Türkiye tarihsel hatasını tekrarlıyor

Faik Özgür Erol

Faik Özgür Erol

  • İmralı Heyeti'nden Faik Özgür Erol, Rêber Apo'nun Halep sonrası saldırıların yayılacağını öngördüğünü; Türkiye’nin bu durumu lehine bir süreç olarak düşünmesinin tarihsel bir hata olacağını söylediğini aktardı.

İmralı Heyeti’nde yer alan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, Rêber Apo'nun Suriye’de derinleşen çatışmalı sürecin sonlandırılmasına ve müzakerelerin başlayabileceği bir ortamının yaratılmasına odaklandığını aktardı. 

İmralı Heyeti’nde yer alan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, 17 Ocak’ta gerçekleştirdikleri görüşmeye dair MA'nın sorularını yanıtladı.

Abdullah Öcalan son görüşmede Halep ile Kuzey ve Doğu Suriye kentlerine yönelik saldırılara değindi mi? Saldırıları nasıl değerlendirdi?

17 Ocak’ta Sayın Öcalan ile görüştüğümüz saatlerde henüz Suriye’deki savaş hali bu aşamaya gelmemişti. Şêxmeqsûd sonrası Dêr Hafir bölgesine yoğunlaşan bir yönelim ve QSD güçlerinin bu bölgeden çekilme kararı vardı. Sayın Öcalan görüşmenin başından sonuna dek bu çatışmaların gerilimini yaşadı ve hissettirdi. Başka herhangi bir şey üzerine konuşmak ve dinlemek istemiyordu. Bütün değerlendirme ve çabası Suriye’deki çatışmalı durumu sonlandırmak ve müzakerenin başlayacağı bir sükunete ulaşılmasını sağlamaktı.

Bu saldırıların durmayacağını, genişleyeceğini, bütün Kuzey ve Doğu Suriye’yi hedef alacağını öngörüyordu. Çabası, bunun önünü almaya yönelikti. Böylesi bir durumun sadece Kürtleri hedef almakla kalmayacağı, halklar arasında husumeti körükleyeceği uyarısında bulundu. Kürtleri yaralı bırakarak Ortadoğu’yu yönetmek, 200 yıllık bir böl-yönet politikası. Bunun, 100-200 yıldır kendini tekrar eden bir hata, bir tuzak olduğunu söylüyordu. Şêxmeqsûd’dan itibaren başlayan saldırıları, 15 Şubat’ın yeni bir versiyonu olarak değerlendirdi. Bölge halklarını birbirine karşı getirecek yeni bir kıskaç ve tuzak olduğunu defalarca söyledi. Paris Anlaşmasıyla belli ki Golan ve Süveyda’yı alıp, Şara’ya Fırat ve Dicle arasının vaadinin verildiğini ifade etti. Türkiye’nin bunu lehine bir süreç olarak düşünmesinin tarihsel bir hata olacağını söyledi.

Görüşmede Suriye'nin geneline dair önerdiği model neydi, bunun hakkında bir değerlendirmesi oldu mu? 

Öcalan’ın Suriye ve Rojava’ya dönük yaklaşımı Demokratik Suriye Cumhuriyeti ve yerel demokrasi çözümü yönündeydi. Bütün söz ve eylemleri, bu perspektif kapsamındadır. Hem Öcalan’ın hem de Rojava’nın yaklaşımı hiçbir zaman meseleyi salt Kürtlüğe indirgemeye yönelik olmadı. Alevilerin, Türkmenlerin, Hristiyanların, Arapların tümünün hak ve hukukunun gerçekleşmesini sağlayacak bir tutum sergilediler. Sorun, merkez ile yerel arasındaki egemenlik ve güç dengesinin kurulmasındaydı. Merkezin yereli ezmediği, yerelin de merkezi dağıtmadığı bir modeldir önerilen.

16 Ocak’ta Şara saldırıya geçmeden önce bir kararname yayınlamıştı, Kürtleri yurttaş kabul ettiklerini açıklıyordu. Nereye yurttaşlık örneğin? Yurttaşlık, vatandaşlık belli bir toplumsal sözleşmenin ürünüdür, buna dayanır. Herkesten biat isteyen güçlere sormak gerekir; Suriye’nin toplumsal sözleşmesi nedir? Bir yılda birçok kesime saldırmayı planlayacak zamanı buluyor ama bir anayasa hazırlamaya başlamıyor. Kürtlerin, Türkmenlerin, Alevilerin katılacağı hukuksal rejim nerede? Var mı anayasal bir yurttaşlık? Anayasanın olmadığı yerde hukuksallık, anayasallık mı olur?

Bu gelişmelerin Kürtlerde yarattığı ruh hali göz önüne alındığında bundan sonrası için neler söylenebilir?

Biz, bir yılı geçen süreç boyunca hep halkların birlikteliğinin tarihsel sosyolojisini anlattık. Bu, doğru bir çözümlemeydi ve tarihseldi. Bununla birlikte bir de halkların kendi tarihsel kimlikleri, gelenekleri ve bunların oluşturduğu karakteri vardır. Kürtler, evlerine geleni hasım da olsa ağırlarlar, başkasına teslim etmezler ama Kürtlerin evine zorla girersen bir onur meselesi yaratırsın. Ortadoğu’da yaşayan hiçbir topluluk birbirinin bu hassasiyetlerini göz ardı etmez. Ediliyorsa orada bu topraklardan kaynaklanmayan bir dış müdahale var demektir.

Rojava’nın Kürtler için son 10-15 yılda oluşturduğu manevi anlam değeri, doğru anlaşılmalıdır. Bu anlamın duygusal boyutu çok katmanlıdır. Sayın Öcalan bunu bildiği için Şêxmeqsûd’dan itibaren yaşananları provokasyon olarak değerlendirdi. Bu, Ortadoğu’yu etkileme gücüne sahip Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni hedefleyen bir hamleydi aynı zamanda. Kürtlerle birlikte yaşayan hiçbir ülkenin bu provokasyona taraf olmaması beklenir ve gerekir. Provokasyondan çıkış, çatışmaların derhal durdurularak adil ve hakkaniyetli bir diyaloga, müzakereye dönülmesiyle mümkündür. ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.