Türkler neden barış demiyor?

Emine Çağırga

Emine Çağırga

  • Cizîr’de 2015'te ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında henüz 12 yaşındayken katledilen ve cenazesi günlerce derin dondurucuda bekletilen Cemile Çağırga’nın annesi Emine Çağırga, “ Bizler ‘artık hiçbir annenin yüreği yanmasın’ diyoruz ama Türkler bunu söylemiyor” dedi.

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 2015'teki sokağa çıkma yasaklarında en unutulmayan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran olaylardan biri de henüz 12 yaşındaki Cemile Çağırga’nın katledilmesiydi. Cemile Çağırga, evinin önünde keskin nişancılar tarafından katledildi. Ailenin talebine rağmen evlerine ambulans gönderilmedi. Cemile Çağırga’nın annesi, kızının cenazesini günlerce derin dondurucuda saklamak zorunda kaldı. Çağırga Ailesi'nde yaşanan kayıplar Cemile ile  sınırlı değil. 90’lı yıllarda evlerine yapılan saldırı sonucu aynı aileden 7 kişi yaşamını yitirdi. Katledilenler arasında Cemile Çağırga’nın ablası ve henüz 10 yaşında olan Fatma Çağırga da vardı. Cemile Çağırga’nın annesi Emine Çağırga, kızının katledildiği evde, kızının anıları ve acıları ile yaşıyor.

JINNEWS'e konuşan Emine Çağırga, yasağın ilk günlerinde evlerinin avlusunda komşuları ile birlikte otururken ateş edildiğini; sonra herkesin bir yere dağıldığını, kızı Cemile Çağırga’nın ise kapının önüne düştüğünü belirtti. Emine Çağırga, yaşadıklarını şöyle dile getirdi: “Üç defa seslendim kızıma. Kızımdan hiç ses gelmedi ve son olarak ‘ay anne’ diyerek yaşamını yitirdi. Kızımı içeri taşıdık. Eşim evde değildi. Onu aradık ve Cemile’nin öldürüldüğünü söyledik. Biz ne olduğunu bile anlamamıştık, evimiz taranmıştı ve kızım öldürülmüştü. Hava sıcaktı, ne yapacağımızı bilemedik. Kızımın bedeninin üzerine buz parçaları koyduk. Bizler polisi, savcılığı, hastaneyi aradık, kimse bize ambulans göndermedi. Bize ‘yasak var, biz ambulans göndermiyoruz’ dediler.”

Üç gün derin dondurucuda

O gün yaşadığı acı ve çaresizlik hâlâ gözlerinden okunan Emine Çağırga, şöyle devam etti: “Çaresiz kaldık, ne yapacağımızı bilemedik… Kızımı banyoya götürüp yıkadık. Kınayı çok sevdiği için ellerine ve saçına kına yaktım. Evde kefenledik ve bir battaniyeye sardık. Devlet ambulans göndermediği için hastaneye veya başka bir yere götüremedik. Komşularımızdan derin dondurucu dolaplarını istedik ve kızımın cenazesini dolaba koyduk. Kızım üç gün derin dondurucuda kaldı. Aramadığımız bir yer kalmadı… Üç günün sonunda kızımın cenazesini iki kişinin ana caddeye kadar getirmesini, oradan da ambulansın alacağını söylediler. Oğlum kız kardeşinin cenazesini götürürken bile onlara ateş ediliyordu. Kızımı alıp Şirnex merkeze götürdüler. Üç günün sonunda bizi aradılar ve bir kişinin oraya gitmesini, Cemile’yi Şirnex’te defnedeceklerini söylediler. Bizler onu Cizîr’de defnetmek istediğimiz için oraya gitmeyi kabul etmedik. 9 gün sonra yasaklar bitti ve 24 kişi ile kızımın cenaze namazı kılındı ve defnettik.”

Yüreğimiz çok yandı

Emine Çağırga, çok acı çektiğini, yüreğinin çok yandığını, sokağa çıkma yasaklarında yeğenlerini de kaybettiğini hatırlatarak, şunları söyledi: “Bütün bunlara rağmen biz hâlâ barış olsun diyoruz. PKK üzerine düşeni yaptı. Buna karşılık devlet de bir adım atsaydı. Siyasi tutsaklar için bir yasa çıkarsaydı. Barış için başka devletlerin araya girmesine gerek kalmasın, kendi barışını kendisi sağlasın. Bizler ‘artık hiçbir annenin yüreği yanmasın’ diyoruz ama Türkler bunu söylemiyor. Artık kimsenin acı çekmesini istemiyoruz.” CIZÎR

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.