'Terörsüz Türkiye'ye sıkıştırıyor

Hakan Tahmaz
- İktidarın/devletin, süreci 'Terörsüz Türkiye' söylemine sıkıştırmaya çalıştığını vurgulayan Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, hukuk ve politika zeminine çekilmediğine dikkat çekti.
Sürecin başarısı için sık sık yapılması gerekenler hakkında fikirlerini toplumla paylaşan kurumlardan biri olan Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, sürecin kalıcı hale gelmesini sağlayacak yasal zeminin oluşmadığını söyledi. Tahmaz, sürecin hukuki dayanaktan yoksun yürütüldüğünün altını çizerek, "Silah bırakma iradesi gösterenlerin, toplumsal/siyasal yaşama katılımı nasıl olacağına ilişkin bir belirsizlik var. Bu, Türkiye modeli açısından kritik bir eşik. Bu eşiğin nasıl aşılabileceğine ve burada sivil toplumun ne yapabileceğine dair bir tartışma yürütmek, bir yol haritası oluşturmak için çalıştay yaptık. Çalıştayımızda süreç bir bütün olarak değerlendirildi" dedi.
Akamete uğrama ihtimali
Sürece ilişkin iki temel krizin olduğunu belirten Tahmaz, yasal düzenlemeler ile Kuzey ve Doğu Suriye'deki durum olduğunu kaydetti. Kaygının kaynağının Türkiye'nin Suriye'ye dair politikalarından oluştuğuna dikkat çeken Tahmaz, "Bundan dolayı da sürecin akamete uğrama ihtimali ortaya çıkıyor. Çalıştayda 'Bunların aşılması için ne yapılmalıdır?' önerileri yapıldı. Raporumuzda yasal zemine ve risklere dikkat çekerken en önemli unsurlardan birinin de Türkiye'nin Suriye'deki politikası, Suriye Kürtlerini bir tehdit olarak görme yaklaşımı ve Kürtlerle komşu olma cesaretini göstermesi gerektiği oldu. Aksi takdirde hem Türkiye hem de Suriye açısından büyük bir kayıpla karşı karşıya kalabiliriz. İstikrarsızlık Suriye'nin kimliği haline gelebilir" şeklinde konuştu.
Yasal zeminin önemi
Toplumda, 2013-2015 sürecinin sonlandırılmasının, sürece karşı bir temkinlilik haline yol açtığını ifade eden Tahmaz, buna rağmen Kürt Özgürlük Hareketi'nin ciddi bir paradigma değişikliğine gittiğini anımsattı. Kürt sorununun artık uluslararası bir sorun haline geldiğini kaydeden Tahmaz, şunları söyledi: "Bu, çözüm modeline özgünlük yaratırken sorunun kendisi de başka çatışma çözümlerinden çok farklılaştı. Nitekim hep beraber Suriye'de ne olacak sorusunu soruyoruz. Suriye'de olup bitenden dolayı yüreklerimiz ağzımızda. Özellikle son iki gündür. Burada her şeyden önce Meclis'in işlerli hale geldiği ve bu anlamda katılımcılığıyla çözüm sürecine yönelmesi gerekir. Bugüne kadar müzakerenin kapalı sürülmesinin bir anlamı vardı. Bir yasal çerçeve olurs ve hukuk zemini tarif edilirse silahlarını bırakan insanlar, rahatça gezebilir. Toplumsal dönüşüm için anayasal düzenlemeler gerekir. Bunların en başında da silah bırakanların siyasete dahil olması, yurt dışında yaşayanların dönüşü için bir taahhüt gerekli."
Sivil toplum alanını yaratmalı
İktidarın/devletin, süreci 'Terörsüz Türkiye' söylemine sıkıştırmaya çalıştığını vurgulayan Tahmaz, sürecin hukuk ve politika zeminine çekilmediğini dile getirdi. Sürecin toplumsallaşması için sivil toplum aktörlerinin katılımının genişletilmesi gerektiğinin altını çizen Tahmaz, Meclis'te kurulan Komisyon'un da akıbetinin belli olmadığını savundu. Tahmaz, şunları ekledi: "Komisyon'un kalıcı hale gelmesi, sınırlarının iyi tarif edilmesi, sivil toplumun, akademinin dahil olacağı alanı tarif etmesi gerekir. Sivil toplum örgütü de pozisyonunu değiştirmelidir. Sivil toplum kendi alanını yaratmalıdır diye düşünüyorum. Bu fırsat bizi çok zorlayacak, yeni sorunlarla karşı karşıya getirecek ve süreç çok sancılı ve zaman alıcı bir biçimde ilerleyecek. Bu zorlukların neler olduğunu şöyle söyleyebiliriz; hükümet sıkıştığında Öcalan'ın kapısını çalıyor. O zaman kapısı çalınan insana daha rahat diyalog kurabileceği, çalışabileceği bir zemin sunmaktan bile imtina eder bir görüntüde hükümet."














