Cumhuriyet gazetesi yazarlarına açık mektup
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- Gazetenize sızan kimilerinin sınırsız Kürt düşmanlığı, CHP’yi barış ve çözüm sürecinin karşısına çıkartma, bu başarılamadığı durumda bölme amacıyla tırmandırılıyor.
- Gazeteniz giderek netleşen bugünkü çizgisiyle CHP’yi Kürt halkından koparmaya; onu İyi Parti ve Zafer Partisi ile “Kemalist-faşist” bir ittifaka yöneltmeye zorluyor.
VEYSİ SARISÖZEN
Önce gazetenizin yönetimine değil de yazarlarına hitaben mektup yazmamın nedenini açıklayarak başlayayım. Yönetiminizin başındaki kişi, Aydın Engin’in başında bulunduğu bir önceki yönetime karşı AKP iktidarı ile iş birliği yaparak Cumhuriyet gazetesine el koymuştur. O nedenle bu mektupta bu kişinin başındaki yönetim muhatap alınmamıştır. Mektubun muhatabı Cumhuriyet yazarları, muhabirleri, tüm çalışanları ve okurlarıdır.
Gazetenizin 31 Aralık 2025 tarihli nüshasında DEM Parti öncülüğünde 4 Ocak’ta yapılacak olan mitingin “yasaklanmasını” talep eden bir yazı yayınlandı. Gazetenin internet sayfasında bu yazıya diğer yazarların önünde ilk sırada yer verildi. “Yasaklama çağrısıyla” gazetenizin Atatürkçü, milliyetçi ve Kürt Özgürlük Hareketi karşıtı çizgisi yeni ve çok tehlikeli bir aşamaya yükselmiş bulunuyor.
Barışçı ve yasal bir mitingin yasaklanmasını savunan bir yazı, düşünce özgürlüğünün kapsamı dışındadır. Anayasal bir hak olan gösteri yürüyüşü ve toplantıların yasaklanması, darbe rejimlerinin ve diktatörlüklerin uygulamasıdır. Faşist yayın organları dışında ister Atatürkçü, ister İslamcı olsun hiçbir gazete, “yasaklama çağrısı” yapmaz, yapamaz. Gazeteniz yasaklama çağrısı yapmıştır. Bu yasaklama çağrısından bir adım sonrası DEM Parti ve Kürt halkının özgürlüğünü savunan tüm kuruluşların “kapatılma çağrısı”dır. Gazetenizin nereye doğru yürüdüğünü ya da yürütülmek istendiğini düşünmeniz gerekir. Bu yasakçı yazıya karşı açıkça tutum almanız; silahsız, barışçı, yasal bir mitingin yasaklanması çağrısı yapan yazıya katılmadığınızı açıklamanız; bu yazıyı internet sayfanızdan çıkarmanız, yazının yazarıyla, bu faşizan tutumundan vazgeçmediği durumda ilişiğinizi kesmeniz gerekir.
Faşist yasağı savunmak suçtur
Sayın Cumhuriyet Gazetesi yazarları;
DEM Parti’ye, Abdullah Öcalan’a, PKK’ye karşı oluşunuz, onların ideolojik ve politik çizgisini eleştirmeniz, düşünce özgürlüğü çerçevesinde hakkınızdır. Hiç kimse sizlerin bu temeldeki düşüncelerinizi ve yazılarınızı yasaklama çağrısı yapamaz, gazetenizin kapatılmasını talep dahi edemez. Şunu unutmamanız gerekir; faşist “yasaklamaları” savunmak suçtur. AKP rejiminin anti demokratik anayasal ve yasal mevzuatına dayanarak silahsız, barışçı, legal bir mitingi yasaklama çağrısı, şu anda CHP’nin kendisine karşı girişilen darbeyle mücadele sürecinde, dikta rejiminden yana tutum almak demektir. CHP’nin kapatılması, İstanbul Başsavcılığı tarafından resmen talep edilmiştir ve en küçük bir provokasyon sonrasında rejim CHP’nin mitinglerini yasaklamakla kalmayacak, bu partiyi CHP Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nun başkanlığında “suç örgütü” olarak ilan ederek kapatma yoluna bile gidebilecektir.
Gazetenize sızan kimilerinin sınırsız Kürt düşmanlığı, CHP’yi şu anda yürümekte olan barış ve çözüm sürecinin karşısına çıkartma, bu başarılamadığı durumda CHP’yi bölme amacıyla tırmandırılıyor. Kılıçdaroğlu ve Tekin trajedisi, bu amaçla neler yapılabildiğini göstermiş olmalıdır. Gazeteniz giderek netleşen bugünkü çizgisiyle CHP’yi Kürt halkından koparmak; onu İyi Parti ve Zafer Partisi ile “Kemalist-faşist” bir ittifaka yöneltmeye zorluyor. Sözcü grubuyla yakınlaşan gazeteniz, Özgür Özel ve İmamoğlu liderliğindeki CHP yönetimine, Meclis Komisyonu'ndan çekilmediği için muhalefet ederken, bu partiyi iktidar hedefinden uzaklaştıran bir etkene dönüşüyor. Gazetenizde yapılan yasaklama çağrısı, kazara sonuç verirse Kürt halkı bunu karşılıksız bırakmayacak; hele bu yasaklama çağrısına CHP sessiz kalarak destek verirse önümüzdeki seçimde “Kent Uzlaşısı"nı “Türkiye ittifakı"na dönüştürmek imkansız olacaktır.
Cumhuriyet Gazetesi yazarları, bir kere daha CHP’yi Saray’ın “kullanılabilir” muhalefeti haline getirmeye yol açan bu gidişe dur demelidir.
Küçük olsa da mide bulandırır
Sayın yazarlar;
DEM Parti öncülüğünde yapılacak mitingin “Öcalan’a özgürlük” talep eden bir miting olmasına itiraz edebilirsiniz; Öcalan’ın özgürlüğüne karşı çıkabilirsiniz, intikamcı çevrelerle dayanışma içinde olabilirsiniz. Şunu hiç kimse unutmamalıdır; eğer Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları rejim yargısı tarafından haklarında açılan davalarda hüküm giyerse Ekrem İmamoğlu “yolsuzluk ve casusluk amacıyla kurulmuş suç örgütünün elebaşı” olarak ilan edilecektir. Sizler o günden sonra bu alçakça yaftalamaya karşı “İmamoğlu’na özgürlük” diyerek mitingler yapmak zorunda kalacaksınız. O zaman şimdi Diyarbakır mitingini “yasaklatmaya” kalkan malum yazarınız, belki yine gazetenizde, belki bir başka gazetede “vatan haini, casus ve hırsız terörist başı İmamoğlu’na özgürlük diyenlerin mitingini yasaklayın” diye yazılar yazacaktır.
O gün bilin ki; Kürt halkı, DEM Parti ve Abdullah Öcalan, mitinginizin yasaklanmasına karşı sizlerin yanında olacaktır.
Yazı da yazarı da elbette şimdilik çok küçük bir manaya sahiptir ama bu mana küçük olsa da mide bulandırır. Orhan Bursalıyı, Işıl Özgentürk’ü, Balbay’ı, diğer sayın yazarları “yasaklamaya” karşı tutum almaya çağırıyorum.
İsimlerinizi kirlettirmeyin.
