Yeniden sömürgeleştirme
Ziya ULUSOY yazdı —
- ABD’nin müttefiklerinden başlayarak yeniden sömürgeleştirme ve Çin’le paylaşım savaşını, faşizm ve askeri zırhla donanarak tırmandırma stratejisinin kaçınılmaz sonuçları olacaktır.
ZİYA ULUSOY
Trump yönetimi, yeni Strateji Belgesi'ni (SB) açıkladıktan sonra, askeri kuşatma altında tuttuğu Venezuela’ya saldırarak Cumhurbaşkanı Maduro ve eşini kaçırıp hapsetti. Venezuela’yı ABD’nin yöneteceğini ilan etti, Maduro'nun yardımcısı D. Rodriguez'i ABD yönetiminin direktiflerini uygulamazsa daha ağır askeri saldırıyla tehdit etti.
Yeni SB, esasen “Batı Yarımküre”yi, yeniden sömürgeleştirmeyi, rakiplerini kovarak zenginliklerine, pazarına ve ucuz işgücüne rakipsiz hakim olmayı deklare ediyor. Trump ve tetikçilerinin “ABD ordusu ne kadar güçlü olduğunu kanıtladı” heyecanlı söylemiyle "Monroe doktrini"nin "Don-roe" güncellenmesi olarak ilan ettiği bu strateji, askeri saldırı ve abluka, ekonomik ambargo, ABD iş birlikçisi özellikle faşist güçleri iktidara getirme yöntemlerini kullanacağını kapsıyor. Direnen güçlere karşı uzun sürece yayılmış işgalci savaşları dışlamıyor.
Trump yönetimi çıplak sömürgeci kibirle emperyalist niyetini açıklayarak yapsa da yalnızca kendi kişisel oligarklığından kaynaklanmakla sınırlı değil. ABD emperyalizminin gerileyen süper güç hakimiyetini ve krizden çıkış ihtiyacını, ekonomi dışı yollarla yeniden restore etme çıkarından kaynaklanıyor. Sert ticaret savaşlarından ilhaklar deklerasyonuna, doğrudan ve müttefikleriyle gerçekleştirdiği savaşlara değin uzanıyor.
ABD küreselleştirmeye kendi dünya tekelleri öncülüğünde önderlik ederken de savaşlara başvurdu. Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve sosyalizmin yenilgisi koşullarında "ABD’nin yüzyılı" şiarıyla tek süper güç olarak ABD’ci emperyalist dünya düzenini inşa etmeye çalışırken, işgal ve savaş alanlarını esasen Sovyetler'in geçmişte etki alanı olan ülkelerle sınırlıyordu. Yugoslavya, Irak, Suriye, Afganistan, Somali ve Libya savaşlarında bu strateji pratiğe ansıdı. Bu aynı zamanda Batı emperyalist dünyasında Avrupa veya Japon emperyalizminin olası rakip olarak çıkmalarına karşı da bastırıcı rol oynuyordu.
Grenada ve Panama işgalleri, kendi emperyalist bahçesindeki güç gösterisi veya Haiti’de müttefikleriyle askeri işgal yoluyla iktidar değiştimek, sınırlı işgal harekatlarıydı.
Emperyalist kapitalist sistem, eski Sovyetler Birliği ve Çin gibi devasa pazarları da içine alarak kapitalizmi dünya çapında yaygınca ve yoğun tarzda geliştirdi. Dünya tekellerinin birleşik ve hızlı gelişen tek pazarda hakimiyetini pekiştirdi, sermayelerini devasa ölçeklere yükseltti. Neoliberal ekonomi politikaları, esnek üretim, dünya çapında işçileşen milyarlarca işgücünü talan ederek sömürdü fakat kapitalist bunalımın yeniden yeniden patlak vermesini, dahası süregelen duraganlıkla belirlenen bir ekonomik krize yuvarlanmasını önleyemedi. 2008 krizi ve devamı bunun ifadesi.
Emperyalist küreselleşmede hızlanan eşitsiz gelişme yasası, Çin’i başlıca ekonomik büyük rakip, Rusya’yı ise rakip askeri güç olarak ortaya çıkarınca ABD, sert ekonomik rekabetle ve hızlandırdığı öncel savaşların yol açacağı yeniden paylaşım savaşına varacak tırmandırmaya gidiyor. Bu bedenle ön bahçe Amerika kıtasında yeniden sömürgeleştirme, müttefiklerinin zenginliklerine haraç ve ilhakla el koyma yoluyla güçlenip Çin ve Rusya ile yeniden paylaşım savaşını hazırlıyor. Rusya’yı Ukrayna, Çin’i de olası Tayvan savaşıyla yıpratarak güçten düşürme de, Quad ve Aukus askeri blokları bu stratejinin alt unsurları.
Trump ABD’si, içte ve müttefiklerinde faşizmi geliştirerek, krizin olası devrimci alternatiflere kitlelerin yönelmesini engellemek ve daha sağlam yönetimlere bağlayarak bu stratejisini uygulama yolunu tutuyor. Venezuela’da savaş tehdidi ve askeri ablukayla yönetimi ele geçirmek, İsrail’i zincirleme bölge savaşlarına seferber etmek ve bölgede Rusya’nın hakimiyetini sona erdirmek, istediği ülkede nokta bombardımanlara başvurmak, bu stratejinin başlangıç ifadeleri ve devam edecek. Sırada Küba mı, Kolombiya mı, İran mı var sorusunun hemen herkes tarafından sorulmasının nedeni de bu.
ABD’nin müttefiklerinden başlayarak yeniden sömürgeleştirme ve Çin’le yeniden paylaşım savaşını faşizm ve askeri zırhla donanarak tırmandırma stratejisi, önce bazı başarılar kazansa da gerek emperyalist ve burjuva devletlerle sürtüşmelere, NATO’nun dağılmasına, bölgesel güçlerin de işgallere başvurmalarına gerekse işçi sınıfı ve ezilen kitlelerin sınıfsal ve savaş karşıtı mücadelelerine kaçınılmaz olarak yol açacak.
Yazı yazılırken, HTŞ ve SMO çeteleri, Erdoğan-Bahçeli iktidarının yönlendirmesiyle Halep'teki Kürt mahallelerine, sivil halka, tank-top-SİHA ile başlattığı saldırıya devam ediyordu. Trump-ABD’nin içte ve dışta faşistleştirme ve savaşla hakimiyet pekiştirme stratejisinin yol verdiği bir saldırı. Direnen Kürt halkını ve Suriye halklarını desteklemek, faşizme ve savaşa karşı mücadelenin önemli bir parçasıdır.
