Hedefleri sadece Halep değil

Zeki AKIL yazdı —

  • Halep’teki savaş, esas olarak Türk devletinin organize ettiği bir savaştır ve sıradan değildir. BAAS düştükten sonra da Fırat’ın batısını Kürtsüzleştirmek istediler. Til Rifet ve Şehba gibi bölgelere saldırdılar.
  • Halep’e şimdiki saldırı, tamamen katliam ve etnik temizlik amaçlıdır. Savaşın hedefi ise sadece Halep değildir. Oraları Kürtsüzleştirip halkın moralini kırarak diğer bölgelere de saldıracaklar.

ZEKİ AKIL

Türk devleti, Suriye’de planladığı saldırıyı pratiğe geçirdi. Bu defa Halep’teki Kürt mahalleleri hedef alındı. Hedefin sadece Halep olmadığı, bütünüyle Kürt varlığına ve kazanımlarına son verilmek olduğu biliniyor. Suriye’nin yeni bir savaşa ve katliamlara ihtiyacı yoktu. Yıkılmış ve yaralarını saramamış bir ülkeyi tekrar felakete sürüklemenin, derin bir düşmanlık dışında açıklaması olmaz. Türk devleti, Kürt halkının varlığını tanımadı ve inkardan vazgeçmedi.

Suriye’de Kürtler öncülüğünde DAİŞ’e karşı bir mücadele yürütüldü. BAAS rejimi yıkıldı. Bu halk için büyük bir kazanımdı. Türk devleti ise halkı, özgürlükleri ve demokrasiyi bir tarafa iterek varsa yoksa Kürt düşmanlığında ısrar etti. Özerk Yönetim'i ve savunma gücü QSD’yi tasfiye etmeyi hep öncelikleri arasına aldı. Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, psikolojik harp ve dezenformasyonda ustalaşmış bir görevlidir. Dünyada kimsenin 'terör örgütü' olarak görmediği QSD’yi hep 'PKK örgütü' olarak işledi ve 'terörist' diye dayattı. Bunun üzerine dünyada ittifak ve pazarlık yapmadığı güç bırakmadı. DAİŞ’ten ABD ve Avrupa’ya, İsrail’e kadar her güçle anlaşmaya çalıştı. Son dönemlerde İsrail ile aralarındaki çelişkileri yumuşatmak ve bir uzlaşmaya varmak için çalıştılar. Bunun için ABD’yi devreye soktular. Erdoğan, HAMAS’ı ve Filistin davasını sattı. Netanyahu ve Trump’ın ateşkesine, HAMAS’ı ikna etmek için görevlendirildi. HAMAS silah bırakacak, Gazze’de yönetim olmayacak. Bu açıktan HAMAS’ın tasfiyesidir. Buna karşılık da ABD’den Kürtlere saldırı için bir olur almaya çalıştı.

Türk devleti organize etti

Türkiye, İsrail’e uzlaşmaya çalışırken Rojava’yı, Kürtleri de İsrail ile koordineli çalışmakla suçladı. Dezenformasyona başvurarak algı yaratmak istedi. İlginçtir; İsrail ve Suriye, Paris’te görüşüp bazı konularda anlaştığını ilan ettiği gün Halep’te kuşatmaya alınan Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldırı başladı. Bu saldırının, ABD onayı dışında gerçekleşme olasılığı yok. ABD saldırıya yeşil ışık yaktı. HTŞ’nin İsrail ile anlaşmasını, halkın gündeminden kaçırmak için Halep’te savaş çıkarmak ve onu öne almak daha uygun bulundu. Nitekim saldırı başladıktan sonra bütün gündemi o doldurdu.

Halep’teki savaş, esas olarak Türk devletinin organize ettiği bir savaştır. Bu savaş için bir neden yoktu. Şehrin kenarında Kürtlerin oturduğu iki mahalle kimin için tehlike olabilirdi ki? Zaten sık sık gıda ambargosu dahil kuşatma altındaydı. Ayın 4’ünde Şam’da QSD yetkilileri ve Savunma Bakanlığı arasında entegrasyon görüşmeleri yapılmıştı. Görüşmeler devam ediyordu. Türk yetkilileri ise sürekli QSD’ye ve Özerk Yönetim'e tehditler yağdırdı. Yılbaşı mesajlarında da bu tehditlerin dozu arttı. Bu tehditlerin sıradan olmadığını anlatmaya çalıştık.

Savaşı HTŞ’ye bırakmak istemiyor

Türk yöneticileri, komplo ve özel savaşta uzmandır. Daha önce de Hakan Fidan "İki-üç kişiyi Suriye tarafına gönderir, Türkiye’ye birkaç füze attırır ve savaşı başlatırım" demişti. Şimdi de "HTŞ harekete geçerse biz kendilerine yardıma hazırız" diyorlar. HTŞ’nin bütün sorunları çözülmüş de bir Kürtler mi kalmış? Bu sorun, çatışma ve savaş yoluyla çözülmek zorunda mı? 10 Mart Mutabakatı imzalanmış, ABD gibi devletler arabulucu ve görüşmeler sürüyor. Buna rağmen Türk hükümeti neden bu kadar acele ediyor ve tehdit üzerine tehdit yağdırıyor? Ayrıca Suriye ordusunda katılmış gibi gösterdiği ama kendisine bağlı silahlı grupları da Halep ve çevresine konumlandırmış. Çıkarılacak savaşı HTŞ’nin eline de bırakmak istemiyor, işi garantiye almaya çalışıyor.

Tamamen etnik temizlik amaçlı

Halep’te hiç gündemde yokken bu saldırı açık ki, sıradan bir saldırı değil. BAAS düştükten sonra da Fırat’ın batısını Kürtsüzleştirmek istediler. Til Rifet ve Şehba gibi bölgelere saldırdılar. Halep’e şimdiki saldırı tamamen katliam ve etnik temizlik amaçlıdır. Savaşın hedefi ise sadece Halep değildir. Oraları Kürtsüzleştirip halkın moralini kırarak diğer bölgelere de saldıracaklar.

Halep’teki iki mahalleyi yüzlerce tank ve zırhlı araçla kuşatmak ve ateş altına almak normal bir güvenlik sorunu olarak görülemez. Amaç, halkın direncini kırmak, örgütlü yapısını ve savunmasını ortadan kaldırarak katliama açık hale getirmektir.

Kürt halkı ve dostları, barış ve demokrasiden yana olan güçler, Halep’te başlayan ve giderek yayılacak katliam ve imhaya karşı seferber olmak durumunda. Manipüle amaçlı bilgi ve çarpıtmalara karşı duyarlı olmalıdır. Ne yapılabilecekse gecikmeden yapılmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.