İran rejimi çöküşe koşuyor
Hüseyin GEDİK yazdı —
- Halkları ve kitle desteğini kaybeden İran rejiminin, toplumu yönetmesi giderek daha fazla zorlaşıyor ama zor seçeneğinde ısrar edeceğini gösteriyor. Geriye kalan tek seçenek çöküşüdür. Bunun için zemin ve zaman olgunlaşıyor.
Din erkine dayanan İran ulus-devleti, siyasi miadını çoktan doldurmasına rağmen zorbalıkla ayakta kalmanın son demlerini yaşıyor. Büyük ‘umutlar'la gerçekleştirilen İran İslam 'devrimi', şahlık sistemini aratır hale geldi. Toplumsal muhalefeti şiddetle bastırarak, kitlesel eylemleri önlemeye çalışsa da sonuç almaktan uzaktır. İçten yozlaşan teokratik sistem, sürdürülemez duruma geldi.
İran İslam devrimi, türünün son örneğidir. Dini mezhebe dayanan devlet yapısı, zaten sorunlu olmakla birlikte içte ve dışta yeni toplumsal sorunlara yol açtı. Radikal selefi-cihatçı geleneğin başka versiyonu, madalyonun diğer yüzü gibidir. Yarım yüzyılda ömrünü tüketti. 'Şia devrimi'ni dışa ihraç ederek izlediği politikalar, en büyük stratejik hatası oldu. İnanç temelli idari sistem, kendi düşmanını en erkenden yaratmasına yol açtı. Müslüman dünyasının ezici Sünni çoğunluğunu karşısına alması ve birçok cephede savaşması, en büyük zaafı oldu.
Rejimi yıkacak potansiyel
Ortadoğu’da ulus devletlerin yaşadığı sıkıntının bir benzerini ve hatta daha fazlasını İran yaşıyor. Köklü devlet geleneğinin devamı ulus-devlet formuyla bir nevi son bulmasıdır. Dipten gelen dalga, ciddi anlamda dini liderlerin tahtını sarsıyor. İslam devriminde alt üst oluşun habercisi olan olayların, yeni yılla birlikte patlak vermesi, rejimi temellerinden yıkacak potansiyeli içinde barındırıyor. Bölgenin siyasal konjonktürü, her zamankinden daha fazla İran’daki halk ayaklanması için uygun hale geldi. Dış destek bulmasına daha uygun bir zemin oluştu.
Suriye’deki BAAS rejimin yıkılmasından daha büyük etkiler yaparak Ortadoğu’nun siyasi çehresini değiştirecek gelişmelerin yaşanması, İran için öngörülen bir durumdur. İsrail saldırıları karşısında ciddi varlık gösterememesi, İran devletinin içinde bulunduğu durumu özetliyor. Bölgesel güç konumunu hepten yitirdi. Yemen’den İran’a uzanan kuşak projesi, devrimi ihraç etme girişimi, dışardaki askeri ve siyasi varlığı çöktü.
Yalnız ve bir nebze de çaresiz
Stratejik ilişki olarak bellediği Rusya ve Çin başta olmak üzere antiamerikancılığa ve antisiyonizme dayanan ilişkiler, varlığını yitirdi. İsrail saldırıları döneminde ciddi bir dış destek görmemesine sitem ederek serzenişlerde bulunması, İran’ın yalnızlığı ve bir nebze de çaresizliğin bir sonucuydu. Jîna Emînî protestolarından daha kapsamlı yeni bir kitlesel protesto dalgasının ülke geneline yayılması, İran’da rejim değişikliği hedefleyen ABD ve İsrail’in çıkarlarıyla örtüşmesi, halk ayaklanmasına farklı bir boyut kazandırıyor. ABD, daha ilk günden itibaren desteğini alenen açıkladı. Kitleye karşı silah kullanılması halinde müdahale edeceği tehdidinde bulunması, boşuna bir söylem olmasa gerek. İran’ın nükleer programına devam etmesi halinde saldıracaklarını belirten İsrail'in, protesto dalgasını fırsat bilip fiili desteklerde bulunması da muhtemeldir.
Yeni bir savaşın eşiği
Halk ayaklanmasının temelinde ekonomik sıkıntılar olsa da rejimin değişikliğini hedefleyen siyasi boyutunu göz ardı etmemek gerekir. İslam devrimi karşıtı bir niteliğe bürünmesi kaçınılmazdır. İç savaş riskini de içinde barındıran İran, Ortadoğu için yeni bir savaşın eşiğindedir. İran halklarının, rejim sonrası duruma şimdiden odaklanması kaçınılmaz. Erken gibi görünse de baskın egemen ulus-devlet yerine, yeni formülleri düşünme sürecine girildiğini şimdiden belirtmekte fayda vardır. Ortadoğu, en büyük değişimini İran İslam devriminin çöküşüyle yaşayacaktır. İran halkları için paradigmasal değişim ve dönüşüme, yeni sistem arayışına ve yeni toplumsal inşaya ihtiyaç vardır.
Suriye’nin durumuna benzer iç sorunlar, İran için de kapıdadır. İktidarlar, muhalefeti ezmekle uzun süre ayakta kalamaz. Sarsılmaz gibi görünen Esat rejiminin yerinde şimdi yeller esiyor. Esat’ın türbesine varana kadar bütün izleri yok edildi. Şimdi sıra İran’dadır. İpin ucunda insanları sallandırıyor; başta Kürtler ve Beluciler olmak üzere diğer halkları bastırıyor. Rejim, halklara zorla giydirilmiş deli gömleği haline geldi. Kendi halkları üzerine adeta bir karabasandır.
Bölgesel istikrarsızlık kaynağı
İran, bölgedeki istikrarsızlığının ana kaynağı haline de geldi. Yemen, Filistin, Lübnan, Suriye ve Irak’ta güç olmaya çalışarak vekalet savaşlarına yöneldi. Her ne kadar sınırları dışında savaşarak ülke savunmasını bu strateji üstüne kurmuşsa da en büyük darbeyi içeride yiyor. İsrail'in, HAMAS liderlerinden İsmail Haniye’yi İran’da vurması bir işaret fişeğiydi. Sonraki İsrail saldırılarında İran devlet yönetiminden birçok kişinin öldürülmesi dikkate alındığında, İran’ın hiçbir yerinin güvence altında olmadığı açıktır.
Halkını ve kitle desteğini kaybeden İran rejiminin, İslam’ın katı dogmalarıyla toplumu yönetmesi giderek daha fazla zorlaşıyor. Sorunlar yumağına dönüşen İran’da tek çıkar yol, rejimin dönüşmesi ve demokratikleşmesidir. Bu seçeneğin imkanları henüz var ama 'molalar'ın bu seçeneği kabullenmesi nerdeyse imkânsız gibi görünüyor. Kitlesel talepleri bastırarak ve idamları daha fazla yaygınlaştırarak, zor seçeneğinde ısrar edeceğini gösteriyor. Böylece geriye kalan tek seçenek, rejimin ortadan kaldırılmasıdır. Bunun için zeminin ve zamanın olgunlaşması süreci yaşandığını söylemek mümkündür.
Önümüzdeki süreçte İran için harcanacak mesainin temel konularından biri, hiç kuşkusuz Kürtler ve Türkiye’nin durumu olacaktır. İran’ın çözülüşü Kürtler için fırsatlar, Kürtlerle barışmayan Türkiye için ise sorunlara kapı aralayacaktır.
