Dehşetin belgeleri

Şêxmeqsûd'da bombalanan cami / foto:AFP
- Türk devleti ve Şam çetelerinin Halep’te işlediği suçlar belgelendi: Siviller zorla evlerinden çıkarıldı ve yüksek binalara keskin nişancılar yerleştirildi. Asaib el Hamra’ın da dahil olmasıyla saldırılar yoğunlaştı, “Bayraktar” tipi SİHA’lar hava desteği sağladı ve saldırıları Ali al-Naasan yönetti.
- İdlib ve farklı şehirlerden takviye getirildi. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar dahil 47 sivil katledildi, 133 sivil yaralandı, 276 kişi kaçırıldı veya tutuklandı. 148 ila 155 bin Kürt göçertildi. Ülkü Ocakları’na bağlı kişiler Kürt gençlerini kaçırıyor ve Şêxmeqsûd'da şu anda evler yağmalanıyor.
Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, Türk devleti ve Heyet Tehrir El Şam’ye (HTŞ) bağlı çete gruplarının Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallerinde işlediği katliam, savaş suçları ve hak ihlallerine ilişkin raporunu yayımladı. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed’in imzasıyla yayımlanan rapora göre, mahallelerde 500 binden fazla sivil yaşıyordu. 23 Aralık 2025’te mahalleler çeteler tarafından kuşatmaya alındı, yedi yola kontrol noktasıyla kapatıldı ve sadece bir yol açık bırakıldı. Gıda, ilaç, yakıt ve insani yardımların geçişine izin verilmedi. Ablukanın kaldırılması için defalarca HTŞ’yle iletişime geçilmesine rağmen olumlu adım atmadı.
Asaib el Hamra çeteleri getirildi
6 Ocak’ta başlayan saldırılara Şam ordusuna bağlı 60., 62., 72. ve 86. Tümen bünyesindeki çeteler katıldı. Ağır silahlar ve dronlar kullanılarak, alt yapı ve yerleşim yerleri hedef alındı. Dronların ardından mahalleler ayrım gözetmeksizin bombalandı. Siviller zorla evlerinden çıkarıldı ve yüksek binalara keskin nişancılar yerleştirildi. Yoğun sivil nüfusa rağmen, HTŞ Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerini “askeri bölge” ilan etti. 8 Ocak'ta, daha önce El Kaide'ye bağlı olan Asaib el Hamra (Kızıl Grup) adlı çetelerin desteğiyle saldırılar daha da şiddetlendi. İdlib ve farklı şehirlerden takviye getirildi, SMO saldırılara katılırken ve Türk devletine ait “Bayraktar” tipi SİHA’lar hava desteği sağladı. 8 Ocak sabahından itibaren saldırılar sözde Şam ordusunun çetebaşlarından Ali al-Naasan tarafından yönetildi.
Aynı gün Eşrefiyê’deki Osman Hastanesi ve Şêxmeqsûd'daki tek işlevsel hastane olan Xalid Fecir Hastanesi defalarca bombalandı. 9-10 Ocak tarihleri arasında Eşrefiyê’nin işgal edilmesinin ardından çeteler Şêxmedsûd’a yoğunlaştı. Yaralılar, çocuklar, yaşlılar ve bütün aileler dahil olmak üzere siviller, Xalid Fecir Hastanesi'ne sığındı ancak hastane bombalanmaya devam edildi. 10 Ocak akşamı uluslararası aktörlerin arabuluculuğunda varılan mutabakatın ardından, 11 Ocak sabahı erken saatlerde ateşkes yürürlüğe girdi. Anlaşma gereği şehitler ve yaralılar Özerk Yönetim bölgelerine tahliye edildi.
47 sivil katledildi
Özerk Yönetim, ateşkesin geçici bir rahatlama sağlasa da, uzun vadeli insani ve siyasi sonuçlar hâlâ büyük endişe kaynağı olmaya devam ettiğine işaret etti. Rapora göre, 6-10 Ocak tarihleri arasında gerçekleşen saldırılarda: Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar dahil 47 sivil katledildi, 133 sivil yaralandı, 276 kişi kaçırıldı veya tutuklandı. Öte yandan 148 ila 155 bin Kürt zorla göçertildi.
Belgelenen savaş suçları ise şöyle:
*Canlı medya yayınları sırasında Şêxmesûd ve Eşrefiyê’ye yapılan saldırılara açıkça katılan, DAİŞ amblemi taşıyan çeteler.
*Türk vatandaşı Khalil Yavuz, kuşatmayı övünerek anlattığı ve sivilleri ölümle tehdit ettiği kayıtlara geçti. Mısır vatandaşı Ahmed Mansour, şehit düşen bir kadın savaşçının cenazesine işkence ettiği sırada kayıtlara alındı. Aynı kişi daha kıyı şehirlerinde ve Süveyda’da da suç işledi.
*Türk vatandaşı Abdussamed Dagül (Samet Dagül), Asaib al-Hamra'ya bağlı bir gazeteci kılığına girmiştir. Ülkü Ocakları’na bağlı kişiler Kürt gençlerini kaçırıyor ve gençlerin infaz edileceğine dair korkular var.
*Xalid Fecir Hastanesi yakınlarındaki yoğun nüfuslu yerleşim bölgelerinde tank ve ağır silahlar kullanıldı.
*Şêxmedsûd'daki Büyük Camii'nin doğrudan hedef alındı.
*Cenazelere işkence edildi, tutuklanan sivillere hak ihlallere ve şiddete maruz kaldı.
Ailesinden 7 kişi katledildi
Îlham Ehmed de önceki akşam Zoom üzerinde düzenlediği bir basın toplantısında Şêxmeqsûd Mahallesi’nde kendi ailesinden de 7 kişinin bir otobüste dronla vurularak katledildiğini açıkladı: "Sadece benim ailemden Şêxmeqsûd’da şu ana kadar 7 kişi hayatını kaybetti. Bir otobüsün içindeyken dronla vuruldular ve ailemden 7 kişi orada can verdi. Bunun dışında, şimdiye kadar hayatını kaybeden sivil halkın sayısı çok fazla. İnsanların evleri yağmalandı. Kadın savaşçıların cenazeleri yüksek yerlerden aşağı atılıyor."
Evler yağmalanıyor
Çeteler, şu anda Kürt mahallelerinde suç işlemeye devam ediyor. ANHA'nın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Eşrefiyê Mahallesi'nde yaşayan bir grup Kürt sakin, devam eden ev baskınlarında kaçırılarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Efrîn İnsan Hakları Örgütü'ne göre ise Şêxmeqsûd'un birçok sokağında, özellikle Şehit Koli Kavşağı yakınındaki 20'nci Cadde, Badino Caddesi, 15'inci Cadde ve Şekato İstihbarat Bürosu karşısındaki sokakta Kürt evleri yağmalanıyor. Saldırı ve yağmaların yanı sıra mahallelerde elektrik ve sağlık sorunları da oldukça ciddi boyutlara ulaşırken, günde sadece 2 saat elektrik verildiği ve birçok sağlık merkezinin tahrip edildiği bildiriliyor. Öte yandan, kaçırılan Heyva Sor a Kurd üyesi 5 sağlık çalışanından günlerdir haber alınamıyor. HABER MERKEZİ
* * *
DAİŞ cezaevlerine saldırmayı planlıyor
Tişrîn Barajı’nı günlerdir hedef alan çeteler, baraj çevresinde Sryatel Tepesi ve Kişlî köyünde 3 dronlu saldırı gerçekleştirdi. Demokratik Suriye Güçleri (QSD), saldırıların yoğunlaşması üzerine kritik bir açıklama yaptı. Açıklamada, DAİŞ’in son saldırılardan faydalanmaya çalıştığına ve çetelerin tutulduğu cezaevlerini hedef aldığına işaret edildi.
Açıklamada şu bilgiler paylaşıldı: "Güçlerimiz yüksek alarm ve teyakkuz halinde. Güçlerimiz, cezaevlerinin güvenliğini sağlamak ve herhangi bir güvenlik ihlalini önlemek için gerekli tüm önlemleri aldı ve durum şu anda kontrol altında. Ancak, devam eden askeri gerilim genel istikrarsızlığa yol açabilir. Sonuç olarak, bu durum DAİŞ üyelerinin bulunduğu cezaevlerinin güvenliği için gerçek bir risk oluşturacaktır. Ayrıca, bölgeyi yıllarca terörizmin bedelini ödedikten sonra sıfır noktasına geri getirecektir."














