Türkiye'de kamuoyu sessiz kalıyor

Eren Keskin

Eren Keskin

  • İHD Merkez Yürütme Kurulu MYK Üyesi Eren Keskin, Türk kamuoyununun Rojava'da işlenen insanlık suçlarına sessiz kaldığını, sendikaların bile gündemine almadığını,  'DEM Parti ve Kürtler' dışında yürüyüş bile organize edilmediğini söyledi.

MA'ya konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Eren Keskin, "Çok kısa bir süre önceye kadar insanların kafalarını keserek katleden bir zihniyet ile anlaşan dünyanın, Kürtleri de anlaması gerekiyor. Maalesef, bazı sömürgeci güçlerin de dayatmasıyla bu noktaya gelindi. Halep'te yaşananlar savaş suçu barındırıyor. Bu görüntüler bütün dünyaya yayıldı. Artık sosyal medya diye bir şey var ve tüm bilgiler anında dünyaya yayılıyor. Halep'te, yeni Suriye ordusu ve bunlara bağlı olan cihatçı grupların Kürtlere karşı, hatta o mahallelerde oturan diğer halklara karşı işledikleri fiiller savaş suçu oluşturuyor. Görüntüler bile Cenevre Savaş Hukuku Sözleşmesi'ne göre de açık bir şekilde savaş suçu oluşturuyor."

Türkiye'deki örgütler sessiz

Rojava'da işlenen savaş suçuna karşı dünyanın sessizliğinin bir boyutunun da yereldeki sessizlik olduğunu düşündüğünü ifade eden Eren Keskin, şunları söyledi: "Bizim, başka devletleri ve insan hakları örgütlerini eleştirmeden önce kendi coğrafyamıza bakmamız lazım. Bugün sendikalar sadece ekonomik nedenlerle iş bırakıyor ama ekonomilerinin bu kadar kötü olmasının en büyük nedeni savaşa ve çatışma süreçlerine harcanan paradır. Örneğin Suriye'deki cihatçı yapılara harcanan para, emekçilerin bütçesinden alınandır ama hiçbir sendika, bizim coğrafyamızda bunu yüksek sesle dile getirmiyor. Yüksek sesle bir yürüyüş 'DEM Parti ve Kürtler' dışında yapılmıyor. Diğer sivil toplum örgütlerinden yeterli bir karşı çıkış görebiliyor muyuz? Hayır. Yerelde bu sessizlik olduğu sürece dünyada da sessizlik olur. Bunu harekete geçirecek olan bizim coğrafyamızdaki güçler. Savaşa ve çatışma ortamına yüksek sesle karşı çıkmamız gerekiyor. İnsan hakları savunucuları olarak barış talepli her çalışmaya katılıyoruz, sokağa da çıkıyoruz ama çok yetersiz. Sendikaların bu olaya mutlaka el atması ve bu olayda Suriye-Rojava'daki gelişmelere yüksek sesle ses çıkarması gerekiyor."

10 Mart Mutabakatı'na müdahale

Yaşananlarda Türkiye'nin rolünün altını çizen Eren Keskin, "Kürtler, özgür bırakılmadıkları ve sürekli Suriye Hükümeti'ne de dayatmalar olduğu için bu anlaşma yürürlüğe giremiyor. Türkiye ve başka gruplar tarafından savaşı tetikleyici bir sürü girişimde bulunuluyor" şeklinde konuştu.

Hasta tutsaklar bile bırakılmadı

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin tek taraflı olduğunu belirten Eren Keskin, şunları dile getirdi: "PKK silah bıraktığını açıkladı. Sayın Öcalan'ın barışçıl bir yol açıklaması oldu ama onun dışında Türkiye Cumhuriyeti devleti yargısı daha hasta mahpusları bile tahliye etmedi. Katiller, dolandırıcılar, hırsızlar bırakıldı ama düşünceleri nedeniyle cezaevinde olan insanlar bırakılmadı. Eğer bir sürecin içine girdiğimiz söyleniyorsa o zaman devletin de adım atması gerekiyor. Bu sürecin hızlandırılması Suriye'deki gelişmeleri de etkileyecektir, çünkü Kürdistan'ın her parçası birbirini etkiler, o nedenle bir yerde oluşan olumlu bir gelişme diğer tarafa da etkiliyor." 

Son derece rahatsız edici dil

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kullandığı dilin tamamen çatışmayı besleyen ve Kürtleri son derece rahatsız eden bir dil olduğunu belirten Eren Keskin, "Eğer gerçek bir barış sürecinden söz ediyorlarsa çok daha dikkatli bir dil kullanmaları gerekir. Devlet Bahçeli adı gibi devletin ta kendisidir. Ben, Devlet Bahçeli'nin Erdoğan'dan daha güçlü bir devlet figürü olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle söylediği sözler önemlidir. Bu dilin derhal değiştirilmesi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti, gerçekten bir barış süreci istiyorsa en başta coğrafyamızdaki Kürtlerle gerçek bir çözüm süreci başlatmalı. Tüm siyasi ve hasta mahpuslar serbest bırakılmalı, Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmalı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engellere son verilmeli, özgür bir tartışma ortamı açılmalı. İnsan hakları savunucuları olarak her zaman barış süreçlerini eksik de bulsak destekledik ama devletin de gerekli adımları atması gerektiğini tekrarlıyoruz." İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.