Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd'dan sonra
Cafer TAR yazdı —
- Halkların tarihi, doğrusal/düz bir çizgi üzerinde ilerlemiyor. Kürt halkı, son 100 yıldır daha zor süreçlerden geçti ve hepsinden daha da güçlenerek çıktı; burada da öyle olacak.
CAFER TAR
Halep’te olanlar hepimizi çok etkiledi; dünyanın neresinde olursak olalım Halep’te olanı kalbimizle takip ettik, hüzün ve öfke kapladı içimizi, bir çoğumuzun gözüne uyku girmedi. Her iki mahallede olanlar, bütün Suriye halklarına HTŞ ve El-Şara hükümetine güvenilmeyeceğini bir kez gösterdi. Suriye’de ve dolayısıyla Türkiye’de taraflar arasında güven ilişkileri ağır hasar aldı. Artık kimse somut güvenceler olmadan Türkiye ve El-Şara rejiminin sözüne güvenmez. Çok derslerle dolu bir dönem.
Kürt halkı, bütün bu süreçte çok ağır kayıplar yaşadı; halkımızın bir kısmı bir kez daha sürgün yaşamak zorunda kaldı, bir kısmı onlarca yıldır kendine mesken edindiği evini barkını kaybetti. Birçok Kürt kadın ve erkeği ölümsüzler kervanına katıldı. Bunlar, birçoğumuz için gerçekten telafisi çok zor kayıplar fakat bu halk, son 100 yıldır daha zor süreçlerden geçti ve hepsinden daha da güçlenerek çıktı; burada da öyle olacak. Halkların tarihi, doğrusal/düz bir çizgi üzerinde ilerlemiyor. Avrupa’nın birçok şehri de geçmişte benzer zorbalıklar yaşadı. Birçok halk, buna benzer badireler atlattı ve bugünlere geldi. Çek Cumhuriyeti ve Polonya’da nüfusunun çoğu Alman olan fakat şimdi bir elin parmakları kadar Alman'ın yaşamadığı şehirler var. Bu, sadece bize ait bir trajedi değil, son üç yüzyıldır yaşanan tekçi ulus devlet takıntısı dünyanın birçok yerinde bu türden felaketlere neden oldu. İşte Önder Apo’nun aklın süzgecinden ve insanlığın ortak vicdanının da imbiğinden geçirerek geliştirdiği ve Ortadoğu’da gündemleştirdiği “Demokratik Ulus” kavramı, içerik olarak tam da buna denk düşüyor; bundan dolayı Ortadoğu’nun çözülmüş bulmacasıdır.
Kürt medyasının neden gerekli olduğunu bir kez daha çok net anlamış olduk. Yoksa Türk ve Arap medyası gerçeği tersyüz edeceklerdi. Birkaç gün içerisinde dünyaya sayısız yalan haber servis ettiler. Halbuki orada kalan güçlerin elinde sadece kendilerini savunacakları türden silahlar vardı. Ahmet El-Şara rejimi, Türkiye’nin de baskısıyla 1 Nisan Anlaşması'nı ihlal etti. Halbuki yapılan anlaşma gereğince QSD güçleri zaten kenti terk etmiş ve Fırat’ın doğusuna çekilmiştii. Her iki mahallede de sadece halkın kendi içinde çıkmış öz savunma birimleri kalmıştı.
6 Ocak’tan sonra Ahmet El-Şara ve onu teşvik eden çevrelerin maskesi düşmüştür. Artık Ahmet El- Şara, Dürzi, Alevi, Süryani, Ermeni ve Kürtlerin Cumhurbaşkanı olma vasfını yitirmiştir. Halep saldırısı, bütün Suriye’de bardağı taşırdı; Suveyde, Lazkiye ve Halep’te olanlardan sonra bir daha kimse El-Şara’ya güvenmez. Artık merkezi bir Suriye’ye Kürtleri ve diğer halkları kimse ikna edemez. Dürziler, Aleviler, Kürtler ve diğer inanç ve halklardan insanlar hiç vakit kaybetmeden bir araya gelmeli ve kendi demokratik ulus seçeneğini yaşama geçirmenin yolunu bulmalıdır.
