Paşa’nın tablosu ve süreç
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- İsrail-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki ittifaktan ve Somaliland’ın İsrail tarafından tanınmasından şikayet edenler, 60 milyonluk Kürt halkıyla savaştan zafer umabilir mi?
VEYSİ SARISÖZEN
Emekli general Naim Babüroğlu, Sözcü gazetesinde önemli bir yazı kaleme aldı. Yazıda yer alan verilerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını bilmiyorum. Önemli olan yazarın bu verilere dayanarak çizdiği tablo.
Buna göre; ABD’nin önemli komutanlarından Org. Wesley Clark, 2007’de bir televizyon konuşmasında Pentagon’un 2001'de hazırladığı bir planı ifşa etmiş. ABD, 5 yıl içinde Irak, Suriye, Lübnan, Libya, Somali ve Sudan’da köklü operasyon yapacakmış. Bunun sonunda da İran’a yönelecekmiş.
Bugüne bakarsak Babüroğlu’nun Org. Clark’a atfen dile getirdiği Pentagon planı, büyük ölçüde uygulamaya konmuş bulunuyor.
Bu tamam.
Babüroğlu, bu plana ek olarak bir de Suudi Arabistan ile İsrail arasında, Türk basınına yansımayan bir anlaşmadan söz ediyor. Bu anlaşmaya göre; Suudi Arabistan ve İsrail bağımsız bir Büyük Kürdistan projesini destekleme kararı almış. Suudi Arabistan’ın hasmı İran’dan, Türkiye’den, Suriye’den alınacak topraklarda böyle bir devlet kurulacakmış.
Eğer yazarın verdiği enformasyon doğruysa bu tablodan nasıl bir sonuç çıkarıyor?
Çıkardığı sonuç, "Arap Baharı" yıllarında AKP iktidarının izlediği dış politikanın, ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’a sözü edilen planları uygulama imkanı verdiğidir. Genel olarak yazarın çıkardığı bu sonuca katılıyorum ama çıkardığı sonuç eksiktir. Karşı karşıya olunan bu durum karşısında Babüroğlu’nun Başkan Öcalan ile Türk devleti arasında varılan “demokratik uzlaşmayı” bütün gücüyle desteklemesi gerekmez miydi? Babüroğlu’nun çizdiği tablo, Türk devletinin “bölünme” tehlikesini apaçık ortaya koyduğuna göre, Başkan Öcalan’ın silahlı savaşa son vermesi, PKK’nin kendi varlığını sonlandırması ve Rojava’nın Suriye devletiyle entegrasyon müzakerelerine başlaması bu “tehlikeyi” ortadan kaldıran büyük bir adım değil mi?
Oysa Babüroğlu ve yazılarını yayınlayan Sözcü ile Cumhuriyet gazeteleri, bir süreden beri devlet ile Kürt Özgürlük Hareketi arasında yürüyen müzakere sürecini baltalayıcı bir çizgiyi giderek tırmandırıyor. Çözüm sürecinden CHP’nin çekilmesi yönünde tehlikeli bir kışkırtma yapıyor. Babüroğlu’nun yazısını yayınladığı gün Özdemir İnce’nin, Orhan Bursalı’nın ve Zülal Kalkandelen’in aynı anda DEM Parti’ye karşı, artık faşizan-milliyetçi demek zorunda kalacağım çirkin karalamalarla dolu yazıları yayınlandı. Gazetenin manşetlerinden biri şöyleydi: “Çözüm yurttaşa tosladı.”
Ulusalcılar, işgal ve ilhak istiyor
Soru şu: Çözüm süreci başarısızlıkla sonuçlanırsa Türkiye Babüroğlu’nun dile getirdiği “beka sorununu” nasıl aşacak? Öyle anlaşılıyor ki; aşırı ulusalcıların “çözümü”, Türk ordusunun Rojava’yı işgal ve ilhak etmesidir. Nitekim gerek Dışişleri Bakanı Fidan ve gerekse Savaş Bakanı Güler son zamanlarda Rojava’ya karşı saldırı tehditlerinde bulunuyor.
İyi de böyle bir saldırı tehdidi karşısında Rojava, Babüroğlu’nun isimlerini verdiği güçler ile Öcalan’ın karşı çıktığı istenmeyen ittifaka mecbur edilirse ne olacak? Rojava’nın işgalinden sonra sıranın kendisine geleceğini bilen İran, Karayılan’ın dediği gibi, Kandil’in “kapısını çalarsa” nasıl bir sonuç doğacak? İsrail-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki ittifaktan, Somaliland’ın İsrail tarafından bağımsız devlet olarak tanınmasından yana yakıla söz edenler, 60 milyonluk Kürt halkıyla savaştan zafer umabilir mi? Ekonomisi çökmüş, devleti mafya ahtapotunun kolları sarmış; bir yandan AKP-CHP iktidar savaşlarıyla, diğer taraftan Erdoğan sonrasına hazırlık olarak futbolundan uyuşturucusuna kadar önüne gelenle yürütülen “iç savaşlarla”; polis ile jandarma arasındaki çekişmelerle altüst olan bu devlet, Birinci Dünya Savaşı eşiğindeki çöküş halinde olan Osmanlı İmparatorluğuna benzemiyor mu?
İnce, Bursalı ve Kalkandelen’in kafaları, bu askeri stratejik meselelere pek çalışmasa da emekli general Babüroğlu’ndan kendi kalemiyle çizdiği 'tablo’dan, kıskançlıkla savunduğu “milli çıkarlar” adına gerekli sonuçları çıkarması beklenir. Çizdiği tüyler ürpertici tablo ile çözüm sürecine düşmanlık arasında keskin bir çelişki var. Babüroğlu, bu çelişkiyi de Cumhuriyet yazarı M.Ali Güller’in tavsiye ettiği Rusya ve Çin’le yapılacak ittifak sonucu aşmayı düşünüyorsa “paşaya” Enver Paşa’nın hatıralarını okumayı tavsiye ederim.
