İflah olmaz Kürt düşmanlığıdır

Tuncer Bakırhan

Tuncer Bakırhan

  • 10 Mart Mutabakatı'na uymayanın Şam olduğunu, Türkiye'nin de Şam'ın yanında durduğunu belirten DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:
  • Golan'da bayrağı dalgalanan İsrail, Şam'ın göbeğinde başkanlık binanızı bombalarken görünmez olan o egemenliğiniz neden söz konusu Kürtler olunca bir anda görünüyor?
  • Gazze'ye ağlayıp Halep'e alkış çalan, iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır. Paris'te İsrail ile anlaşıp Halep'te Kürt'ün kafasına bomba yağdırmak, anti Kürt mutabakatının en kirli halidir.

DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye'nin Suriye'deki Kürtlere yönelik tavrına tepki gösterdi, Kürt düşmanlığının iflah olmayan haline dikkat çekti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partisinin dün Grup Toplantısı'nda konuştu. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde bir soykırım provasının sürdüğünü belirten Bakırhan, "Şam rejimi ve Türkiye'nin güdümündeki çeteler, DAİŞ'in yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere harekete geçtiler. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'nin yüz yıllık sakinlerine terörist diyenler gerçeği çarpıtıyor. Biz canlı yayınlarda DAİŞ'in üniforma bile değiştirmeden mahallelere akın ettiğini gördük. Bu zihniyeti iyi tanıyoruz. Enfal'den tanıyoruz, Şengal'de kadınları köle pazarlarında satan, Kobanê'de vahşeti dayatan o zifiri karanlıktan tanıyoruz. Biz bunları daha geçen gün esir aldıkları bir Kürt kadın savaşçıyı binadan aşağı attıkları alçaklıklarından da tanıyoruz. Hiç sözü eğip bükmeden net olarak ifade edeyim; Halep'te yeni bir Halepçe denemesi yapıldı. Buradan o karanlık hesapları yapanlara sesleniyoruz; Kürtleri 'soykırım kıskacında' tutarak, çürümüş rejimlerinizi ayakta tutamayacaksınız. Kürt'e soykırım salık vererek siyasi hesaplarınızı gerçekleştiremeyeceksiniz" dedi.

Sorun tekçilik ve ırkçılıktır

Suriye'nin sorununun, topraklarını savunan Kürtler, inançlarını koruyan Aleviler ya da Dürziler olmadığını vurgulayan Bakırhan, şöyle devam etti: "Suriye’nin sorunu, selefi, tekçi, ırkçı yönetim anlayışıdır. Kürt’ü, Aleviyi, Dürziyi tanımayan, reddeden bir yönetim anlayışıdır. ‘Kürt anasını görmesin’ diye tüm imkanlarını seferber eden iflas etmiş bir akıldır."

Sadece Türkiye Cumhuriyeti

Halep’in Kürt ve Süryani mahallelerine saldırdığında BM Genel Sekreterliğinin itidal çağrısı yaptığını; ABD ve AB'den Kanada’ya kadar açıklamalar geldiğini; Federe Kürdistan Yönetimi’nin sağduyuya davet ettiğini hatırlatan Bakırhan, "Peki, kim ‘rejime hemen destek vermeye hazırız’ dedi?" diye sordu. Bakırhan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dünyadan sağduyu ve itidal çağrıları yapılırken, Türkiye Savunma Bakanlığı, rejime 'Biz seninle birlikte, çağırırsan Halep’e girmeye, Kürtleri dövmeye, sürmeye; orada seninle birlikte çatışmaya varız' dedi. Bunu kabul etmiyoruz. O Savunma Bakanı, Türkiye’nin Savunma Bakanıdır. 20–25 milyon Kürt'ün yaşadığı burada bizleri de temsil ediyor. Sadece birkaç dakika empati yapsın Savunma Bakanı. Kendinizi Türkiye’de yaşayan bir Kürt yurttaşın yerine koyun. Bu manzara size ne anlatır? Bu manzara karşısında hangi duyguları taşırsınız?

Ne istiyorsun Kürt'ten ?

Sivil Kürt'ün mahallesine top ve tank dayamışlar; hastaneleri ve camileri bile vuruyorlar; kadınlar, çocuklar toz duman içerisinden nereye kaçacağını bilmiyor. Bir de Kürt'e akıl veriyor. Kürt ne yapsın? Ne istiyorsunuz Kürt'ün Halep'te yaşadığı mahallelerden? Dönüp herkes kendisine bir sorsun; televizyon kanallarında bu kadar Kürt karşıtı, bu kadar Kürt düşmanı program yapan, yorum yapan başka bir ülke var mı? Kardeşlik edebiyatı yapanlara da sesleniyorum; Kıbrıs'taki Türk'ün hakkını savunduğun kadar, Halep’teki Kürt’ün hakkını da savunsaydın acaba bu soğuk manzara, bu katliam, bu vahşet görüntüleri ortaya çıkar mıydı? Bir gün de Kürt’ün hakkını savunun ya. Bu ülkenin vatandaşları olarak bunu söylemek bizim hakkımız değil mi? Niye mesele Kürt olunca celalleniyorsunuz, tansiyonunuz fırlıyor, parmaklarınız havada? Ayıptır, günahtır. Ölüm ve savaş isteyen bu azınlığa karşı biraz daha cesur olmamız gerekiyor. Hep birlikte barışı istemeli, bu katliam isteyen ırkçıların maskelerini düşürmeliyiz.

Elbette Kürt düşmanıdır

Tek derdi Kürt'e dönük saldırılar gerçekleştirmek isteyenlere soruyoruz; Şam'ın 50 km ötesinde Golan'da başka ülkelerin bayrakları dalgalanırken, İsrail Şam'ın göbeğinde başkanlık binanızı bombalarken görünmez olan o egemenliğiniz neden söz konusu Kürtler olunca bir anda görünüyor? Bunu bir soralım. Halep'te hastaneler vuruldu. Sivil yerleşim yerleri ağır silahlarla dövüldü. Yüz binler, günlerce aç susuz bırakıldı. Gazze için gözyaşı döküp ertesi gün Halep'i Gazzeleştirmeye ikiyüzlüğünü hepimiz görüyoruz. Gazze'ye  ağlayıp Halep'e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır.

İsrail ile Kürtler mi mutabık?

Paris'te İsrail’le istihbarat anlaşmaları yapıp Halep'te Kürt'ün kafasına bomba yağdırmak, anti Kürt mutabakatının en kirli halidir. Hani Kürtler, İsrail ile ilişki içindeymiş, İsrail onları destekliyormuş. Paris'te İsrail'le mutabakat yapan Kürtler midir ya? Bir de utanmadan açıkça bunu söylüyorsunuz. Yalancı algıcılar. Bunların tek bir derdi var; Kürt düşmanlığı. Altını tekrar çizmek istiyorum; DAİŞ armalı çetelerle sivillere saldırmak, hastaneleri vurmak düpedüz katliamdır. Buna göz yumanlar, destek verenler de onun ortağıdır. Bu insanlık suçuna sessiz kalmak DAİŞ zihniyetine onay vermektir.

10 Mart'a uymayan Şam'dır

Sayın Bahçeli'yi de dinledik. Birincisi siyasette olması gerekenlere değil, olanlara bakalım. Yani Halep'teki bu vahşete bakalım. Buradan bakıldığında 10 Mart Mutabakatı’na uymayan QSD ve Kürtler değil, rejimdir. Bu açık ve net ortadadır. QSD, 1 Nisan Antlaşması ile Halep mahallelerindeki ağır silahlarını çekmedi mi? Silahlı militanlarını çekmedi mi? Buna rağmen eğer oraya saldırılıyorsa 10 Mart Mutabakatı'na uymayan Şam yönetiminin kendisidir, onu destekleyenlerdir, ona cevaz verenler, yol açanlardır." ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.