Herkese barış ama Kürt'e savaş

Ziya ULUSOY yazdı —

  • AKP iktidarı, Filistin’den Sudan’a kadar sözümona barış diliyor ama Özerk Yönetim'e savaşı reva görüyor. Bu, herkese barış ama Kürt'e savaş politikasıdır. Suriye’de işgali sürdürmeye ne hakkı var?

ZİYA ULUSOY

Türk Savunma Bakanlığı (MSB), yılın son günü, 'yeni yıl müjdesi' olarak QSD'yi savaşla tehdit etti. Bakanlık Sözcüsü, "SDG, adem-i merkeziyetçilik ve federalizm taleplerini dile getirmeye devam etmekte... Suriye hükümeti birlik ve bütünlüğü için bir inisiyatif almaya karar verirse Türkiye ona destek olacaktır" dedi.

Açıklama öncesi ve sırasında, Erdoğan rejimine bağlı SMO çeteleri, Halep’te Kürt mahallelerine; HTŞ de Tişrîn Barajı bölgesine saldırdı. Ayrıca Colani’nin HTŞ’si ve Erdoğan-Bahçeli’nin SMO’su ile Ensar El Sünne adlı daha aşırı İslamcı örgüt, Alevi halkına saldırdı; Sünni halkı da saldırttı. Humus ve Lazkiye’deki bu saldırılarda birçok Alevi katledildi. HTŞ güçleri, barışçı protestolara bile kurşun yağdırdı. Bu saldırılar olurken Türk ordusu da Suriye’ye yeni  silah ve asker sevkiyatı yaptı.

Saray'ın uğursuz çabası

Sahada bunlar olurken MSB, savaş inisiyatifi gösterirse HTŞ'ye destek vermeye hazır olduğunu yeniden deklare etti. Bu, Saray’ın Türk ordusu desteğinde HTŞ ve diğer İslamcı güçleri QSD'ye karşı savaşa sürme şeklindeki uğursuz çabasıdır. MSB’nin tehdidinin aynısını, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sık sık tekrarlıyor. Savaş tehdidinin değişik versiyonunu, aralıklarla Erdoğan ve Bahçeli de savuruyor Sayın Öcalan’ın Özerk Yönetim'in kendisini dağıtması görüşünde olduğu yalanını yaydılar. Öcalan, yeni yıl mesajında “10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir” açıklamasıyla yanıtladı.

HTŞ'ye biat ettirmek için

Amaçları, savaş tehdidi ve kısmi saldırılarla QSD ve Özerk Yönetim'i dağıtarak HTŞ’ye biat ettirmek. Biat etmiyorsa HTŞ’yi eğiterek ve ağır silahlarla donatıp saldırıya geçirmek. HTŞ’yi destekleme yoluyla QSD’ye karşı savaş açmak. Suriye’deki güç dengesinin izin vermediği doğrudan işgali, HTŞ’yi destekleme yoluyla 'meşrulaştırmak.'

İkitdarın arsız demagojisi

Saray ve sözcüleri, savaş tehdidi ve HTŞ’yi savaşa hazırlama işini, “Suriye’nin bütünlüğü” demagojisiyle kabul edilir kılmak istiyorlar. Bu, öylesine arsız bir demagoji ki kendi yaptığı bölücülüğü, başkasına çamur olarak atıyor. Saray rejiminin bizzat kendisi, iç savaşı örgütleyerek; DAİŞ, HTŞ ve diğer islamcı gerici savaş örgütlerini eğit-donat destekleyerek; SMO’nun on binlerce çetesini doğrudan örgütleyip Suriye halklarına karşı savaştırarak; Türk ordusunu işgallere sürerek  Suriye’yi böldü. HTŞ’yi, Batılı emperyalistlerle birlikte iktidara getirerek himayeci sömürgeciliği gerçekleştirdi. İslami faşist bir diktatörlüğü, kanlı saldırı ve provakasyonlarla inşa etmeyi doğrudan yönetiyor. Herkesi, seçimsiz İslamcı faşist bir diktatörlüğe teslim olmaya, emri altında birleşmeye zorluyor. Buna da arsızca Suriye’nin bütünlüğü adını veriyor.

Oysa ne Erdoğan rejiminin işgalleri ne de Colani etrafında koalisyon halinde birleşen İslamcıların faşist rejimi, Suriye halklarını birleştirebilir. Bunu sağlayacak başlıca çözüm, bütün ulusal ve inançsal halk kesimlerinin hak eşitliği temelinde özgürce birliğidir. Bunun biçimi özerk veya federatif bölgeler biçiminde bir siyasal sistem olabilir. Buna da barışçı demokratik ortam sağlanarak Suriye halkları karar vermeli. Türk Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Saray da, Batılı emperyalistler de karar verme yetkisinde değildir. Bu yetkiyi kendinde gören sömürgecidir.

Saray, dayattığı İslamcı Colani diktatörlüğü, işgal ve savaş tehdidiyle Suriye halklarına baskı yaparak, demokratik ve özgürce birliğini, barış içinde birlikte yaşamalarını engelliyor. İslamcı faşizmin halklar arası düşmanlığı tırmandırmasını örtmek için de “Suriye’nin huzuru ve istikrarı” demagojisine başvuruyor. Diktatörlük ve katliamlar altında halklar için barış ve huzur olamaz.

Erdoğan ve tetikçileri, Filistin’den Sudan’a sözümona barış diliyor ama Özerk Yönetim'e savaşı reva görüyorlar. Bu, herkese barış ama Kürt'e savaş politikasıdır. Kürt halkına düşmanlığın yayılmacı savaş terörüdür. Suriye’de Erdoğan’ın ordusuyla işgali sürdürmeye ne hakkı var?

Muhalefetin görmek istemediği

Garip diğer bir şey de Erdoğan’ın İslamcı-Türkçü faşizmine, Türkiye’de muhalif güçlerin genişçe bir kesiminin destekliyor olmalasıdır. Şovenizm ve Kürt düşmanlığı akıllarını başından o kadar almış ki, Erdoğan’ın HTŞ ve SMO çetelerine sahada Türk ordusuyla askeri destek vererek QSD’yi savaşla ezme girişiminin, içeride İslamcı faşizmi güçlendireceğini bile görmek istemiyorlar. Oysa işçi sınıfından tüm demokrasi güçlerine uzanan geniş bir yelpazenin, halkları demokrasi içinde yönetime katarak birleştirebilen Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ve özsavunma gücü QSD’ye destek vermesi, Suriye halklarının demokratik bir rejimi kurma isteğini desteklemesi gerekir.

Halkların hak eşitliği, bunun özerklik veya federasyon biçimi, demokrasinin önde gelen unsurudur. Başka yerlere barış ama Kürt’e savaş; ülkeler arasında demokratik ilişki yerine kendi sömürgeciliğini savaşla dayatmak ve barış lafıyla bunu örtmekten başka bir şey değil.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.