Müzakere zeminleri korunmalı

Sezai Temelli
- DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, hem Türkiye hem de Suriye'de müzakere zeminlerinin korunması gerektiğini belirterek, "Tıkanması ya da engellenmesine karşı duracağız. Bir an önce Suriye'de 10 Mart Mutabakı esasında görüşmelere dönülmeli. Burada da süreç devam ediyor" dedi.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ve beraberindeki heyet, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni (PMD) ziyaret etti. Temelli, ziyarette gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Temelli, Halep'teki saldırıların barış sürecini etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi: "Suriye'de yine DAİŞ zihniyetiyle sivil halka yönelik bir saldırı var. Orada QSD yok. Dolayısıyla sivil halk ciddi bir tehdit altında. Bir an önce bu saldırıların durdurulması gerekiyor. Herkes gördü; DAİŞ armalarıyla dolaşanlar var. İnsanlar güvenliğini kime teslim edecek? Bu iki-üç mahallede bir an önce saldırılar durmalı."
Temelli, "AKP Grup Başkanvekili Demokratik Suriye Güçleri (QSD), İsrail'in taşeron örgütüdür' dedi. Siz nasıl tanımlıyorsunuz" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "QSD, Kuzey ve Doğu Suriye'de bir meclis hukuku esasında oradaki halkların oluşturduğu bir yapı. Şam hükümeti, İsrail ile anlaşma yapıyor, sonra Halep'te saldırı oluyor. Burada 'QSD ile israil anlaşıyor' deniliyor. Bu, aklımızla alay etmektir. QSD'ye yönelik tehdit dilini kabul etmiyoruz. Hem Türkiye’de hem de Suriye'de müzakere zeminleri korunmalı ve devam etmeli. Suriye'de 10 Mart’ta başladı, Türkiye’de 1 Ekim’de başladı ve 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın deklarasyonuyla yol aldı. Her iki mecrada da müzakereler devam etmelidir. Bu konuda ısrarcı olacağız. Mücadeleye devam edeceğiz. Tıkanması ya da engellenmesine karşı ne olursa olsun karşısında olacağız. Bir an önce Suriye'de 10 Mart Mutabakı esasında görüşmelere dönülmeli. Burada da süreç devam ediyor. Önümüzdeki Salı günü Komisyon toplanacak, rapora nihai hâlini vermek için çalışacağız.
Türkiye, gerçekten Suriye'nin meselelerini çözecek ve Suriye’nin, huzur içinde yaşamasını isteyecek bir pozisyon alacaksa mutlaka o arabuluculuğu yapmalı ve artık zaten 10 Mart Mutabakatı'nın bir tarafı olmuş QSD'yi muhatap kabul edip görüşmelere bir an önce başlamalıdır. Müzakereler böyle ilerler. Müzakerenin ilerlemesine katkı sağlayabilmek adına, muhakkak görüşmeleri ortadan kaldıracak bir pozisyon değil, görüşmeleri sağlayacak bir pozisyonda müdahil olmalıdır." ANKARA
***
Hakan Fidan mektubu çarpıtıyor
Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'nden bir kaynak, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, Rebêr Apo'nun Rojava'ya gönderdiği mektuba dair sözlerini yalanladı.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, önceki gün açıklamasında QSD ve Özerk Yönetim'i tehdit edip Halep'teki saldırıyı desteklerken bir yalanı da ekledi. Fidan, Rêber Apo'nun QSD ve Özerk Yönetim'e gönderdiği mektubun dikkate alınmadığını ileri sürdü. Ajansa Welat'a konuşan Özerk Yönetim'den bir kaynak, Rêber Apo'nun mektubun Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'ne ulaştığını doğruladı. Yetkili, Fidan'ın ya mektubun içeriğinden habersiz olduğunu ya da kasıtlı olarak gerçekleri çarpıtmaya çalıştığını vurgulayarak, "Ne Halep'te ne de başka bir yerde silahları bırakma, bölgeyi boşaltma yönünde bir talimat yok ve böyle bir durum söz konusu değil" dedi.
Yetkili kaynak, Rêber Apo'nun başından beri öz yönetime dayalı demokratik bir Suriye'yi savunduğunu belirterek, şu noktalara dikkat çekti: "Öcalan son mektubunda da müzakerelerin halkların kendi kendini yönetmesi temelinde yapılmasını öneriyor. Bunun için sınır kapılarının ortaklaşa yönetilmesini ve ekonomik kaynakların paylaşılmasını da öneriyor. Ayrıca Öcalan, iyi ve olumlu müzakereler yürütmek için her iki tarafın da temsilciliklerini açmasını öneriyor."
Yetkili kaynak, Özerk Yönetim'in de esasen bu çizgide olduğunu ve önerilerini uygun gördüğünü belirterek, sınır geçişlerinin yönetimi, ekonomik kaynakların paylaşımı ve temsilin açılmasının merkezi olmayan demokratik bir Suriye'nin temel ilkeleri olduğunu hatırlattı. Yetkili, şöyle devam etti: "Hakan Fidan'ın iddia ettiği gibi, ne gelen mektupta ne de başka bir şekilde herhangi bir emir veya ima var. Bir hafta önce Özerk Yönetim'den bir heyet bu konuyla ilgili olarak Şam'a gitti ve Şam heyeti ile görüştü. 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanmasını şu anda engelleyen ana güç, Türkiye'dir. Suriye meselesiyle ilgili tüm güçler de bunun farkında ve Türkiye'nin tutumundan rahatsız."














