Halk kim, kitle kim?

Selim FERAT yazdı —

  • Mazlum Ebdî, halk ve halktan savaşçılara dayanan bir öncü. Şara ise Türk ırkçı serumuna bağlı yeni Türkiye kolonisi Suriye’nin yetkileri sınırlandırılmış Cumhurbaşkanı olmaktan  kurtulamayacak.

SELİM FERAT

"Halk", siyasi sınırlar ötesi bir yapılanma; yönetim biçimlerinden bağımsızdır; tarihsel ve kültürel gelişmelerin toplamına yüklü, sürekli değişen bir sosyal somutlukur.

Cermen dilindeki "fulka" (halk, savaşçılar) kelimesinden türeyen halk kavramına yüklenen "Romantizm, ulusal ruh“ tanımlaması, Hegel’e ait. "Ulusal ruh"a denk düşen bir gelişme, özellikle 15. yüzyılda Doğu Slavlarının ullusal bilincinin gelişmesi sonucu, Ruslar bir kimlik olarak tanımlanmasına yol açmıştı.

Bu kavramın "ulusal ruh" tanımını Rojava’ya alıyorum. 

“Devrimler tek bir parti tarafından değil, tüm halk tarafından yapılır… Halk ya da bu geniş ve değişken ifadeyi daha kesin bir ifadeyle değiştirmek gerekirse proletarya…” tanımlamaları Karl Marks’a ait.

Rroleterya kavramına Rojava’da, "emekçiler ve kadınlar“ daha da yakışıyor.

Halep’teki son kritik gelişmelerden sonra Mazlum Ebdî, uluslararası güçlerin arabulucu olduğunu söylemişti. Hiçbir şeyin garantisinin olmadığını bilen Mazlum Ebdî, Şam’ın Ankara’dan yönetildiğini biliyordu ve halka "cesur evlatlarının, savaşçılarımızın etrafında“ kenetlenme çağrısında bulundu.

Devrimi yapanın, devrimi devam ettirecek olanın da halk olacağını bilen Ebdî, direnişte, kısmi yenilgilerde, geri çekilmelerde kararlı davranacak gücün adresinin halk olduğunu biliyordu.

Kitlelere gelince;

Fransız bilimci Gustave Le Bon, kitle kavramına daha incetilmiş bir tarif yükler: "Kalabalık".

Kalabalıkta ne kollektif ruh ne de kollektif duyguların buluşması vardır. Le Bon’a göre kalabalıklar: "...irrasyonel olarak tanımlanırken, bir kalabalıkta insanlar, bireysel çıkarlarına uygun olarak nispeten rasyonel davranırlar."

Fransız sosyolog Gabriel Tarde, haklı olarak, "soğumuş kalabalıklar“ kavramına başvuruyordu. Soğuk kalabalıklarda: "Herkesin kendi hedefleri için çabaladığı" bir insan kümesi söz konusu. "Genellikle hiyerarşiler sergileyen" bu kalabalıklara yön veren, kolektif bilinç değil, onlara nasıl hareket edeceğini talim eden, yukarıdaki bir güçtür.

Bu kalabalıklar tanımını, şimdilerde Suriye ve Türkiye’yi yöneten Ankara’ya ve onlara biat Eden El Şara’ya yüklüyorum.

Türkiye’de uyuyan DAİŞ hücrelerini harekete geçirmek için Yalova’da üç polisini DAİŞ’e öldürten MİT, Şara güçlerini de yedeğe alarak, Halep’te Kürtleri katle başladı.

Harekete geçirilenler, bir "kalabalık“tı. Bu kollektif ruh ve biliçten yoksunlardan her biri, kendi hedefi için yola çıkmıştı ve bir hiyerarşi zincirine bağlıydılar. Sonra sessiz bir diplomasinin devreye girmesi (CENTOM’un sahaya inmesi, Mesûd Barzanî’nin arabuluculuğu…) sonucunda, Şara ve Ebdî, bir anlaşmaya imza attılar. "Kalabalıklar“ı harekete geçiren uzun Türk kolu Bahçeli, 8 maddelik bir "yol haritası" dikte ettirerek, QSD’nin Şara üzeriden Türkiye’ye teslim olması için düğmeye bastı…

Rojava'nın öncülerinden Mazlum Ebdî, 58 yaşında. Gençliğinden beri mücadelenin içinde. Kobanê direnişi ve etrafında şekilenen yapılanmada kilit bir rol oynadı. Terörist DAİŞ’e karşı fiziki savaşı örgütledi, şimdi Esad sonrası Rojava Kürtlerinin geleceği için müzakere yürütüyor.

43 yaşındaki El Şara, HTŞ'nin lideri olarak, HTŞ'nin İslamcı el-Nusra Cephesi'nin halefi olarak kabul edilmesi nedeniyle aranan bir teröristti. Gizli diplomasi kanallarında, yükseleceği yeni göreviyle ilgili hiyerarşık bir elemeden geçti ve Türkiye hiyerarşisine bağlanarak, Ocak 2025'in sonundan bu yana Suriye Arap Cumhuriyeti'nin geçici Cumhurbaşkanı oldu.

Mazlum Ebdî, halk ve halktan savaşçılara dayanan bir öncü. Şara ise "soğumuş kalabalıklar“ı harekete geçiren Türkiye gölgesinden kurtulmadığı döneme kadar, kaderi Bahçeli tarafından harekete geçirilebilecek kurtların pençesinde duran, "Türk ırkçı serumuna bağlı“, yeni bir Türkiye kolonisi Suriye’nin, yetkileri sınırlandırılmış Cumhurbaşkanı olmaktan  kurtulamayacak.

Halk ile kalabalıkların öncüleri arasında başlayan bu tarihi dansın, Rojava’nın yükseleceği bir tarih yazacağı umuduyla…

Not:

Geçen hafta kaleme aldığım makaledeki: "Halka dayalı bir Rojava kazanacak. Örgütlü ve toplumsal bilinci olan bir halkın direnişine dünyanın sessiz kalmayacağını bilenlerin kaybedeceğinden yola çıkıyorum" cümlesinde, "bilenlerin“ kelimesini, "bilmeyenlerin“ olarak düzetiyor, bu cümledeki yanlışlıkla ilgili uyarıda bulunan sevgili Selami Güler’e teşekkür ediyorum.

 

 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.