Barış, nefret toprağında yeşermez

Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan
Gazze için gözyaşı dökenlerin, Halep’i Gazze’ye dönüştürme çabası büyük bir ikiyüzlülüktür
- İki Kürt mahallesindeki vahşetin, Kürt halkını Suriye’de sıkıştırmayı, Halep’i Kürtsüzleştirmeyi hedefleyen bir saldırı olduğunu vurgulayan DEM Parti Eşbaşkanı Hatimoğulları, "Barış, nefret toprağında yeşermez" dedi.
- Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın "Ya güç görecekler ya güç tehdidi" sözlerine tepki gösteren DEM Parti Eşbaşkanı Bakırhan da "Şara’nın yönettiği operasyon odasından mı konuşuyorsunuz?" diye sordu.
- Bakırhan, şunun altını çizdi: "Bu tutum, sürece karşı darbe mekaniğinin Suriye’de aktif bir şekilde hayata geçmesidir. Halep’te çözümü baltalarsak Ankara’daki çözümü de baltalarız niyeti var burada. Bu tehlikeli oyunu herkes görmeli."
DEM Parti, Kürtlerin yüzyıllardır Halep’te yaşadığını ve yaşayacağını belirterek, yerel halkın iradesinin tanınmasını istedi. DEM Parti, bütün kimliklerin ve inançların temsil edildiği ve tüm topluluklara eşit davranacak bir yerel konseyin kurulabileceğini önerisinde bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Halep'in Kürt mahallelerine dönük saldırılara ilişkin partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Milletvekillerinin de katıldığı toplantıda ilk olarak konuşan Tülay Hatimoğulları, yaşanan saldırıları “insanlık suçu” olarak nitelendirdi. 10 Mart Mutabakatı’na dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Halep’te atılan her bombayla, sıkılan her kurşunla bu mutabakat ayaklar altına alındı. Şam Yönetimi, 10 Mart Mutabakatı’na uymadığını açıkça göstermiştir Halep pratiğinde. DAİŞ armalarıyla sivil yerleşimlere ağır saldırılar düzenleniyor. ‘Kürt'ün kanı helaldir’ şeklindeki karanlık fetvalarla açıkça saldırılar teşvik ediliyor. Bu, yalnızca Kürtlere değil, insanlığın ortak vicdanına yönelmiş saldırılardır. Bir kez daha ifade ediyoruz ki; Kürtler sadece siyasetin değil, ahlakın, haysiyetin ve onurun sınırını gösteren turnusol kağıdı olmuştur” dedi.
Bunlar vahşet sürüsüdür
Katledilen bir Kürt kadının cenazesinin paramiliter gruplar tarafından bir binadan atılmasını hatırlatan Tülay Hatimoğulları, “Bu, bir vahşettir. Bunu gerçekleştirenler, vahşet sürüsüdür. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Ne bir din ne bir vicdan ne bir inanç ne bir siyaset ne de savaş hukuku böyle bir uygulamayı kabul eder. Başta kadınlar olmak üzere herkesi en yüksek perdeden buna karşı çıkmaya ve sesini yükseltmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sorumlulukarınızı yerine getirin
Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti: “İki mahallenin direnişi, Suriye’nin çoğulcu ve demokratik geleceğinin direnişidir. Uluslararası toplum, Halep’in Gazze’ye dönüştürülmesine seyirci kalmamalıdır. Sessizlik, bu suça ortak olmak anlamını taşıyor. Uluslararası güçlere ve garantör ülkelere açık çağrımızdır; sorumluluklarınızı yerine getirin. El sıkıştığınız güçler, yanı başınızda katliam yürütürken suskun kalmaktan vazgeçin. Bu saldırıları derhal durdurun. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de yaşanan saldırılar, geçici yönetim adı altında HTŞ ve ona bağlı çetelerin gerçekleştirdiği meşru olmayan, insanlık dışı saldırılardır. Kürt halkını Suriye’de sıkıştırmayı, Halep’i Kürtsüzleştirmeyi hedefleyen bir saldırıdır. Suriye gerçekliğine aykırı olan bu saldırı, sadece Kürt halkının itiraz edeceği bir nokta değil, bütün Türkiye ve bölge halklarının buna karşı itirazını yükseltmesi gerekiyor. Kürt düşmanlığını bir siyaset mesleği hâline getirenlere de sesleniyoruz; kimse Kürtlüğü düşmanlığı üzerinden bir yatırım aracına dönüştürmeye kalkmasın. Barış, nefret toprağında yeşermez. Bu halkın yaşadığı şiddete çanak tutan siyasetçiler, tarihin çöp sepetinde yerini bulacaktır.
Herkes tarafını seçmeli
Halep, bugün bir insanlık sınavındadır. Bu sınavda herkes tarafını seçmek zorundadır. DEM Parti olarak biz, Suriye halklarının ortak, eşit ve kardeşçe onurlu bir barış içinde yaşayabileceği bir gelecek tahayyülünün yanındayız ve bunu savunuyoruz. Suriye’nin asli bileşenlerinden biri olan kadim Kürtlerin hak ve hukukunun güvence altına alınmasını savunduğumuzun altını bir kez daha çiziyoruz. Kürtlerin söz sahibi olmadığı, güvende olmadığı bir Suriye sizce huzur bulabilir mi? Alevinin, Dürzinin, Hristiyanın, seküler Sünni Arap'ın eşit yurttaş ve güvende olmadığı ve kendini güvende hissetmediği bir Suriye, güvende ve huzur içinde olabilir mi? Bütün kimlikler ve inançlar özgür olmadıkça, Suriye özgür ve mutlu olamaz. Demokratik bir Suriye’nin yolu da bunları inşa etmekten geçer.
Türk Savanma Bakanlığına
Buradan özellikle Türkiye Savunma Bakanlığına sesleniyorum; gerilimi tırmandıran söylemlerden derhal vazgeçin. Yapılan açıklamalar, bu saldırıları teşvik etmektedir. Suriye hakkında kurulan her sorumsuz cümle, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye bomba ve mermi olarak geri dönüyor. Milyonlarca Kürt'ün yüreğini yaralıyor. Söz, bazen silahtan daha yaralayıcı olabiliyor. Herkesi sorumluluğa davet ediyoruz. Türkiye’de iktidar ve devlet, Suriye’de çatışmanın değil, diyaloğun tarafında olmalıdır. Diyalogun kapılarının açılabilmesi için görev ve sorumluluk üstlenmelidir. Bu kapsamda Halep’te şu an itibarıyla devam eden ateşkesi olumlu buluyoruz. Bu ateşkesin kalıcı hale gelmesinin önemli olduğunun altını çiziyoruz. Bu ateşkesin kalıcı haline getirilmesinin, yerinden edilen insanların evlerine dönmesinin, mahallelerin iradesinin tanınmasının önemini vurguluyoruz. Bu konuda sorumluluk sahibi olan herkese ve her tarafa sorumluluğunuzu yerine getirin, izleyici ve kışkırtan taraf olmayın, diye çağrımızı yineliyoruz. Halep’teki saldırılar bir daha tekrar etmemek üzere durmalıdır. Kalıcı bir çözüme odaklanılmalı.”
Kürt halkı yalnız değildir
Ardından konuşan Eşbaşkan Tuncer Bakırhan, saldırıların hiçbir siyasi gerekçeyle meşrulaştıralamacak açık bir katliam olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Kışın ortasında suyu, elektriği, ilacı kesilen on binlerce sivil, planlı ve bilinçli bir yok etme siyasetine maruz bırakıldı. Rejimin 1 Nisan Anlaşması'nı hiçe sayarak başlattığı bu saldırılar, Halep’e olduğu kadar Suriye’nin geleceğine karşı işlenmiş bir suçtur. Gazze için gözyaşı dökenlerin, Halep’i Gazze’ye dönüştürme çabası büyük bir ikiyüzlülüktür. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê direnişi, DAİŞ zihniyetine karşı verilen onurlu mücadelenin devamıdır. Diyarbakır’dan İstanbul’a, Van’dan İzmir’e bütün Kürtlerin kalbi bugün Halep için atmaktadır. Kürt halkı yalnız değildir. Dayanışmamız açıktır, nettir ve sürecektir. Halep’te akan kan, yalnızca iki mahallenin değil, Suriye’nin ortak geleceğinin de yükünü ağırlaştırmaktadır.
Sürece karşı darbe mekaniği
Bugün Halep, Ortadoğu’nun ortasında çalan bir yangın alarmı gibidir. Bu sesi duymamak, yangının büyümesine göz yummak demektir. Buradan savaşa taraf olanlara açık ve net bir çağrı yapıyoruz; bu saldırıların tarafı olmayın. Gerilimi büyüten değil, çözümü güçlendiren bir rol üstlenin. Diyalog kapılarını açın. Ne yazık ki pratikte bunun tam tersi yapılmıştır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ‘Ya güç görecekler ya güç tehdidi’ şeklindeki ifadeleri, diplomasinin değil, çatışma siyasetinin dilidir. Soruyoruz: Siz bir diplomat mısınız, yoksa asker misiniz? Siz diplomasi koridorlarından mı yoksa Şara’nın yönettiği operasyon odasından mı konuşuyorsunuz? Karar verin diplomatsanız diplomatlığınızı yapın. Değilseniz gidin Suriye operasyon odasında oturun ne olduğunuzu bilelim. Bu dil, İmralı’dan yükselen barış iradesini Suriye sahasında bastırma girişimidir. Bunun ötesi yok. Bu tutum, sürece karşı darbe mekaniğini Suriye’de aktif kılma çabasıdır. Bunun ötesi yok. Bu tutum, sürece karşı darbe mekaniğinin Suriye’de aktif bir şekilde hayata geçmesidir. Halep’te çözümü baltalarsak Ankara’daki çözümü de baltalarız niyeti var burada. Bu tehlikeli oyunu herkes görmeli.
Ankara'ya davet edin, konuşun
Oysa çözüm mümkündür ve ortadadır. QSD yöneticilerini Ankara’ya davet edin. Bir masada oturun. Görüşün, konuşun. Çözümü birlikte arayın. Görüyoruz ki; bazıları çözüm yerine gerilimi sürdürmek, Kürtlerin dövülmesini istiyor. Bu vesileyle sabah saatlerinde varılan ateşkesin Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde kuşatma altında yaşayan insanlar başta olmak üzere tüm Suriye için hayırlı bir gelişme olduğunu belirtiyoruz. Bu ateşkes kapsamında Halep’te askeri saldırılar derhal durdurulmalıdır, insani yardım koridorları açılmalı, zorla göç ettirilme uygulamalarına son verilmeli, yerel halkın iradesi tanınmalıdır.
Bir yerel konsey kurulabilir
Gençler ve kadınlar başta olmak üzere Halep’te rehin alınan ve akıbeti bilinmeyen insanların hızlı şekilde ailelerine kavuşmaları sağlanmalıdır. Halep’te bütün kimliklerin ve inançların temsil edildiği ve tüm topluluklara eşit davranacak bir yerel konsey kurulabilir. Kimse Kürtleri Halep’ten süremez. Kürtler yüzyıllardır Halep’te yaşıyor, yaşayacaktır da. Halep’te çözüm; halkların eşitliğini esas alan, ortak yaşamı güvence altına alan, demokratik ve kapsayıcı bir yönetim modelidir. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu ve benzeri saldırıların olmaması için parti olarak dün olduğu gibi bugün de barışın, demokrasinin nerede olursa olsun hak arayanın yanında olacağımızı belirtiyorum.” ANKARA
* * *
Êlih'te protestoya gözaltı
Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırıların protesto edildiği eylemlere katıldıkları gerekçesiyle dört genç gözaltına alındı.
Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılara karşı yapılan protestolara katıldığı iddiasıyla Êlih’in Bağlar, Çamlıtepe ve Bayındırlık Mahallelerinde birçok eve sabah saatlerinde baskın yapıldı. Baskınlarda Selahattin İrekür, Diyar Yarma, Argeş Toparlı ve Süleyman Avşar isimli gençlerin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınan gençler, Batman İl Emniyet Müdürlüğüde tutuluyor.
* * *
KAT-Der Eşbaşkanı tutuklandı
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılara karşı Pîrsûs’ta düzenlenen yürüyüşe katılan KATDER Eşbaşkanı Erhan Akyılmaz tutuklandı.
Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılara karşı Riha’nın Pîrsûs (Suruç) ilçesinde yapılan yürüyüş ve basın açıklamasına yönelik Suruç Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında önceki gece gözaltına alınan Kadim Topraklarda Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Derneği (KATDER) Eşbaşkanı Erhan Akyılmaz, Riha Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından Eryılmaz, “2911 sayılı Gösteri ve Yürüyüş Kanuna muhalefetle” suçlanarak, tutuklama istemiyle Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Mahkeme, Akyılmaz'ın aynı suçlamadan tutuklanmasına karar verdi. Tutuklanan Akyılmaz, Hilvan Cezaevi’ne gönderildi. RIHA












