Yeni bir Enfal isteniyor

Amed Barosu açıklama

Amed Barosu açıklama

  • Rojavayê Kurdistan'da zorla yerinden etme, demografik yapıyı değiştirme ve kolektif cezalandırma amacı taşıyan organize bir savaş stratejisinin devam ettiğini belirten hukuk örgütleri, Kürt halkına ikinci Enfal'in yaşatılmak istendiğini söyledi.

Amed Barosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), dün adliye önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ile hukukçu katıldı. Burada konuşan Amed Barosu Başkanı Abdulkadir Güleç, Rojava’nın statüsüz bırakılmasının Suriye’de birlikte yaşam perspektifini hedef aldığı kadar bölgesel barışa da zarar verdiğini belirterek, halkların kendi geleceğini belirleme, kendilerini özgürce temsil etme ve varlıklarını güvence altına alma haklarının, uluslararası hukukun temel ilkeleri arasında olduğuna dikkat çekti. 

Halk iradesine saygı

Güleç, şöyle devam etti: “Türkiye’de kalıcı barışın tesis edilmesiyle Suriye’de yaşayan Kürt halkının haklarının güvence altına alınması arasında doğrudan ve kopmaz bir illiyet bağı bulunmaktadır. Türkiye’nin sınırlarının hemen ötesinde yaşayan Kürt halkının statüsüzlük, güvensizlik ve sürekli şiddet tehdidi altında bırakılması; Türkiye’de toplumsal barışı güçlendiren değil, zayıflatan bir etki yaratmaktadır. Suriye’de Kürt halkının kendi varlığını, kimliğini ve demokratik temsil mekanizmalarını güvence altına alacak bir çözüm, Türkiye’de barışın toplumsal ve siyasal zeminini de güçlendirecektir. Bu çerçevede uluslararası kamuoyuna, devletlere ve uluslararası kurumlara çağrımızdır; Suriye’de sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temelli hak ihlalleri karşısında sessiz kalınmamalı; Rojava’nın hukuki ve siyasal statüsünün korunması için uluslararası hukuk temelinde etkin adımlar atılmalıdır. Kalıcı ve adil bir barış; inkar, şiddet ve statüsüzlük dayatmalarıyla değil, halkların iradesine saygı gösterilmesi, kimliklerin ve inançların eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmasıyla mümkündür. Rojava’da demokratik çözümün ve hukuki statünün korunması, Türkiye’de ve bölgede barışın güçlendirilmesinin temel koşullarından biridir.” 

Açıklama, “Bijî berxwedana Rojava” sloganıyla son buldu. 

ÊLIH

Êlih’te İHD ve ÖHD öncülüğünde adliye önünde açıklama gerçekleştirildi. “Saldırıları durdurun. Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür” pankartının taşındığı açıklamaya, Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri katıldı. Ortak basın metnini ÖHD Êlih Şubesi Eşbaşkanı Şirin Şen okudu. 

RIHA

Riha Barosu da dün binalarının önünde açıklama yaptı. Saldırıların devam ettiğine dikkat çeken Baro Başkanı Abdullah Öncel, "Ayrım gözetme ilkesi, orantılılık ilkesi ve sivillerin korunmasına ilişkin mutlak yasaklar, bilinçli biçimde çiğnenmektedir. Bu saldırılar, zorla yerinden etme, demografik yapıyı değiştirme ve kolektif cezalandırma amacı taşıyan organize bir savaş stratejisidir. Nitekim Suriye geçici hükümeti tarafından yayınlanan bildiri ile Kürt halkına soykırım dayatılmakta, ikinci Enfal katliamı yaşatılmak istenmektedir. HTŞ ve bağlı silahlı yapıların DAİŞ mensuplarının tutulduğu hapishanelere yönelik saldırıları, bu suç tablosunu daha da ağırlaştırmaktadır. Bu eylemler, AİŞ tehdidinin yeniden sahaya sürülmek istendiğini açıkça göstermektedir" dedi.

Saldırıların başından bu yana ateşkes kararlarına uyulmadığını kaydeden Öncel, Türkiye kentlerinde yapılan protestolarda da birçok hak ihlali yaşandığı belirtti.

Saldırıların Cenevre Sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliği taşıdığını dile getiren Öncel, şunları söyledi: "Bu suçlar zaman aşımına uğramaz ve cezasız bırakılamaz. HTŞ’yi fiilen meşrulaştıran, onun geçiş hükümeti iddiaları ile yaptığı katliamlara sessiz kalan, siyasi ve askeri alan açan tüm devletler ve uluslararası aktörler, bu suçların sürdürülmesinde dolaylı sorumluluk taşımaktadır. Buradan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, BM İnsan Hakları Konseyi’ni, Avrupa Birliği’ni, Avrupa Konseyi’ni, Uluslararası ceza adaleti ve insan hakları mekanizmalarını derhal, gecikmeksizin ve etkili biçimde harekete geçmeye çağırıyoruz." HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.