Arap milliyetçiliğinin Êzîdî pratiği

Merwan ZERDEŞT yazdı —

  • Arap milliyetçiliğinin Êzîdîlere yaptıkları, sınır tanımazlığının önemli örneklerindendir. BAAS dönemindeki Araplaştırma politikasıyla dağdan koparılan Êzîdîlerin, arsa ve arazileri Arap aşiretlere verildi.
  • Yalnızca Şengal Dağı’nda 200’den fazla Êzîdî köyü boşaltıldı, evler buldozerlerle yıkıldı. Tekrar dönmesinler diye çeşme ve su kaynakları zift ve taş dökülerek kurutuldu. Şêxan'da 147 köy boşaltıldı, 64'üne Araplar yerleştirildi. 
  • Kontrolü zor dağdan kopartılan Êzîdîler, her türlü saldırıya açık 'toplama kampları'na yerleştirildi. Zorla iskân ve Araplaştırma sürecinin bir devamı olarak asimilasyon ve kendini inkar dayatıldı; sahte tarih tezleri üretildi.
  • Êzîdî toplumunun başta öz savunma, ekonomi ve kültür olarak tüm toplumsal dokusunu paramparça edilerek 2014 fermanında kurbanlık koyun gibi DAİŞ'in avucuna bırakıldı. Êzîdîler, topyekun Araplaştırmanın bedelini ödemeye devam ediyor.

MERWAN ZERDEŞT

Şengal ve Şêxan bölgesindeki Êzîdî toplumuna yönelik Araplaştırma, zorla iskan, mülksüzleştirme ve siyasi-askeri denetim kurma politikası, BAAS döneminde derinleşerek sürdü. BAAS, 1963'te askeri bir darbeyle iktidarı ele geçirdikten sonra özellikle 1968’de başlayan ve 35 yıl süren Saddam Hüseyin döneminde geliştirilen Arap milliyetçiliği, en çok da Êzîdî toplumunu vurdu.

BAAS rejiminin Şengal ve Şêxan bölgelerinin demografyasını değiştirmek için hazırlıklar yaptığı, idari düzenlemeler yaptığı dönem, 1970-75 yıllarıydı. Şengal ve Şêxan gibi Êzîdî toplumunun tarihsel varlık alanları, idari olarak Musul’a bağlandı, yani dağa dayalı yaşayan Êzîdîleri idari olarak ovaya bağlayarak kırım süreci başlatıldı. Bu sürece paralel olarak Êzîdî çiftçilerin toprak sözleşmeleri iptal edilerek, toprakları ve arazileri devlet eliyle rejim yanlısı Arap aşiretlere verildi. Böylelikle Êzîdî coğrafyası ve demografisini değiştirmeye dönük stratejik planın altyapısı hazırlanmış oldu.

Çeşme ve kuyular bile kurutuldu

Êzîdî köylerine dönük yıkım politikasının ve zorunlu iskanın devreye konulduğu yıl, 1975'ti. Êzîdî tarihinin en büyük toplumsal, kültürel ve ekonomik kırılmalarından biri bu süreçte yaşandı. Yalnızca Şengal Dağı’nda 200’den fazla Êzîdî köyü Irak ordusu eliyle boşaltıldı, evler buldozerlerle yıkıldı. Êzîdîler köye dönüp tekrar inşa etmesin diye yüzlerce çeşme ve su kaynağı zift dökülerek, taşlarla doldurularak kurutuldu. Êzîdî toplumunun yaşamını sağlayan tüm kültürel, ekonomik örgüler, öz savunma, bu süreçte dağıtıldı ve kurutuldu. Aynı biçimde Şêxan bölgesinde bulunan 182 Êzîdî köyünden 147 tanesi bu süreçte boşaltıldı, 64 köye Araplar yerleştirildi. 

Kontrolü kolay toplama kampları

Dağdan kopartılan Êzîdîler, ovada “Mujaamma’at” adı verilen (Şengal’de komelgeh olarak isimlendirilen) yerlere zorla yerleştirildi. Şu an Şengal Dağı’nın kuzey ve güney yamaçlarına paralel ve ana caddelere konumlanmış olan bu yerleşim birimleri bu süreçte oluşturuldu. Êzîdîler böylelikle kontrolü zor olan dağdan kopartılarak kontrolü kolay, her türlü saldırıya açık ve hiçbir altyapısı olmayan toplu yerleşim yerlerine (aslında toplama kamplarına) yerleştirildiler. Bu uygulamanın sonucu olarak, 2014 fermanında tüm Êzîdîler ovalık alanda adeta bir yem gibi DAİŞ’e sunuldu. Yine bu uygulamayla Êzîdîlerin komünal yaşam ve öz savunma ağları dağıtıldı. Dağdan uzak, doğadan kopuk, sağlıksız ve altyapısız alanlara mahkûm edildiler.

Sahte tarih tezleri üretildi

BAAS rejimi, bu yerleri “modernleştirme projesi” adı altında inşa etmişti ama gerçekte bu toplu yerleşim alanları tam bir askeri kontrol noktası görevi görüyordu ki bu durum günümüzde de sürüyor. Zorla iskân ve Araplaştırma sürecinin bir devamı olarak, dil ve kimlik asimilasyonu için tüm Êzîdî köy ve kasabalarına Arapça isimler verildi (Örn: Hiteen, El-Cezire, El-Kahtaniye). Nüfus sayımı döneminde, Êzîdîlere iki kimlik seçeneği sunuldu; ya kendilerini Arap olarak kaydedeceklerdi ya da vatandaşlık haklarını kaybedeceklerdi. Bu süreçte Êzîdîlerin kökeninin Emevi Halifesi Yezid bin Muaviye'den geldiği ve bu yüzden "öz Arap" oldukları yönünde sahte tarih tezleri üretildi. Êzîdî çocukları Arapça eğitim veren okullara alınarak ana dillerinden kopartıldı.

Bedelini çok ağır ödüyor

Êzîdîler, 1935 direnişinde olduğu gibi, zorunlu askerlik yasalarına karşı tarih boyunca direndi fakat 1975’te ovaya yerleştirildikten sonra zorla askere alınma yoğunca yaşandı. Binlerce Êzîdî genci, Irak-İran savaşına, Irak-Kuveyt savaşına zorla götürüldü. Bunların bir kısmı yaşamını yitirdi, bir kısmı tutuklanarak yıllarca İran zindanlarında kaldı. Sonuç olarak Êzîdîler dağdan kopartılarak öz savunma sistemi tümden dağıtılmış, ovada Irak ordusunun askerlerine dönüştürülmüştü. Bugün de bölgedeki tüm güçler, Êzîdîleri kendi askeri yapmak için adeta yarışıyor. BAAS rejimi ve Saddam dönemi politikalarının tek tek ve derinlikli değerlendirilmesi gerekir. Bu dönemin politikaları, Êzîdî toplumunun başta öz savunma, ekonomi ve kültür olarak tüm toplumsal dokusunu paramparça ederek 2014 fermanında kurbanlık koyun gibi DAİŞ'in avucuna bıraktı. Êzîdîler, dağdan ovaya zorla yerleştirilmenin bedelini halen çok ağır ödüyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.