Temiz masa, kirli siyaset
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- Lağım, barış masasının ayaklarından yukarıya doğru adım adım yükseliyor, ortalığı kerih kokular sarmış. Rezil durumlarına bakmıyor, masada bir 'teslim anlaşması' peşinde koşuyorlar.
- Aklınızı mı yitirdiniz; “teslim ol çağrısı” savaş meydanında yapılır, masada ise barış. 41 yıldır teslim olmayanlar ile masaya oturduğunuzu unutmayın!
VEYSİ SARISOZEN
'Terör' kavramı, 'savaş' kavramının yerine kullanılıyor ve bu köklü yanlış, çözüm sürecini tehdit ediyor.
Nitekim Zafer Partisi, “teröre teslim olunmaz, teröristler ezilir” deyince, Bahçeli bu çıkışa aldırmıyor ama AKP zorlanmaya başlıyor. Adalet Bakanı 'ezilir' yerine ezmenin farklı bir biçimi olan 'tasfiye edilir' demeyi tercih ediyor. “Ne geçiş yasası” diye DEM Parti’yi azarlıyor. Savaştan barışa geçişin farkında bile değil gibi numara yapıyor. Derken devreye Savunma Bakanı giriyor. Onun konuşması “ezme ve tasfiye etme” işinin yöntemiyle ilgili. “Ya her biriniz teker teker, silahsız olarak, Coloni denen dünün ‘teröristine’ teslim olacaksınız ya da ordumuz Rojava’yı işgal eder, topunuzu ezer” demeye gelen bir ültimatom veriyor.
Bu laflar, silahlı çatışmaların sürdüğü, asker ve gerillaların yaşamını yitirdiği, Türk SİHA’larının ve Kürt kamikaze dronlarının semalarda uçtuğu koşullarda edilmiş olsaydı ahval-i adiyeden laflar olarak kimse tarafından ciddiye alınmazdı. Devletin her ilde 'terörist avı'na çıktığı, binlerce Kürt yurtseverini tutukladığı, buna karşılık gerillanın da MİT Daire başkanlarını esir aldığı; devletin “teslim olun” çağrıları yaparken, gerilla da “gel de teslim al” diye bu çağrıyla dalga geçtiği günlerde bu laflar edilseydi, kıymet-i harbiyesi olmayan laflar olarak haber bile sayılmazdı. Savaşın olağan gevezelikleri sayılırdı. Şimdi taraflar, savaş meydanlarında karşı karşıya değil, karşılıklı olarak masada oturuyor. üstelik bu masa TBMM’nin orta yerinde duruyor. Ne gece yarısı çocuklar kazan bombalarının infilakıyla, kalaşnikof taramalarıyla yataklarından fırlıyor ne de kapılar kırılıp insanlar kurşunlanıyor.
Masa, bunların orta yerinde var
“Sessizlik var” diyecektim ama o da yok. Çelik Kubbe martavalıyla savaş harcamaları astronomik rakamlara ulaşırken, Rus İHA’ları Türk hava sahasını delik deşik ediyor. Hergün haberlerde 'narko-teröristler' yüzer-ikiyüzer yakalanıyor, yakalanamayanlar güpegündüz kimisi kriminal, kimisi siyasi cinayetler işliyor. Sabahtan akşama kadar “terör örgütü PKK’ye ağır darbe” haberleri veren TV’lerin artist kılıklı erkek ve kadın spikerleri, onların Genel Yayın Yönetmenleri, bunların tuttukları kulüp aşkanları, Hakan Fidan’ın 'kankaları', kimisi AKP’nin, kimisi MHP’nin 'pudra şekeri'ni burnuna çeken bürokratları uyuşturucu, fuhuş nedeniyle gecenin köründe gözaltına alınıyor. Bunlar yetmezmiş gibi, ülkenin dört bir yanında, ortada seçim meçim yokken amansız bir AKP-CHP 'iktidar savaşı' gittikçe tırmanarak sürüyor, İmamoğlu’ndan sonra Mansur Yavaş topun ağzında, hedefe alınıyor. Emekliler, asgari ücretliler enflasyonun altında can çekişiyor. Bunların orta yerinde bir 'dayanışma, kardeşlik ve demokrasi' masası var.
DEM Parti, size çıkış yolu gösteriyor
Eski MHP’li, günümüzün 'akl-ı selim' timsali, ağırbaşlı liberali Taha Akyol, DEM Parti’nin raporunu bakın hangi cümlesinden ötürü Adalet Bakanı’nın yanında yer alarak suçluyor. Şöyle yazmış: “DEM raporundaki şu cümleye bakar mısınız: Türkiye’nin geleceğini kökten dönüştürebilecek siyasal, toplumsal ve ekonomik bir yeniden kuruluş…”
Taha Akyol bu cümleyi 'devrim' olarak okumuş, “olmaz” diyor. 'Evrim' olmalı diye itiraz ediyor. Buna “öküz altında buzağı aramak” denir. DEM Parti’nin AKP, MHP, hatta CHP ile bir masanın etrafında toplanıp, bu masadan devrim çıkartmaya kalkacağını iddia eden kişinin aklından şüphe edilir. DEM Parti, size şu rezil durumdan çıkmanın, tek adam rejiminden demokrasiye geçmenin, yolunu gösteriyor.
'Teslim anlaşması' peşindeler
Karşılarında, Türkiye’nin ve Kürdistan’ın geleceğini tehdit eden bölgesel koşullarda, 'barış' isteyen bir parti var ve burada işaret edilen eşhas, içinde bulundukları akıl almaz rezil duruma bakmıyor, masada bir 'teslim anlaşması' peşinde koşuyorlar. Lağım, barış masasının ayaklarından yukarıya doğru adım adım yükseliyor, ortalığı kerih kokular sarmış, ülke 'narko-terörizm'e, ahlaki dejenerasyona teslim olmuş, çürümenin kokuları devlet bacalarından tüten dumanlara karışmış ve bunlar barış masasındaki muhataplarına “teslim ol” çağrıları yapıyor.
Aklınızı mı yitirdiniz, “teslim ol çağrısı” savaş meydanında yapılır, masada ise barış. 41 yıldır teslim olmayanlar ile masaya oturduğunuzu unutmayın!
