Halep derin bir kırılma yarattı

Saruhan Oluç
- Halep’te yaşanan saldırıların Kürt toplumunda derin bir kırılma yarattığını, güvensizliği pekiştirdiğini belirten Meclis Komisyonu üyesi Saruhan Oluç, "Biz sürecin başarılı bir şekilde sonuçlanması için elimizden geleni yapacağız” dedi.
AZİZ ORUÇ / İSTANBUL
Komisyon'un ortak raporunda sona gelindiğini söyleyen Meclis Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, tek başına bir yasanın süreci bitirecek ya da başlatacak bir unsur olmadığını savundu. Oluç, "Burada bir yasa yerine, çözüm mü çözümsüzlük mü isteniyor? Buna cevap aramak lazım. Her şeye rağmen sorunun çözümünün ağır basacağını düşünüyoruz” diye konuştu.
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan çıkması beklenen ortak raporun içeriği, Halep’te yaşanan gelişmelerin sürece etkisi, iktidarın yaklaşımı ve İmralı ile uzun süredir görüşme yapılamamasını Meclis Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç ile konuştuk. Komisyon yazım ekibinin üçüncü toplantısını gerçekleştirdiğini hatırlatan Oluç, partilerin, raporun içeriğine dair 7 ana başlık üzerinden görüş bildirdiğini; bu başlıkların Komisyon'un kuruluşu ve işleyişi, partilerin raporları, önemi, yapılan dinlemeler, Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel ve güncel boyutu, toplumsal bütünleşme, geçiş yasası ve demokratikleşmeye dönük hukuki adımlar olduğunu ifade etti. Komisyon kapsamındaki 130’dan fazla dinlemenin analiz edildiğini ve raporda değerlendirmelere yer verileceğini belirten Oluç, önümüzdeki hafta yapılacak toplantıda ortak bir çerçeveye ulaşılmasının hedeflendiğini söyledi.
Meclis açısından kritik
Ortak rapor çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu savunan Oluç, raporun Meclis’e sunularak İhtisas Komisyonları ve Genel Kurul için bir yol haritası niteliği taşıyacağını söyledi. Ortak bir raporun yasama sürecini kolaylaştıracağını belirten Oluç, “Bu durum Meclis’te uzlaşmayı hızlandırır ve yasa yapım sürecinde daha hızlı ilerlenmesini sağlar. Önümüzdeki hafta bunu daha net göreceğiz, ortaklaşacak konular da netleşmiş olacak” dedi.
Raporda neler yer alacak?
Komisyon raporunun doğrudan yasa maddeleri içermeyeceğini, daha çok genel çerçeve ve gerekçeleri kapsayacağını belirten Oluç, bu nedenle tartışmalı birçok başlığın ortak raporda yer alabileceğini ifade etti. Oluç, AYM ve AİHM kararları, umut hakkı, Avrupa Konseyi çerçevesindeki hukuki yükümlülükler, kayyum uygulamaları ve demokratikleşme konularının raporda değerlendirileceğini söyledi. Ana dilde eğitimin anayasa değişikliği gerektirdiği için doğrudan rapor konusu olmayacağını ifade eden Oluç, buna karşın ana dilin kamusal alanda kullanımı ve bir hak olarak tanınmasına ilişkin önerilerin raporda yer alacağını belirtti. Oluç, “Toplumsal bütünleşme” ya da “barış yasası” olarak adlandırılan yasanın gerekçesi üzerinde büyük bir uzlaşma olacağını, asıl tartışmanın ifade biçimi ve içeriği üzerinde yoğunlaşacağını aktardı.
Zorlu bir süreç bekliyor
“Büyük ihtimalle bizi zorlu bir tartışma bekliyor” diyen Oluç, “Ortak raporda yasa maddeleri yazılmayacağı, yasanın gerekçesi ve çerçevesi ele alınacağı için daha kolay bir anlaşma zemini yaratılabilir. Esas ondan sonra yasaların maddelerinin yazılacağı İhtisas Komisyonları'nda ve Meclis’te tartışma konusu olur” dedi.
Derin bir güvensizlik oluştu
Halep’te yaşanan saldırıların, Kürt toplumunda derin bir güvensizlik ve kırılma yarattığını belirten Oluç, şöyle devam etti: “Halep’teki saldırıların sürece etkisi oluyor. Bunu reddetmek mümkün değil. Oradaki gelişmelerin gidişatına göre raporun yazım sürecinde aksamalar olabilir. Biz böyle bir şeyin olmasını istemeyiz ama yine de ortaya çıkan gelişmeler, her yeri etkiler. Daha büyük olumsuz sonuçlarının olmaması için iktidarın tutumu net olmalı ve Suriye’de savaşın değil, çözümün dili hakim olmalı. Aksi halde sonu kötü olur.”
Çözüm iradesi ağır basmalı
KCK’nin sürecin sabote edildiğine dair açıklamalarını da değerlendiren Oluç, tek başına bir yasanın süreci bitirecek ya da başlatacak bir unsur olmadığını savundu. Bölgesel gelişmeler ile Türkiye’deki sürecin iç içe geçtiğini belirten Oluç, tüm zorluklara rağmen çözüm iradesinin ağır basması gerektiğini ifade etti. Oluç, “Süreç de bölgedeki gelişmeler de Suriye’de Halep de hepsi birbirini etkiliyor ve ona göre şekilleniyor. Burada bir yasa yerine, çözüm mü çözümsüzlük mü isteniyor? Buna cevap aramak lazım. Her şeye rağmen sorunun çözümü ağır basacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
İktidar ateşe benzin döküyor
Suriye’de demokratik bir rejimin kurulması için 10 Mart Mutabakatı’nın hayati önemde olduğunu kaydeden Oluç, iktidarın çatışmaları körüklemek yerine çoğulcu, demokratik ve birlikte yaşamı esas alan bir anlayışı teşvik etmesi gerektiğini söyledi. Oluç, şöyle devam etti: “Bizim Halep'te gördüğümüz ve eleştirdiğimiz mesele, esas itibarıyla iktidarın ateşe benzin dökmesidir. Yani ateşe su dökülmesi gerekiyordu. Bugün de aynı şey geçerlidir. Suriye'de olması gereken şey, bu iç savaşın yaralarının sarılması ve yeni bir demokratik Suriye rejimine geçilmesidir. Aksi takdirde yeniden bir çatışma ortamı ortaya çıkarsa bunun Suriye halkları açısından hiçbir yararı olmaz. Son derece zararlı sonuçlar ortaya çıkartır.”
Destekleyenler süreç karşıtlarıdır
Halep sürecinde iktidara ve muhalefete yakın medya organlarında benzer bir dilin ortaya çıktığına dikkat çeken Oluç, sürecin başarısız olmasını isteyen çevrelerin, Kürt karşıtlığı üzerinden ortaklaştığını söyledi. Oluç, şöyle konuştu: “Halep'te yaşananların, arkasında duranlar -hem iktidar tarafında hem muhalefet tarafında- sürecin bozulmasını isteyenlerdir. Ortaklaştıkları bir başka konu da Kürt'e düşmanlıktır. Türkiye'deki Barış ve Demokratik Toplum süreci ile 10 Mart Mutabakatı'nın uygulanma sürecini baltalamak isteyenlerin eline çok önemli fırsatlar verdiğini düşünüyoruz. Bu konuda da eleştirilerimizi hem iktidara hem muhalefete yönelttik. İktidar da muhalefet de ona göre pozisyonunu belirlemeli. Süreç karşıtlığı mı sürecin başarısı için mi çabalayacaklar? Bunu ortaya koymadan sorunu çözmek çok zor olur.”
İmralı görüşmesi gecikmemeli
Yaklaşık bir buçuk aydır İmralı ile görüşme yapılmadığını hatırlatan Oluç, bu görüşmenin bir an önce gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. Görüşmenin gecikmesinin süreci olumsuz etkilediğini belirten Oluç, Halep’teki gelişmeler sonrası Rêber Apo'nun yapacağı değerlendirmelerin kamuoyu açısından da önemli olduğunu söyledi. Oluç, şunları ifade etti: “Doğrudan bir engelleme olmazsa da zamana oynama durumu var. Umarız bu bir an evvel gerçekleşir. Suriye ile en son verdiği mesaj, 10 Mart Mutabakatı’na dönüktü. Bunun bir an evvel uygulanması, zamana yayılmaması yönündeydi. Şimdi bu Halep'teki gelişmelerden sonra nasıl bir değerlendirme yapacak Sayın Öcalan, bunu hep birlikte göreceğiz. Hem Türkiye'deki hem de Suriye'deki süreç açısından daha önceki değerlendirmesi, bu meselenin zamana yayılmasının bir darbe mekaniğini de tetiklemekte olduğu doğrultusundaydı. Gelişmeler de onu haklı kıldı. Bir an evvel bu görüşmenin yapılması gerekiyor.”
Öcalan bitti demeden bitmez
Toplumda “süreç bitiyor mu” sorusunun yaygınlaştığını ifade eden Oluç, “Halkta tedirginlik var ve bu anlaşılır, çünkü bir güvensizlik zaten var. Şu anda sürecin bittiğini söylemek mümkün değil. Zaten sürecin bittiğine dair açıklama yapacak yerde DEM Parti değildir. Esas olarak sürecin baş aktörü olan Sayın Öcalan eğer sürecin tıkandığını ilerlemediğini düşünüyorsa bu konudaki görüşlerini söyler. Dolayısıyla Sayın Öcalan, bitti demeden süreç bitmez. Sokakta, toplumda iktidara büyük güvensizlik var. Bu güvensizlik, Halep'te yaşananlarla pekişti. Bu çok anlaşılır bir şey ama böyle yaşanan her sıkıntılı durumda süreç bitti tartışmasını yapmayı, doğru bulmayız. Bir sürecin başarılı bir şekilde sonuçlanması için elimizden geleni yapacağız.”








