Halep'i Kürtsüzleştirme stratejisi
Forum Haberleri —

Halep/foto:AFP
- Kürtler, Erdoğan için yalnızca bir “güvenlik sorunu” değil, aynı zamanda ideolojik ve tarihsel bir engeldir. Selefi-faşist yapılara verilen destek, bu engeli kanla, zorla ve terörle aşma ürünüdür.
ROBERT PEKÖZ
Halep’i Kürtsüzleştirme girişimi tarihsel, toplumsal ve siyasal gerçekliklere çarpıp dağılmaya mahkumdur. Halep’in sokaklarında, çarşılarında, mahallelerinde Kürt varlığı bir “azınlık gerçeği” değil, şehrin asli dokusudur. Bu dokuyu zorla söküp atmaya çalışmak, yalnızca Kürtlere değil, Halep’in tarihine ve insanlık mirasına karşı suç işlemektir
Halep, dünyanın en eski ve en büyük kozmopolit şehirlerinden biridir. Arapların, Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Türkmenlerin ve daha birçok etnik ve inanç grubunun yüzyıllar boyunca bir arada yaşadığı bir medeniyet merkezidir. Bu çok katmanlı yapı, Halep’i güçlü kılan asıl unsurdur. Bugün Erdoğan rejimi ve HTŞ eliyle bu kozmopolit yapı, sistematik biçimde yok edilmek isteniyor. Amaçları nettir. Halep’i tekçi, mezhepçi, itaatkar bir İslamcı laboratuvara dönüştürmek ve bu süreçte Kürtleri şehirden silmektir.
Merkezi planın parçası
HTŞ ile Erdoğan rejimi arasında kurulan fiili ittifak, Halep’te açık bir etnik temizlik ve soykırım pratiğine yöneldi. Kürt mahallelerine dönük saldırılar, tesadüfi değildir; merkezi bir planın parçasıdır. Erdoğan’ın doğrudan talimatlarıyla şekillenen bu saldırılar, Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi ağızlarından da meşrulaştırılıyor. Savunma Bakanlığının “HTŞ yardım isterse destek oluruz” açıklaması, Halep’te Kürtlere yönelik saldırıların açık bir onayıdır. Bu, yalnızca diplomatik bir cümle değil, aynı zamanda fiilî bir savaş ilanıdır.
Tüm Kürtlere gözdağıdır
Halep’teki mahallelere saldırı, yalnızca Halep Kürtlerine yönelik değildir; tüm Kürt halkına verilen gözdağıdır. Halep’te Kürtlere savaş ilanı, Kürtlerin tarihsel varlığına, kazanımlarına ve siyasal iradesine karşı topyekun bir savaştır. Aynı zamanda bu saldırılar, “barış ve kardeşlik” söyleminin de gerçek yüzünü açığa çıkarıyor. Gerçekte Türkiye’de hiçbir zaman samimi, eşitlikçi ve kalıcı bir barış süreci olmadı. Kürtler, barışa inanmak istiyor, çünkü savaşın yükünü en ağır biçimde taşıyor. Erdoğan rejimi, bu iyi niyeti, kendi Osmanlıcı hayalleri için kullandı. Kürtleri oyaladı, zamana oynadı ve uygun an geldiğinde hem içeride hem dışarıda saldırıya geçti. Halep’te yaşananlar, bu kirli senaryonun dışa vurmuş halidir.
Kürtler engel olarak görüyor
Erdoğan, “Yeni Osmanlı” fantezisinin, Kürtleri tarih sahnesinden silmeden ilerleyemeyeceğini biliyor. Bu nedenle Kürtler, Erdoğan için yalnızca bir “güvenlik sorunu” değil, aynı zamanda ideolojik ve tarihsel bir engeldir. HTŞ gibi selefi-faşist yapılara verilen destek, bu engeli kanla, zorla ve terörle aşma ürünüdür.
Bugün Halep’te Kürtlere yönelik saldırılara sessiz kalmak, yarın çok daha büyük felaketlerin önünü açmaktır. Bu yalnızca Kürtlerin meselesi değil, Ortadoğu’nun geleceğiyle ilgilidir. Etnik temizlik, mezhepçilik ve faşist İslamcılık üzerine kurulan hiçbir düzen kalıcı olamaz. Halep’i Kürtsüzleştirme hayali, tıpkı Erdoğan’ın diğer hayalleri gibi, tarihin çöplüğünde yerini alacaktır.







