ötesine ilerleyince ABD ordusu ilerlemeyi durdurmaları çağrısında bulundu ve Koalisyon uçakları bazı kritik bölgelerde uyarı fişekleri attı. Bu adımlar, Kürtlerin beklentilerinin çok gerisinde kaldı.

ABD güvencelerine ilişkin soruya Dışişleri Bakanlığı, Barrack’ın QSD entegrasyonu açıklamasına atıfta bulundu.

ABD Kongresi olasılığı

Washington politikasına aşina bir ABD kaynağı ile Şara'yı bilen iki başka ABD kaynağına göre, elini fazla uzattı. Arap çoğunluklu illerin ardından 19 Ocak’ta, bir gün önce ilan edilen ateşkese rağmen Kürt şehirlerini kuşattı. Üç ABD kaynağına göre; ABD yönetimi, Suriye birliklerinin ateşkesi hiçe saymasına öfkeliydi ve Kürt sivillere karşı kitlesel şiddet korkusu yaşıyordu. İki kaynak, çatışmalar devam ederse ABD Kongresi’nin Suriye’ye yeniden yaptırım uygulama olasılığını değerlendirdiğini söyledi. Beyaz Saray bir yetkilisi Reuters’a, ABD’nin Suriye’deki gelişmeleri “ciddi endişeyle” izlediğini ve tüm taraflara “tüm azınlık gruplarındaki sivillerin korunmasına öncelik verme” çağrısı yaptığını belirtti.

Yeniden ateşkes

Kürtlerin son kalelerine yaklaştıktan sonra Salı günü ani bir kararla yeni bir ateşkes ilan etti.QSD’nin hafta sonuna kadar entegrasyon planı önermesi halinde birliklerinin ilerlemeyeceğini söyledi. Üç ABD kaynağı, ateşkes açıklamasının Washington’ı tatmin ettiğini belirtti. Reuters, bu ateşkes ilanına rağmen kuşatmadaki Kürt bölgelerine saldırıların sürdüğünü yazmıyor.

Barrack açıklama yaptı

Barrack, son ateşkes açıklamasından dakikalar sonra uzun bir açıklama yaptı. QSD’nin DAİŞ’e karşı savaş gücü olarak asıl amacının “büyük ölçüde sona erdiğini” söyleyen Barrack, Kürtler için en büyük fırsatın Şara’nın yeni hükümeti altında olduğunu ifade etti.

 

* * *

Barrack'ın berbat Suriye macerası

  • Politika, hâlâ Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan ve aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack tarafından yönetiliyor. Kürt güçlerini yok etmek Türkiye’nin önceliği ve Ankara da Şaraa'nın en büyük dayanağı.

The Wall Street Journal gazetesi, dünkü sayısında 'Tom Barrack’ın pek de mükemmel olmayan Suriye serüveni' başlığıyla eleştiriler bir başyazı yayınladı.

"Suriye’de bu acele niye?" diye başlanan yazıda, ABD’nin hiçbir çıkarı yokken Kürt liderliğindeki QSD'ye saldırının korudukları DAİŞ tutuklularını belirsiz bir akıbete terk ettiği belirtildi. Bazı DAİŞ'liler kaçtığı için ABD ordusunun Çarşamba günü devreye girerek kalanları Irak’a transfer etmeye başladığı hatırlatılarak, şunlar ifade edildi: "Başkan Trump, Ahmed eş-Şaraa rejimine kalıcı ateşkesi dayatmak için hâlâ yaptırımları koz olarak elinde tutuyor. Buna rağmen ABD bu yola başurmadı. Politika, hâlâ Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan ve aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olan Tom Barrack tarafından yönetiliyor. Kürt güçlerini yok etmek Türkiye’nin önceliği ve Ankara da Bay Şaraa’nın en büyük dayanağı."

Trump'ın Pazartesi günü Şaraa ile görüştüğünü; Salı günü ise Barrack'ın QSD için saldırı sinyali verdiği anımsatılan yazıda, Barrcak'ın uzun X paylaşımından “SDG’nin sahada birincil DAİŞ karşıtı güç olarak asıl amacı büyük ölçüde sona erdi. Şam artık hem istekli hem de konumlanmış durumda; güvenlik sorumluluklarını, IŞİD gözaltı tesislerinin kontrolü dahil üstlenmeye hazır” bölümüne atıf yapıldı. Yazı, şöyle devam etti: "Konumlanmış mı? Öyle ki Şam, yeni düzenin ilk gününde 120 DAİŞ tutuklusunun kaçtığını açıkladı. Şaşırtıcı değil ki ABD Merkez Komutanlığı ertesi gün devreye girerek tutukluları Şaraa rejiminin elinden alıp Irak’a taşıdı.

Farklı çetelerden yama

Bir yıl önce Şaraa bir cihatçı gücün lideriydi. Komutanları ve askerleri şimdi Suriye ordusunu oluşturuyor; bu ordu hâlâ farklı komuta yapılarına sahip milislerden oluşan bir yama gibi, üst düzeylerde yabancı cihatçılar da mevcut. Şaraa’nın uzak bölgelerdeki DAİŞ’i bastırmak için güç ayırıp ayırmayacağı ya da birliklerinin diğer Sünni İslamcılara karşı güvenilir olup olmayacağı meçhul.

Geçen ay Suriye güvenlik güçlerinden bir üyenin üç Amerikalıyı öldürdüğünü hatırlayın. Adamın DAİŞ bağlantıları ortaya çıkmıştı ama rejim, hafta sonu saldırıya geçmeden onu işten çıkaramadığını söyledi. Acil değildi. Halbuki ABD, QSD ile bu konuda hiç endişelenmemişti, çünkü QSD, DAİŞ’e karşı etkili bir mücadele verdi.

Onları mı satacağız?

Trump, Salı günü “Onlar bunu bizim için değil, daha çok kendileri için yapıyorlardı ama bu faydalı” dedi. QSD, DAİŞ’e karşı zafer yolunda binlerce kayıp verdi, böylece ABD kara birlikleri göndermek zorunda kalmadı. O zamandan beri QSD, petrol konusunda ABD taleplerine uyumlu davrandı ve binlerce DAİŞ'liyi hapsetti; bu, diğer ülkelerin (özellikle Avrupa’nın) onları geri almak zorunda kalmamasını sağladı."

Kürtler, en zor işleri yaptığının altının çizildiği yazıda, "Şimdi onları mı satacağız?" diye soruldu. Eğer rejim güçleri ya da DAİŞ'liler Kürt çoğunluklu bölgelere ulaşırsa yeni bir katliam yapılacağı uyarısında bulunulan yazıda, 2025’te Aleviler ve Dürzilere karşı bunun yapıldığı ve Şam'dan hesap sorulmadığı vurgulandı.

QSD tereddütte haklı

Yazıda şunlar kaydedildi: "QSD, Şaraa’nın adil entegrasyon şartlarını kabul edene kadar dizginlemesi için ABD’ye güvendi. Kürtler, Şaraa gücünü kendi ellerinde merkezileştirirken QSD’yi dağıtıp güçlerini Suriye ordusuna katmakta haklı olarak tereddüt ediyor.

ABD kumar oynuyor

ABD, şimdi hem Kürtlerin hayatlarıyla hem de kendi DAİŞ karşıtı güvenlik çıkarlarıyla kumar oynuyor. Her ikisi de Şaraa’nın bir başka saldırısını önlemek için nedendir. Türkiye, Kürtleri mümkün olduğunca çabuk ezmek istiyor ama Amerika buna kolaylık sağlamak zorunda değil."

 

* * *

Hewlêr'de bir kez daha toplantı

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile ABD’nin Suriye Temsilcisi Tom Barrack, dün Hewlêr bir kez daha buluştu.

Geçen Cumartesi günü de KDP Genel Başkanı Mesûd Barzanî’nin ev sahipliğinde Pirmam’da geniş kapsamlı bir zirve yapılmıştı. ABD’nin Suriye’deki Kuvvetleri Komutanı Kevin Lambert, Federe Kürdistan Başbakanı Mesrur Barzanî ve ENKS Başkanı Muhammed İsmail’in de hazır bulunduğu o zirvede, Suriye’deki şiddetin durdurulması ve diyaloğun ön plana çıkarılması gerektiği üzerinde durulmuştu. Pazartesi günü Şam’da, Suriyeli üst düzey yetkililerin de katılımıyla QSD ve özerk yönetimin geleceğine dair yapılan müzakerelerden herhangi bir sonuç çıkmaması, gözlerin Hewlêr’de dün yapılan temaslara çevrilmesine neden oldu.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ve Dış İlişkiler Komitesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed ile bir görüşme gerçekleştirdi. Barrack, toplantının ardından şu paylaşımda bulundu: "Bugün General Mazlum Ebdî ve Îlham Ehmed ile görüşmekten onur duyduk. Amerika Birleşik Devletleri, Demokratik Suriye Güçleri ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak'ta imzalanan anlaşmada belirtilen entegrasyon sürecini ilerletme konusundaki güçlü desteğini ve kararlılığını yeniden teyit etti. Tüm taraflar, güveni ve kalıcı istikrarı sağlamak için tüm taraflarca güven artırıcı önlemlerin belirlenmesi ve uygulanması sürecinde, temel ilk adımın mevcut ateşkesin tam olarak sürdürülmesi olduğu konusunda hemfikir oldular."

Bu görüşmenin ardından Federe Kürdistan Başkanı Nêçîrvan Barzanî ve QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî, bölgedeki kritik gelişmeleri ve Rojava’nın geleceğini ele almak üzere bir araya geldi. Bu görüşme, her iki ismin bir hafta içinde gerçekleştirdiği ikinci yüz yüze temas oldu. Taraflar en son 19 Ocak'ta bir buluşma gerçekleştirmiş, o zirvede Suriye’deki Kürt meselesi, bölgedeki azınlıkların durumu, QSD’nin Şam yönetimiyle yürüttüğü müzakere süreci ve DAİŞ ile mücadeledeki güvenlik riskleri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmişti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.