Bolivarcı iktidarlar ve olası gelişmeler
Demir ÇELİK yazdı —
- Venezuela’ya yapılan son müdahale, giderek alt ölçekte çoklu kümelenmelere, üst ölçekte de iki kutuplu bir dünyaya hızla dönüşeceğini gösteriyor.
ABD'nin siyasi ve ekonomik etkisine karşı antiemperyalist olan; eşitsiz toprak sahipliğine karşı toprak reformunu talep eden; yoksulluk ve gelir dağılımı eşitsizliğine karşı mücadelede Sovyet sisteminden ve Çin devriminden esinlenen bazen toplumsal kurtuluşçu, çoğu zaman ulusal kurtuluşçu veya yerli hakları odaklı gerilla hareketleri, 1955-1970 yılları arasında Latin Amerika’da etkili oldu. Güney Amerika’nın birçok ülkesinde de benzer etkileşimler sonucu çoğu yerde farklı uygulama ve sistem modelleri yaşanmaya başladı. Venezuela da bu gelişmelerden etkilenen bir tarihe sahip. 1989'daki Caracas (Caracazo) ayaklanması ve 1992’deki başarısız “sol” darbe girişimi, ordu içindeki güç dengelerini şekillendirdi. Ordudaki bu gelişmeler, sonrası yıllarda Bolivarcı hareketlerin yaşanmasına kaynaklık etti.
1970'li yıllarda orduda görevli Hugo Chávez’in sol kanatla tanışması, Bolivarcı siyasal çizginin önemli lideri olmasında belirleyici oldu. İlk çıkışı, 1977’de bir grup subayla birlikte Venezuela’da sol radikal değişim üzerine tartışmasıyla yaşandı. Bu çıkışı sonrasında Chávez, Caracas’ta Askeri Akademi’de herkesin tanıdığı ve etrafında çok sayıda subayın toplanmaya başladığı karizmatik bir lider konumuna geldi. La Causa Radical adlı grubun 1992’de gerçekleştirmeye çalıştığı “sol darbe”nin yenilmesiyle hapsedilen Chávez, kamuoyunun ve halkın tepkisi sonucu cezaevinden çıkarak Venezuela halkı ve yoksulları için umut oldu. 27 Şubat 1989 günü başlayan ve birkaç gün süren Carazaco (Caracas Patlaması) gösterileri, 3 bin insanın hayatına mal oldu, ülke siyasetinde görece istikrar döneminin artık sonuna gelindi. Bu dönemin temel karakteristiği, halk ile elit partiler arasındaki geleneksel ilişkinin kesintiye uğramasıyla siyasal alanın tamamen işlevsiz olmaya başlamasıdır. Chávez, siyasetin çözüm üretemediği bu koşullarda geliştirdiği ve yoksulların hayatına dokunan söylemi nedeniyle hızla güçlenerek toplumsal muhalefetin öncüsü oldu. 1998’de yapılan seçimlerde, oyların yüzde 56’sını alarak açık farkla iktidara geldi. Venezuela, artık 40 yıllık “sözleşmeli demokrasi”yi sonlandırıp “katılımcı demokrasi”ye geçiş startı verdi. Bu dönemde Chávez’in sosyal programlara ve kooperatiflere oldukça yüklü mali kaynak sağlaması, hareketinin kısa sürede toplumsallaşmasına yol açtı. Dayanışmacı, ulusalcı ve “Latin Amerika Entegrasyonu” retoriği ile Bolivarcı devrim hareketi, milyonlarca insanın yaşam kalitesinde ciddi değişimlerle döneme damgasını vurdu.
Chávez ve Bolivar Çemberleri
Chávez, diğer sol hareketlerden farklı olarak kendine özgü gelişmeci, yerel ve dayanışmacı bir sosyalizm savunusu içindeydi. 17 Aralık 2001’de yarım milyon insanın katıldığı yürüyüşte, “Bolivar Çemberleri”(Circulos Bolivarianos) adını verdiği programını açıkladı. “Yurttaşlık bilincini yükseltmek, her türden katılımcı örgütleri geliştirmek, bireysel ve toplumsal yaşamın yeniden üretilmesi için yenilikleri ve yaratıcılıkları teşvik etmek... Sağlık, eğitim, spor, kamu hizmetleri, barınma, çevrenin, doğal kaynakların ve tarihî mirasın korunması alanlarında toplum ihtiyaçları ile paralel olarak projelerin koordine edilmesi” diye ifade edilen Bolivar Çemberleri’ne kısa zamanda 1.5 milyon insan kayıt yaptırdı. Birbiriyle kesişen, ayrı ayrı olarak da hareket edebilen ama temelde çemberin elemanları olan Bolivarcı Devrim'in en önemli kavramı, "katılımcı demokrasi"dir. Bu siyasal modelin dayandığı temel alanlar şöyle:
Öz kaynaklarla kalkınma
* Kendi Kaynaklarına Dayanan Kalkınma Çekirdekleri: "İthal ikameci” politikaların, eşit ve insani gelişimin öncelendiği, yerel gelişimin ve kaynakların öznel durumlara göre kullanıldığı programıdır. Özellikle nüfusu yoğun olduğu Caracas gettolarında uygulamaya alınan bu programın başarısı için kooperatifler örgütlendi. Bu anlamda Bolivar Devrimi’nin yeni Venezuela’yı ve 21. yüzyıl sosyalizminin inşası olarak tanımladığı modelin temel ayağıdır kooperatifler. Katılımcıların tüm karar süreçlerinde yer aldıkları ve kendi kendilerini yönettikleri kooperatiflerin olduğu bölgede kütüphane, toplumsal eylemcilik okulu, çorba mutfağı, okul-öncesi eğitim merkezi, kamusal radyo istasyonu, bilgisayar merkezi ve yerleşimciler tarafından yürütülmesine karar verilen projeler de yer alıyordu. Yurttaşlar, kooperatif sürecinin dışında kalmamak ve bu süreçten yararlanabilmek amacıyla teknik ve üretim eğitimi kurslarına katılarak kooperatifin örgütlenme mantığını öğreniyor, bu sayede ihtiyaçlarına doğrudan erişimin olanaklarına kavuşuyordu. Chávez’in iktidara geldiği 1998'de 800 olan kooperatif sayısı, 2003’te 10 bine, 2004’te 50 bine ve 2005’te 74 bine ulaştı. Kooperatiflere ve programlarına en çok kadın katılımı söz konusuydu. Kadınlar, böylelikle hem kendilerinin hem de ailelerinin hayat kalitesini yükseltme şansını yakalıyordu. Ekonomik ve entellektüel gelişimlerinde önemli bir değişim yaşanıyordu.
İktidar bloklarını parçalama
* Paraller (Parallels): Chávez'in Bolivarcı Devrim için kullandığı diğer bir kavram da “Paraleller yaratan devrim”di. Paralel iktidarlar yaratarak, geleneksel iktidar bloklarını parçalamayı amaçlıyordu. Örneğin paranın egemenliğine hizmet eden banka sistemine karşı toplumsal gelişimi önceleyen Banco del Sur (Güneyin Bankası), paralel sağlık ve eğitim programları, paralel uluslararası ticaret vb. alanlarında tekelleşmenin önüne geçiyordu. Chávez’in “paralel” politikası ise ABD güdümlü NAFTA- FTAA diye bilinen Serbest Ticaret Bölgeler Anlaşması'na karşı ALBA “Amerikalar için Bolivarcı Alternatif” idi. Böylece imtiyazlı elitler yerine, sıradan insanların yararına sosyal devlet modeliyle Latin Amerika uluslarında kapsamlı entegrasyonu gerçekleştirmek istiyordu.
Söz, karar ve yetki sahibi kılma
* Yerel Kamusal Planlama Konseyleri (CLPP): Konseyler hukuki meşruiyetini nüfusun yüzde 70’ine yakınının onay verdiği Anayasa’nın 62. maddesinden alıyordu. Maddede, “İnşa süreci, uygulama ve kamusal kaynakların kontrolünde halkın katılımı esas olduğu gibi total gelişimi, kişisel ve kolektif olarak garanti edeceği için de gereklidir. Devlet ve toplum, bu sürecin harekete geçirilmesinde en uygun olanakları kullanarak birbirine yardımcı olmakla yükümlüdür” deniliyor. Konseyler, yerellerdeki yurttaşların temel ihtiyaçlara erişimde ve yerel sorunların çözümünde söz, karar ve yetki sahibi olmalarını sağlıyordu. Her türlü dezavantajlarına rağmen siyasal alanı, özellikle “alttakiler”in katılımını destekleyerek yeniden örgütlemeyi hedefliyordu.
Yoksullara olan borcun ödenmesi
* Sosyal Gelişim Görevleri: Caracas’ı çeviren yüksek tepelere kurulmuş yoksul ve yoksun gecekondulara verilen hizmetleri anlatan programlar. Bolivarcı Çemberler’in en etkili halkası, Chávez’in arkasındaki yoksullarla sıcak temasını sağlayan, toplumun yaşam kalitesini arttırmayı amaçlayan bu programlardı. Chávez, “Bu görevler, halkımıza yıllardır verilmeyen doğal haklarının verilmesidir. Yani, basit bir borç ödemedir...” diyordu. Bu program, gelir düzeyi son derece düşük olan toplulukların, kaliteli ve sağlıklı gıda üretiminde gerekli olan hububata, süt ürünlerine ve ete çok uygun fiyatlarda erişim hakkını sağlıyordu.
ABD, Latin Amerika’da gelişen antiemperyalist söylem ve uygulamaları, kendisi için tehlike gördü, düşmanlaştıran politikalara tabi tuttu. Bu hareketlerin son yıllarda Rusya'nın yanı sıra Çin ve İran ile birlikte hareket etmesi, ABD'nin askeri ve siyasi operasyonlarının asıl gerekçesi oldu. Venezuela’ya yapılan son müdahale, dünyanın giderek alt ölçekte çoklu kümelenmelere, üst ölçekte de iki kutuplu bir dünyaya hızla dönüşeceğini gösteriyor. Uluslararası kurumların misyonlarını yerine getiremediği bu dönemin temel önceliği, Dünya Demokrasi Hareketi’ni örgütlemek olmalıdır.
