Şêxmeqsûd’un çocukları teslim olmadı
Kadın Haberleri —

Şêxmeqsûd şehitler
- Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd’un 14 yıllık direniş tarihinin Rojava Devrimi’ne öncülük yaptığını anlatan Tolhildan Cûdî: “Devrimci Halk Savaşı orada başladı. O alandaki güçler, askeri güç ile halk gücünün birleşimiyle bugüne kadar, tam 14 yıldır direniyor.”
- “Katletmek ve teslim almak için saldırdılar. Bu saldırılara karşı herkes fedakarca savaştı ve canını ortaya koydu. Halkımız da savaşçılar da görevlerini yerine getirdi. Yüreklerde teslimiyete yer yoktu. Şêxmeqsûd’un çocukları teslim olmadı!”
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de günlerce süren kuşatma, ağır silahlar, açlık ve türlü engellere rağmen halk, geri çekilmek yerine, kendi iradesiyle kendini savundu. Gençlerden yaşlılara, kadınlardan çocuklara kadar herkes; kimi barikatlarda nöbet tutarak, kimi yaralıları taşıyarak, kimi de direniş sesini yükselterek bu tarihi direnişin bir parçası oldu.
Bu direniş yalnızca askeri bir savunma değildi. Ön saflarda yer alan, fedakarlıklarıyla direnişi örgütleyen ve yönlendiren kadınlarla birlikte bu duruş, Rojava Devrimi’nin kadın özgürlük çizgisinin Şêxmeqsûd sokaklarındaki temsiliydi.
Altı gün boyunca kuşatma altında kalan mahallelerde direndiler. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de yaşananlar, savaşın karanlığında parlayan bir gerçeklik olarak kayda geçti. Bu topraklarda teslimiyet yoktu, yaşamı, onuru ve birlikte yaşama iradesini savunan insanlar vardı.Her iki mahallenin savaşçılarının, cihatçı Heyet Tahrir el-Şam çeteleri ile Türk devletine bağlı 42 bin kişilik güce, onların tanklarına, toplarına ve SİHA’larına karşı sürdürdüğü 6 günlük direnişin ardından, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê direnişinde yaralananlar Kuzey ve Doğu Suriye’deki hastanelere sevk edildi.
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinin komutanı Tolhildan Cûdî, yaşananları Nujinha’dan Bêrîvan İnatçı’ya anlattı.
14 yıllık direniş
Şexmeqsûd direnişinin uzun soluklu bir direniş olduğuna dikkat çeken Tolhildan Cûdî, “Şêxmeqsûd halkımıza ait bir gerçeklik var. Halep direnişi bir ya da iki yıllık bir direniş değildir, 14 yıllık bir direniştir. Şêxmeqsûd direnişinin tarihi, Rojava Devrimi’nin bütün direnişine mührünü vurmuştur. Devrimci Halk Savaşı orada başladı. O alandaki güçler, askeri güç ile halk gücünün birleşimiyle bugüne kadar, tam 14 yıldır direniyor. Bu direnişin kaynağını da halktan aldı, çünkü halk, savaşçılarından vazgeçmedi. Özellikle son dönemde, Baas rejiminin çöküşünden sonra ve Colani öncülüğündeki HTŞ’nin ortaya çıkmasıyla birlikte ağır bir kuşatma yaşandı” diye belirtti.
Türk devletinin politikası
Tolhildan Cûdî, burada yaşayan halkların birlikteliğine vurgu yaparak, “Bu mahallelerde sadece Kürt halkı yaşamıyor. Arap, Süryani ve Türkmen halkları da var. Tüm bu ağır yaşam koşullarına ve kuşatmalara rağmen, halkın isteği ve talebi her zaman birlikte yaşamaktı. Ekonomik olarak mahalleye hiçbir temel ihtiyaç girmesine izin verilmedi. Kış dönemlerinde Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye mazot girişine engel koydular. Amaçları bu halkı kırmak, göçe zorlamak ve Şêxmeqsûd halkını dağıtmaktı. Çok sinsi ve zor bir politika uygulandı. Ama bu, Türk devletinin politikasıdır. Bütün bunlar Türk devleti eliyle yapıldı. Halkı bölmek, aç bırakmak ve göçe zorlamak isteyen Türk devletidir. Biz DAİŞ’in saldırı süreçlerini de gördük. DAİŞ, en üst düzeyde saldırı yapabilecek bir güç değildi. Ancak son dönemde, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê direnişine karşı gelen binlerce askerin uyguladığı savaş tarzı, Türk devletinin askeri tarzıdır. Gelir, vurur ve ardından küçük timler halinde mevzilenir, bu, Türk devletinin yöntemidir” dedi.
‘Ölüm bir kez yaşanır’
Saldırılarda yer alan çetelerin tamamının paralı askerlerden oluştuğunu ve farklı milletlerden olduğunu belirten Tolhildan Cûdî, “Türk, Afgan, Çeçen ve birçok farklı milletten gelmişlerdi. Biz, Şêxmeqsûd’un savunma güçleri olarak sayıca çok fazla değildik. Halkla birlikte mahalleyi savunduk. Ama orada ne olursa olsun, direniş arkadaşlarımızın cesaretiyle öne çıktı. Oradaki halk ve savaşçılar asla teslim olmadı. Herkes fedakarca savaştı ve canını ortaya koydu. Arkadaşlarımız Denîz ve Ziyad’ın şahsında bu direniş öne çıktı. Tüm direnişçiler, ‘Ölüm bir kez yaşanır ve olacaksa onurlu olmalıdır’ dediler. Her arkadaş, her savaşçı, her çocuk, her yaşlı bu ruhla mücadeleye katıldı” ifadelerini kullandı.
Yaşanan anlar çok değerliydi
Direnişten ve halkın büyük fedakarlığından söz eden Tolhildan Cûdî, “Yaşanan anlar çok değerliydi. Saldırılar çok farklı ve çok zorluydu, adeta her yandan üzerimize geliniyordu. Direnişin içinde olanlar hiçbir zaman ölüm korkusu yaşamadı, hiçbir zaman teslim olmayı düşünmedi. Teslim olmamak için canlarını ortaya koydular. Üstelik elimizde ağır silahlar da yoktu. Arkadaşlarımız kalaşnikoflarla tanklara karşı savaştı. Normalde bir tankla savaşabilmek için farklı ve ağır silahlara sahip olmak gerekir. Bizde böyle silahlar yoktu” diye belirtti.
Direnişi başlatanlar kadınlardı
Savaşların cesaretine vurgu yapan Tolhildan Cûdî, “Savunma güçlerimizin bulunduğu noktalarda düşman mahalleyi kuşatmıştı. Kuşatma sonrası düşman teslim olmamızı istedi. Ama kimse boyun eğmedi. Bu direnişi başlatanlar kadınlardı. Teslim olmayı reddedenler de kadınlardı. Ve onların yanında genç savaşçılar da vardı.Herkes ‘son ana kadar savaşacağız ve bu düşmana asla teslim olmayacağız’ dedi. Bu kararlılık hem bir çocuğun şahsında hem de yaşı ilerlemiş insanların şahsında vardı” ifadelerini kullandı.
Katletmek için saldırdılar
Hastaneye yönelik yaşanan saldırıya da değinen Tolhildan Cûdî, “En sonunda hastanedeydik. Dünyadaki tüm kurallara göre hastanelere saldırı yapılmaması gerekir. İçerisinde bu kadar çok yaralının, bu kadar çok şehidin ve halkın bulunduğu bir hastaneye saldırdılar. Gidip gelip roketlerle vuruyorlardı. Tanklarla, dronlarla, SİHA’larla saldırdılar. İçeridekileri teslim almak ve katletmek için gaz attılar. Ama buna rağmen kimse gözünü kırpmadı, kimse korkmadı. Ne Şêxmeqsûd halkının yüreğinde korku vardı ne de tek bir yoldaşın yüreğinde” dedi.
‘Biz Şêxmeqsûd’un çocuklarıyız’
Tolhildan Cûdî, direniş sırasında yaşadığı bir anıyı şu sözlerle anlattı: “Bazen savaşın içinde öyle anlar olur ki bir sessizlik çöker. O sessizlikte insan gerçekten ne olduğunu, ne olacağını, nasıl gelişeceğini düşünür. Söylenen sözler, katılımlar büyük etki yaratır. Bazen olumlu, bazen de olumsuz etkiler olabilir. Mahalleye yönelik saldırılar çok ağırdı. Arkadaşlar çatışmanın içindeydi, bazı arkadaşlarımız da aşağıdaydı. Ben de etrafıma baktım, bir sessizlik vardı. Çatıya çıktım ve ‘Yaşasın Şêxmeqsûd direnişi’ diye haykırdım. Bir baktım, her yerden sesler yükseldi. Tüm yoldaşlar sanki böyle bir anı bekliyordu. Sonra telsizden yoldaşlar sordu: ‘Ne oluyor orada?’ Ben de ‘Biz Şêxmeqsûd’un çocuklarıyız, Şêxmeqsûd’u savunmak zorundayız’ dedim. Bu slogan insana bambaşka bir duygu veriyor. Asla unutulmaz. Güçlerimiz ve halkımız direnişleriyle her zaman örnek olacaktır” sözlerine vurgu yaptı.
Halkımız görevini yerine getirdi
Tolhildan Cûdî, halklar arasında ayrım yaratmaya çalışan politikalara karşı uyarıda bulunarak, “Bu savaş altı gün sürdü. Sonunda, büyük fedakarlıklarla ilerleyen bir direniş ortaya çıktı. Bu, bizler için aynı zamanda daha büyük savaşlara da hazır olduğumuzu gösterdi. Biz ‘Arap ya da Kürt’ demiyoruz. Birçok Arap arkadaşımız mevzilerde savaştı. Arap halkı da bizim yanımızdaydı. Arap halkından birçok kişi bize katıldı, silah aldı ve düşmana karşı bizimle birlikte savaştı. Kimse bu tür propagandalara inanmasın. Şu anda bazı politikalar ‘Arap şöyle yaptı, Kürt böyle yaptı’ diyerek halklar arasında ayrım yaratmaya çalışıyor. Şêxmeqsûd’da da halklar arasında hiçbir ayrım yoktu. Biz bunu kendi gözlerimizle gördük ve birlikte yaşadık” dedi.
Tolhildan Cûdî son olarak şunları ifade etti:“Halkımız görevini yerine getirdi, biz de halkımıza karşı görevimizi yerine getirdik. Herkese başarılar diliyorum ve bir kez daha söylüyorum: Yaşasın Şêxmeqsûd direnişi, yaşasın Şêxmeqsûd direnişi!”HESEKÊ














