Cezasızlık rejimi kurumsallaşıyor

Kadın Haberleri —

Kadın eylemleri

Kadın eylemleri

  • ÖHD üyesi Şüheda Ronahi Çiftçi, 11. Yargı Paketi’ne sert tepki göstererek, “Bu paket şiddeti önlemiyor, yönetiyor ve tolere ediyor” dedi.

Meclis’ten geçen 11'nci Yargı Paketi, infaz rejiminde yapılan değişikliklerle kadınlara yönelik şiddet suçlarında erken tahliye ve infaz indirimi uygulamalarını genişletmesi nedeniyle tepki almaya devam ediyor. Kadın örgütleri ve hukukçular, düzenlemenin kadınların yaşam hakkını korumak yerine cezasızlık politikasını derinleştirdiğine dikkat çekiyor. Jinnews’e konuşan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), üyesi Avukat Şüheda Ronahi Çiftçi, düzenlemenin Anayasa’nın 17. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi ve CEDAW yükümlülüklerine aykırı olduğunu vurgulayarak, cezasızlık politikasının kurumsallaştığını ifade etti.

Caydırıcılık fiilen ortadan kalkıyor

Yargı Paketi’nin iktidar tarafından yargıyı rahatlatan, infaz rejimini dengeleyen ve barışı güçlendiren bir düzenleme olarak sunulduğunu dile getiren Ronahi Çiftçi, “11. Yargı Paketi ile birlikte infaz rejiminde yapılan değişiklikler; özellikle kadınlara yönelik şiddet, tehdit, ısrarlı takip ve hatta öldürmeye teşebbüs gibi suçlarda erken tahliye, denetimsiz serbestlik ve infaz indirimi uygulamalarını genişletmiştir. Bu durum, ceza hukukunun temel işlevlerinden olan özel ve genel caydırıcılığı fiilen ortadan kaldırmaktadır” dedi.

Kadınların yaşamı açısından bakıldığında 11. Yargı Paketi’nin şiddeti önleyen değil; şiddeti yöneten ve tolere eden bir hukuki çerçeve yarattığına dikkat çeken Ronahi Çiftçi, “Uzun süredir dile getirildiği üzere erkek egemen devlet aklı, kadınların yaşamını korumayı değil, kadınların yaşamı üzerindeki denetimi sürdürmeyi esas almaktadır. 11. Yargı Paketi bu zihniyetin güncel hukuki tezahürüdür. Bu düzenleme yalnızca ceza ve infaz hukukuna ilişkin teknik bir değişiklik değil; kadın özgürlük mücadelesinin yıllar içinde yarattığı hukuki ve toplumsal basıncı dağıtmayı amaçlayan politik bir müdahaledir” dedi.

 

Riskler bilinçli biçimde göze alındı

11. Yargı Paketi’nin sorgulamayı bastırmaya, kadınların kazanımlarını geri almaya ve kadınları yeniden “aile, namus ve itaat” ekseninde tanımlamaya hizmet ettiğini belirten Ronahi Çiftçi, “Bu yönüyle paket, kadınları koruyan bir hukuk düzenine değil; şiddete maruz kaldığında dahi susması beklenen bir kadın rejimine zemin hazırlamaktadır. 11. Yargı Paketi’nin yürürlüğe girmesinin ardından, kadınlara yönelik şiddet suçlarından mahkûm olmuş ya da yargılaması devam eden birçok failin erken tahliye edildiği kamuoyuna yansımıştır. Daha da vahimi, bu tahliyelerin bir kısmı kısa süre içerisinde yeniden ağır şiddet ve kadın cinayetleriyle sonuçlanmıştır. Bu tablo, hukuki açıdan öngörülebilir bir riskin bilinçli biçimde göze alındığını açıkça göstermektedir” sözlerini kullandı. 

Devlet katillerin kurumsal ortağı

“Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, geçmişte şiddet uyguladığı bilinen bir fail söz konusu olduğunda devletin potansiyel mağduru korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır” diye belirten Ronahi Çiftçi şunları ekledi: “Buna rağmen gerçekleştirilen tahliyeler, yaşam hakkı ihlalinin doğrudan nedeni hâline gelmektedir. Rojda Yakışıklı dosyası başta olmak üzere pek çok örnekte failler; iyi hâl, tahrik, pişmanlık ya da infaz indirimi gerekçeleriyle serbest bırakılmaktadır. Kadınlar korunmadıkları gibi, öldürüldükten sonra dahi adaletle buluşamamaktadır. Bu tablo bireysel yargı hatalarıyla açıklanamaz; devlet politikası hâline gelmiş bir cezasızlık rejiminin sonucudur. Yıllardır vurgulandığı üzere erkek şiddeti ile devlet şiddeti birbirinden bağımsız değildir. Devlet, kadın katillerini koruduğu ölçüde bu şiddetin kurumsal ortağı hâline gelmektedir. Bu koşullar altında yürütülecek mücadele yalnızca dava dosyalarına sıkıştırılamaz; ancak hukuki mücadeleden de vazgeçilemez.” 

Ronahi Çiftçi, Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları, uluslararası mekanizmalar ve örgütlü kadın mücadelesinin birleşmesi gerektiğini de vurguladı. Feminist hukuk kolektifleri, barolar, insan hakları örgütleri ve uluslararası kadın ağlarının birlikte hareket etmesi çağrısı yaptı. Hedefin yalnızca yasa değişikliği değil, erkek egemen zihniyetin, cezasızlık rejiminin ve devletin sistematik şiddetinin teşhir edilip dönüştürülmesi olduğunu belirtti. İZMİR 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.