Kürt sineması Kürtçe yapılmalı

Kültür/Sanat Haberleri —

Kürt Film Günleri

Kürt Film Günleri

  • Frankfurt’ta dört gün süren Kürt Film Günleri hem Kürtler hem de Almanların ilgi odağı oldu. Yönetmen Esin Akgül, “Kürt sineması Kürtçe yapılmalı” dedi.

NİHAL DOĞAN/FRANKFURT

Almanya’nın Höchst kentinde bulunan FilmForum Höchst Sineması’nda Frankfurt Kürt Film Günleri gerçekleştirildi. Sarya Sanat ve Kültür Kurumu’nun, Rosa Luxemburg Hessen Vakfı ile ortaklaşa düzenlediği Film Günleri; Hessen Film & Medien Kurumu, Frankfurt Belediyesi’ne bağlı Frankfurt Çok Kültürlülük İşlemleri Dairesi ve Frankfurt & Culture tarafından desteklendi. Etkinlikler, 15–18 Ocak tarihleri arasında yapıldı.

Dört gün süren Film Günleri’ne Alman genç sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği gözlendi. Açılış programında Kürt yöresel yemekleri sunulurken, Kürt Halk Oyunları Kadın Ekibi Govenda Sarya rengarenk kıyafetleri ve etkileyici performanslarıyla sahne alarak açılışa renk kattı.

Açılışta konuşan Dr. Dilar Dirik, “Lêgerîn-Alina’yı Ararken” adlı belgeselin tanıtımını yaptı. Ardından belgesel izleyiciyle buluştu. Film, Lêgerîn adını alan Arjantinli doktor Alina Sánchez’in yaşamını, mesleki çalışmalarını ve Kürt Özgürlük Mücadelesi’ndeki yerini konu alıyor.

Kürtçe dublör, dublaj zamanı bitti

Film Günleri’nin ikinci gününde yönetmenler Havîn Funda Saç ve Esin Akgül ile Kürtçe bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide Kürt sinema tarihine değinen Esin Akgül, Kürt edebiyatı ve Kürt sinemasının önemine vurgu yaptı. Kürt sinemasının karşılaştığı zorluklara ve engellere örnekler veren Akgül, “Kürt sineması Kürtçe yapılmalı. Bizler dublör kullanmamalı, dublaj yapmamalıyız. Çok kaliteki Kürt oyuncular var iyi de Kürtçe konuşabiliyorlar” dedi. Kürtçenin sanat dilinin vazgeçilmez bir değer olduğunu vurgulayan Havîn Funda Saç ise birçok sanatçı, yönetmen ve oyuncunun Kürt sanatına ve edebiyatına daha güçlü bir şekilde sarıldığını ifade etti.

Kısa film gösterimleri

Söyleşinin ardından “Bûka Baranê” filmi gösterildi. Film, Duhok’ta yaşayan bir ailenin DAİŞ saldırıları sırasında değişen yaşamını anlatırken; feodal yaşamla modern yaşam arasındaki çatışmaları ve töre baskısı altındaki kadınların özgürlük mücadelesini ele alıyor.

İkinci gün, üç kısa filmin gösterimiyle sona erdi. “Son/Oğul” adlı film, Rojhilat’ın Sanandaj kentine bağlı bir köyde yaşayan 60 yaşındaki Maryam’ın oğlu Farhad’ın dönüşü ve cinsel kimlik süreci üzerinden toplumsal etkileri ele alıyor.

“Mother Tongue-Zimanê Dayikê” adlı ikinci kısa film, Doğu Kürdistan’da Kürtçeyi yaşatmaya çalışan dil öğretmenlerinin mücadelesini konu alıyor.

Üçüncü kısa film “Zagros’un Yedi Senfonisi” ise geleneksel melodiler eşliğinde Zagros Dağları’nın görkemli atmosferini yansıtıyor.

Ulysses’in Kürtçeye yolculuğu

Film Günleri’nin üçüncü gününde “Translating Ulysses-Ulysses’i Çevirmek” adlı belgesel gösterildi. Film, yazar ve çevirmen Kawa Nemir’in, James Joyce’un Ulysses eserini Kürtçeye çevirme sürecini; karşılaştığı toplumsal ve siyasal engeller üzerinden ele alıyor.

‘Kültürler arası köprü kuruyoruz’

Film Günleri’nin son gününde “One of Those Days When Hemme Dies-Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri” adlı film gösterildi. Film, Siverek’te mevsimlik işçi Eyüp’ün yaşadığı trajikomik olaylar üzerinden toplumsal eleştiri sunuyor.

Final filmi olarak ise “Threads of a Revolution-Devrimin İzleri” adlı belgesel gösterildi. Film, Rojava’da eşitlikçi bir toplum inşa etme çabasını, doğrudan demokrasi, mahalle meclisleri ve kadın akademileri üzerinden anlatıyor.

Film Günleri Tertip Komitesi, Sarya Sanat ve Kültür Kurumu olarak Kürt sanat ve kültürünün tanıtımına büyük önem verdiklerini belirterek, “Kültürler arasında köprüler kurmayı hedefliyoruz. Film Günleri bu açıdan büyük bir etkiye sahip” dedi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.