Diplomatik girişimler sürüyor

Îlham Ehmed
- Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Halep'teki gelişmeler konusunda Washington, Paris ve Ankara ile iletişimde olduklarını söyledi.
Shams TV'ye konuşan Îlham Ehmed, tırmanışa ve katliamlara yol açmadan, akıl ve mantık diliyle sorunları çözmeyi amaçladıklarını belirterek, “Eski rejim döneminde de saldırılar ve kuşatma vardı; rejimin düşmesine rağmen iki mahalleye yönelik kuşatma ve saldırılar devam ediyor” dedi. Özerk Yönetim'in Şam ile temas halinde olduğunu belirten Ahmed, “Şam ile iletişim halindeyiz ki daha büyük bir tırmanış olmadan gerilim düşürülsün. Biz barışı, diyaloğu ve sorunların çözümünü destekliyoruz” diye konuştu. Sivil halkın korunması gerekliliğini vurgulayan Ahmed, Halep'in kuzey mahallelerinde istikrarın sağlanması için yerel mekanizmaların devreye sokulmasını da istedi. Kürt siyasetçi, bazı fraksiyonların Lazkiye ve Süveyda'da katliamlar işlediğini ve şimdi bu iki mahallenin yakınlarında konumlandığını belirterek, “Suriye hükümetinin her seferinde böyle ihlalleri kışkırtarak ne kazandığını bilmiyorum” dedi.
Îlham Ehmed, çözümün “Suriye-Suriye” diyaloğu içinde kalması gerektiğini vurgulayarak, “Suriye'de çıkarları olan bölgesel güçlerin müdahalesi olduğunda bu, bir engel yaratıyor” diyerek, Türkiye'nin Kürt meselesine uzun süredir güvenlik odaklı yaklaşımına atıfta bulundu. Türkiye'nin güvenlik kaygılarını dile getirdiğini anımsatan Îlham Ehmed, Kürt sorununun meşru haklar bağlamında ele alınması gereken bir konu olduğunu ve güvenlik dosyası olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Ehmed, şunun ekledi: “Türkiye'nin gerginliğin düşürülmesinde rol oynamasını umuyoruz.”
* * *
Hakan Fidan aynı havada
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise bir kez daha Kürtleri hedef aldı.
Bakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile bakanlıkta düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Fidan, Halep'teki Kürtlere saldırıyı onaylayarak, QSD'nin zamana oynamadığı yalanının tekrarladı. Fidan, QSD için "Suriye'de entegrasyon sürecini hayata geçirmeye başlamış olsaydı bu olaylar meydana gelmezdi" dedi. Fidan, bu yalanını, daha büyük bir yalanla sürdürdü: "(Suriye'de) Şimdi zaman ulusal birlik zamanıdır. SDG'nin bu noktada üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail ile bir koordinasyon içerisinde, İsrail'in bölgemizde yürüttüğü 'böl, parçala, yönet' politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmesi de maalesef tesadüf değil."
* * *
QSD'den yardım istenebilir
Halep’teki Kürt mahallelerinde, çatışma mevzilerinden Rûdaw’a konuşan İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) Basın Sorumlusu Dr. Cîger Efrîn, her taraftan kuşatıldıklarını ve Şam yönetimindeki güçlerin dört koldan mahallelerine girmeye çalıştığını söyledi. Dr. Cîger Efrîn, QSD'nin destek amacıyla askeri güç gönderip göndermeyeceği sorusu üzerine de "Şu ana kadar herhangi bir temasımız yok; ancak saldırılar daha şiddetli ve çok yönlü bir hal alırsa durum değişebilir" dedi.
1 Nisan 2025 anlaşması ve QSD’nin geri çekilmesinden bu yana ellerinde ağır silah kalmadığını belirten Dr. Cîger Efrîn, şunları söyledi: "Şu an elimizdeki en ağır silahlar 12.7’lik Doçka ve Brûsk dronlarıdır. Nasıl ki 14 yıl boyunca bu silahlarla direndiysek bugün de sonuna kadar direnebiliriz. Herkes bilsin ki; artık Kürtler hiçbir yerde (ister Rojava’da ister diğer parçalarda olsun) yenilgiye uğratılamaz; biz ölümden daha büyüğüz!"














