Apocu alternatif ve "çaresizler"

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • Bu kapitalizm, artık II. Dünya Savaşı'nın kapitalizmi değildir; bir elinde nükleer bomba, diğer elinde su kaynaklarını yutan yapay zeka ile donanmış bir kapitalizmdir.
  • Emperyalist savaş, "proletarya devriminin şafağı” değil, gezegenin “kıyameti” olacaktır. Lenin’in çağında veya Marks’ın “Burjuvazi kendi mezar kazıcılarını yaratıyor” dediği çağda değiliz.
  • Burjuvazi, kendi mezar kazıcılarıyla birlikte kendisinin ve insanlığın mezarını kazıyor. Zaman daralıyor ve “Barış ve Demokratik Toplum” dediğimiz savunma mevzilerinde birleşmek şart.

Cumhuriyet gazetesinin bugünkü çehresine hiçbir zaman yakıştıramadığım Ergin Yıldızoğlu, geçen gün çok önemli bir makale yazdı. Bu makalede isabetli olarak ABD’nin asıl amacının “dolar sistemini” korumak olduğunu söylerken Venezuela petrollerini “önemsizleştiren” teşhisine katılmasam da, yazısının sonundaki şu cümle büyük bir tehlikeyi haber veriyor: “Dışarıda sömürgecilik bir büyük savaş olasılığını beslemenin yanı sıra içeride faşizmi hızlandırıyor.”

Nitekim bu yazının yazılmasından bir gün sonra Trump, 31’i BM nezdinde olan 66 uluslararası kurumdan çekilme kararı aldı, aynı zamanda 2017 savaş bütçesini 900 milyar dolardan 1.5 trilyon dolara yükseltti. Aynı zamanda silah tekellerinin “temettü” dağıtmasını (hissedarlara kârdan pay verme) ve tekel yöneticilerinin maaşlarını olağanüstü arttırmasını yasakladı; “tasarruf” edilen paraları silah endüstrisine yatarmalarını istedi. Bu sınırlı bilgilerle bile ABD’nin III. Dünya Savaşı'nı yeni bir aşamaya tırmandırmaya hazırlandığını kolayca görebiliriz.

“Süreç içinde faşizm” formülü, Yıldızoğlu’na ait ve ben de bu formülü açıklayıcı bulmaktayım. Bu formülden hareketle “süreç içinde emperyalist dünya savaşı” formülünü üretebiliriz. Yıllar ve yıllar önce Abdullah Öcalan ilk Basra Savaşı ile birlikte “III. Dünya Savaşı başlamıştır” dediği ve bu saptamanın gereği olarak “Büyük Kürdistan amaçlı” stratejisinde köklü değişime gittiği zaman “kafaları basmayanların”, sanırım ayakları suya ermiş olmalıdır. Daha da büyük gerçeklik gözlerimizin önünde. Başkan Öcalan’ın “Şubat manifestosu"nu, devrimin “d”sinden bile söz edilemeyen bir ülkede “devrimden vazgeçme”, “teslimiyet” olarak ilan edenler, “devrimci örgütlerinin” Venezuela hadisesi karşısındaki çaresizliğini görmüş olmalıdır. “Süreç içinde faşizme” ve “süreç içinde emperyalist dünya savaşına” karşı ellerinde hiçbir alternatif yok. Apocu manifesto ise gerçek bir alternatiftir. Türkiye, bu ölümcül savaşın dışında nasıl kalabilir sorusuna yanıt veriyor;

* “Süreç içinde” emperyalist dünya savaşının dışında kalabilmek için içeride Türk-Kürt savaşına son vereceksin, 70 milyonluk Türk halkı ile 60 milyonluk Kürt halkı arasında barışı sağlayacaksın.

* İki halk arasında barışı sağlayabilmek için ise "süreç içinde faşizme” son verecek ve demokrasiyi egemen kılacaksın.

Türkiye'deki aktörlerin durumu

Bu amaçla PKK gerekli bütün adımları attı ama iktidar sağduyusunu kaybetmiş, Halep’te Kürt mahallelerine karşı Şam’ın cihatçılarını saldırtıyor. Ulusalcı muhalefet, “sol duyusunu” kaybetmiş, Özgür Özel’in TBMM Komisyonu'ndan çekilmesi için Zafer Partisi ve İyi Parti ile provokasyon yapıyor. Hepsi değil ama irili ufaklısı kimi sosyalistler ise hem iktidarla hem de ulusalcılarla aynı amaca hizmet ettiklerini bile görmeyerek “demokratik uzlaşmaya” karşı “uzlaşma yok” diyerek, oturdukları yerde devrimci sloganlar atıyor.

Hitler karşısındaki “çaresizlik” gibi

Herkes gözlerini Avrupa’ya çevirsin. Şu anda gördüğünüz resim, II. Dünya Savaşı öncesinde Avustarya’yı ve ardından Çekoslavakya’yı işgal eden Hitler karşısındaki “çaresizliği” yansıtıyor. Trump’ın, Venezuela’yı fiili işgali, 6 devleti “hayat alanı” sayması karşısında aynı çaresizlik içindeler. “Milletler Cemiyeti” (Cemiyet-i Akvam) nasıl savaş öncesinde çökmüşse Trump, BM kuruluşlarından çekilerek BM'yi de enkaza çevirmiş bulunuyor. Hitler, nasıl Sovyetler Birliği’ni yok etmek için önce Avrupayı çiğnemişse Trump da Rusya ve Çin’e saldırmadan önce Avrupa’yı çiğneyebileceğini Danimarka-Grönlandı’nı silah zoruyla ilhak edeceğini ilan ederek gösteriyor.

Ne çağ aynı ne de kapitalizm

Tarih “tekerrür” edebilir ama bire bir kendini tekrar etmez. Tekerrürün sebebi, Öcalan’ın deyimiyle “kastik katil” erkek egemen kapitalizmdir ama bu kapitalizm artık II. Dünya Savaşı'nın kapitalizmi değildir; bir elinde nükleer bomba, diğer elinde su kaynaklarını yutan yapay zeka ile donanmış bir kapitalizmdir. Öyle olunca “emperyalist savaş proletarya devriminin şafağı” değil, gezegenin “kıyameti” olacaktır. Lenin’in çağında değiliz. Marks’ın “Burjuvazi kendi mezar kazıcılarını yaratıyor” dediği çağda da değiliz. Burjuvazi kendi mezar kazıcılarıyla birlikte kendisinin ve tüm insanlığın mezarını kazıyor. Zaman daralıyor ve “Barış ve Demokratik Toplum” dediğimiz savunma mevzilerinde herkesin birleşmesi şart.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.