Dayton’dan Ukrayna için önemli bir ders

Forum Haberleri —

Putin/foto:AFP

Putin/foto:AFP

  • Eğer Rusya toprak fethiyle kurtulursa dünyanın başka yerlerindeki otoriter liderler de bir komşuya saldırıp topraklarını ilhak etmenin mümkün olduğunu görecektir.

*PETER GALBRAITH

Dayton, Hırvatistan ve Bosna'daki savaşları sona erdiren, ABD arabuluculuğunda yapılan üç anlaşmanın sonuncusuydu: Müslüman-Hırvat Savaşı'nı sona erdiren 1994 Washington Anlaşması, 12 Kasım 1995'te imzalanan ve Hırvatistan Savaşı'nı bitiren Erdut Anlaşması ve tabii ki Bosna Savaşı'nı sona erdiren Dayton Barış Anlaşmaları. Bu üç müzakerede de yer alan tek ABD diplomatı bendim ve Erdut Anlaşması'nın baş müzakerecisiydim.

Bu yıl dönümünde, Balkanlar'daki ABD diplomasisinden çıkarılacak dersler hakkında sıkça soru aldım. Genel olarak, bir çatışmadan çıkarılan dersleri, başka bir çatışmaya uygulamaktan hoşlanmam. Koşullar, her zaman o kadar farklıdır ki; en iyisi eldeki çatışmaya odaklanmaktır. Bu bağlamda, anayasa hukukçusu Noah Feldman'ın Irak'taki Koalisyon Geçici Yönetimi'ne katılmak üzere Kuveyt'e uçarken yazdıklarını sıkça hatırlarım. Feldman, yol arkadaşlarının Almanya ve Japonya'nın ABD işgallerine ilişkin kitaplar okuduğunu belirtmiş ve bunun yerine Sünniler ile Şiiler hakkında okumalarının daha faydalı olabileceğini düşünmüştü.

Hırvatistan ve Bosna sınırlarının korunması

Hırvatistan/Bosna müzakerelerimizden çıkarılan bir ders, mevcut ABD'nin Ukrayna barış girişimi açısından son derece yerindedir. Hırvatistan ve Bosna'daki barış çabalarımız boyunca, her iki ülkenin uluslararası tanınmış sınırlarını değiştirmeye yönelik tüm girişimlere direndik. Bu, her zaman kolay olmadı. Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı ve AB arabulucusu David Owen'ın sınırları değiştirmeye yönelik pek çok planı vardı. Bir ara, Hırvatistan'ın Doğu Slovenya'nın tamamını ya da bir kısmını Sırbistan'a bırakması karşılığında Sırp kontrolündeki Krajina'nın sona erdirilmesini önerdi. Özünde, Hırvatistan'ın Hırvat topraklarını başka Hırvat topraklarıyla takas etmesini istiyordu. Bu, bugün ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna için önerdiği şeyden pek farklı değildi.

Owen, başka bir önerisinde ise Brčko'nun kuzeyindeki toprakların Hırvatistan tarafından bırakılmasını ve böylece Bosnalı Sırp varlığının iki parçası arasında kara koridoru oluşturulmasını istiyordu. ABD Dışişleri Bakanlığında bir ölçüde ilgi çeken bir başka plan, Bosna'nın Neum'u Hırvatistan'a bırakmasını, karşılığında Hırvatistan'ın hem Boşnak hem de Sırp kontrolündeki bölgelerine Molunat'ın güneyinden Adriyatik'e erişim sağlamasını öngörüyordu. Bu plan, o dönemki Hırvatistan Devlet Başkanı Franjo Tuđman'ın bile ilgisini çekmişti.

Toprak takasına Rusya da karşıydı

Hırvatistan barış müzakerecisi olarak, Hırvatistan veya Bosna'nın uluslararası tanınmış sınırlarında değişiklik tartışılmasına bile karşı çıktım. Eğer tek bir değişikliğe bile izin verirsek Sırbistan'ın toprak değişikliklerinin mümkün olduğunu göreceğine ve kalıcı bir barış anlaşmasına asla ulaşamayacağımıza inanıyordum. Endişelendiğim yalnızca Sırbistan'ın Slobodan Milošević'i değildi. Hırvatistan'da da Bosna'da toprak iddiaları olan pek çok kişi vardı; hatta Sırbistan'ın Voyvodina bölgesinin bazı kısımlarını isteyenler bile. İronik olarak, toprak takası içeren herhangi bir anlaşmaya karşı çıkmamda en güçlü müttefikim, barış sürecinin ortağı olan Rusya'nın Hırvatistan büyükelçisiydi; Owen'ın planlarına karşı lobi yapmak üzere Moskova'ya uçmuştu.

Neum anlaşması konusunda içerde bazı tartışmalar yaşanmış olsa da, o dönemki ABD Başkanı Bill Clinton yönetimi sınır değişikliklerine karşı kesin bir tavır aldı. Bunu yapmasaydık ne Dayton olurdu ne de muhtemelen Bosna ve Hırvatistan'daki çatışmalar sona ererdi. Bugün bile Sırbistan'da ve Bosnalı Sırp varlığında Republika Srpska'yı Sırbistan'a ilhak etmek isteyen yayılmacılar vardır. Şimdilik bu kapının sıkıca kapalı olduğunu biliyorlar; ancak Ukrayna'yı toprak kaybına zorlayan bir ABD planının yalnızca tartışılması bile yayılmacılara bir açık kapı bırakıyor.

Fetihlerinin 'de jure' tanınmasının reddi

Ukrayna ve Avrupalılar, Trump planının toprak unsurlarını reddetti. Rusya, ilhak etmek istediğini söylediği toprakların çoğunu işgal altında tutsa da Ukrayna ve Batı, Rusya'nın çaresizce ihtiyaç duyduğu bir şeyi hâlâ reddedebilir: fetihlerinin de jure tanınmasını. Sovyetler Birliği'nin Baltık Cumhuriyetleri'ni 50 yıl boyunca işgal ettiği halde 1940 fetihlerinin de jure tanınmasını hiçbir zaman elde edemediğini hatırlamak faydalı olacaktır. Sonuçta Sovyetler Birliği'nin dağılmasına öncülük eden Litvanya, Letonya ve Estonya oldu.

Diğer otoriter liderler de ilhak etmeye kalkışır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'yı yalnızca Donbas'ı ele geçirmek için işgal etmedi. Açıkça görülüyordu ki; hedefleri daha genişti ve yalnızca Ukraynalıların beklenmedik derecede kararlı ve kahramanca direnişi sayesinde engellendi.

Eğer Rusya, Trump'ın önerdiği gib fetihlerinin de jure tanınmasıyla ödüllendirilirse Ukrayna'nın geri kalanına yönelik yeni bir fetih kampanyası beklemek makul olur. Eğer Rusya toprak fethiyle kurtulursa dünyanın başka yerlerindeki otoriter liderler de bir komşuya saldırıp topraklarını ilhak etmenin mümkün olduğunu görecektir. Bu, çok daha tehlikeli bir dünya yaratacaktır.

* Amerikalı yazar, akademisyen ve eski diplomatın yazısı, The National'den çevrilerek kısaltıldı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.