İstanbul Barosu beraat etti

İstanbul Barosu

İstanbul Barosu

  • İstanbul Barosu Başkanı ve yöneticilerinin, katledilen Kürt gazetecilerle ilgili açıklamadan dolayı yargılandıkları davada beraat kararı verildi. 

İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun, “Basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” ve “Basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandığı davanın karar duruşması, dün İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmayı TBB temsilcileri, diğer illerin baro başkanları, diğer ülkelerden baro temsilcileri ve İstanbul Barosu'na kayıtlı çok sayıda avukatın yanı sıra uluslararası hukuk örgütü temsilcileri de izledi.

Yoklama sonrası mahkeme heyeti, Baro yöneticilerine suçlamalara ilişkin son sözlerini sordu. Yöneticiler, karar öncesi son sözlerini söyledi. İstanbul Barosu Yöneticisi Fırat Epözdemir de “İstanbul Barosu’nun hiçbir zaman son sözleri olmaz. Dün Yalova’da saldırı neticesinde hayatını kaybeden meslektaşımızı anıyorum. Bizler aleyhine açılan bu haksız davalar her bir avukatı hedef haline getiren davalardır. Meslektaşımızın katledilmesine neden olan anlayışlardan biri de bu davalardır. Geçen hafta İstanbul Barosu üyesi genç bir meslektaşımız intihar etti. Sebebi ekonomik nedenlerdi. Adaletin içinde bulunduğu bu durum ekonomik sorunların da sebeplerinden biridir. Bu davalar ekonomik sorunlara, dolayısıyla meslektaşlarımızın ve yurttaşların intiharına giden yolu açmaktadır. Bu çok ağır bir sorumluluktur. Bu bilinçle hareket edilmelidir” ifadelerini kullandı.

Hukukun üstünlüğünü savunmaya devam

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise mahkemenin son sözlerini sorması üzerine “Buradaki benim son sözüm olamaz. Ben son nefesime kadar hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğim” dedi. Yalova’da öldürülen avukatı da hatırlatan Kaboğlu, “Adil yargılanma hakkına saygı gösterilseydi savunma hakkına dönük ihlaller ilk sıralarda yer almayacaktı. İster sav, ister savunma, ister hüküm; hukukçuların tümünün anayasa zeminindeki asgari bir ortaklıkta buluşmaları gerekmektedir. Barolar özel bir yere sahiptir. İnsan hakları ve özgürlüklerin savunulmasında sav ve hüküm mercinden farklı olarak devlete dur diyebilecek bir yerde bulunmaktadır. Bu dava açısından İstanbul Barosu da meşru araçlarla bunu yapmıştır” dedi.

Kaboğlu'nun beyanının tamamlanmasının ardından salonda bulunanlar, alkışlarla Baro yöneticilerine destek verdi.

Karar: Suçun unsurları oluşmadı

Ara sonrası salona gelen mahkeme heyeti, dosyaya ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek, beraat kararı verdi. 

Ne olmuştu? 

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tişrîn Direnişi'ni takip ederken katledilen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin ile bunu protesto ederken gözaltına alınan gazeteciler için yaptıkları açıklama nedeniyle İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında iddianame hazırlamıştı. Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerine, "Terör örgütü propagandası yapmak" ve "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamaları yöneltilmişti. İddianamede, İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında "Basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak" ve "Basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamasıyla üç yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi ve seçim yapılması talebiyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hukuk davası açılmıştı. 21 Mart 2025'te karar çıkmış, baro yönetiminin görevden alınmasına hükmedilmişti. İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği, kararın Anayasa'ya, baroların özerk yapısına ve savunma mesleğinin güvencelerine aykırı olduğunu belirterek hukuki itiraz yollarına başvurmuştu.

Nazım Daştan ve Cihan Bilgin 19 Aralık'ta Suriye'de seyir halindeki araçlarına düzenlenen bombalı saldırı sonucu şehit düşmüştü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderdiği davanamede, iki gazetecinin devlet güçleriyle silahlı çatışmaya girdikleri ileri sürülmüştü. Davanamede, Nazım Daştan ile Cihan Bilgin'in 'terör örgütü' üyesi oldukları iddiasına gerekçe olarak ise Bilgin hakkında Mardin ve Antep savcılıklarında yürütülen bir soruşturma ve bir dava; Daştan hakkında ise İstanbul ve Ağrı savcılıklarınca yürütülen birer soruşturma gösterilmişti. Savcılığın yazısında, iki gazetecinin "terör örgütü üyesi" olduklarına dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı gösterilememişti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.