Kürtçe tiyatro yapmak yetmez

Kültür/Sanat Haberleri —

Barış Görecek

Barış Görecek

  • Kürtçe tiyatro yapan ŞanoGel’in kurucularından Barış Görecek, Kürtçe oyunların çoğunlukla farklı dillerden çevrildiğine dikkat çekerek, “İlk önce kendimiz yazıp üretmeliyiz ki başka dillerde yazılan metinleri de oynayalım. Böyle olunca kendi Kürt tiyatromuzu yaratamıyor ve sadece Kürtçe tiyatro yapmakla kalıyoruz” diyor.

MIHEME PORGEBOL

ŞanoGel, Amed’de bireysel imkanlarını sanata aktararak üretim yapan sanatçıların bir araya gelerek kurduğu bir tiyatro topluluğu. İlk oyunu Şermorî’nin prömiyerini yakın zamanda Amed Şehir Tiyatrosu sahnesinde yapan topluluk, üniversite yıllarında Kürtçe Tiyatro Topluluğu’ndaki çalışmalarını mezuniyetten sonra da sürdürme ısrarı gösteren bir arkadaş grubunun gayretleriyle kuruldu. Avukattan hemşireye, öğrenciden diş hekimine kadar birçok farklı meslek dalından ismin bir araya gelerek oluşturduğu topluluk, Kürt toplumu ve sanatının sorun ve ihtiyaçlarına dikkat kesilirken dile, hafızaya, halka ve halkın mücadelesine bağlılığın altını çiziyor.

ŞanoGel’in kurucularından Barış Görecek’le grubun kuruluş sürecini, sanat yaklaşımını ve yeni oyunları Şermorî’yi konuştuk.

Dile, hafızaya, halka bağlıyız

Görecek, ŞanoGel’in kuruluşunu “Kürtçe’nin kamusal alandan dışlandığı bir sistem içinde onu sahneye ısrarla taşıyan bir pratiğin zorunlu devamı” olarak tarif ediyor. ŞanoGel’in “sanatı Kürtçe, kendi ana dilinde yapan ve kendi dilinde sanatın zirvesine ulaşma çabasında olan bir ekip olarak” tanımlanabileceğini söyleyen Görecek, halkın kendi dilinde sanatına ulaşılabilirliğini arttırmayı amaçlayan bir ekip olduklarını vurguluyor. Ödeneksiz tiyatro topluluklarının adlandırılması konusunda “özel mi bağımsız mı” tartışmalarına işaret eden Görecek, “Kurumsal olarak herhangi bir yapıya, partiye ya da kuruma bağlı değiliz. Bu anlamda bağımsızız. Ancak biz kendimizi halka ve halkın sorunlarına bağlı bir ekip olarak görüyoruz. Sanatsal olarak da Kürtçe tiyatro sanatının içindeyiz ve buna bağlıyız. Barışı savunmaktan geri durmuyoruz. Bu da bizi bağımsız değil, bilinçli bir şekilde bağlı kılar. Kurumlardan bağımsızız; ama dile, hafızaya, halka ve halkın mücadelesine bağlıyız” diyor.

Kürtçe tiyatro yapmanın kendileri için bir tercih değil, bir gereklilik olduğunu vurgulayan Görecek, bunu “kendi dilimizde nefes almak” olarak tanımlıyor. Tiyatronun evrensel bir dil olduğunu ancak dilin bir halkın hafızasını taşıdığını söyleyen Görecek, sahnede Kürtçe konuşmanın baskılanmış bir dilin yeniden söz alması anlamına geldiğini ifade ediyor.

“Kürtçe tiyatro bizim için sadece sahneye çıkmak değil; geçmişimizle bağ kurma, bugünümüzü ifade edebilme ve geleceğe iz bırakma ihtiyacıdır” diye ekliyor.

En büyük hayalleri bir sahne

Görecek, tiyatro yaparken karşılaştıkları zorluklara ilişkin ise şunları aktarıyor: “Akla ilk gelen zorluk ne yazık ki bir sahneye sahip olmayışımız. Ekip olarak en büyük hayalimiz bir sahneye sahip olmak ve o sahnede kendi üretimimizi daha özgürce yapabilmek ve bunu bir kültür haline getirip bu kültüre sahip bireyler yetiştirmek. Diğer taraftan bizler bu işten maddi bir kazanç elde etmiyoruz, hatta çoğu zaman kendi cebimizden veriyoruz. Aslında bu durum Kürtçe tiyatro veya Kürt tiyatrosu için çok üzücü bir durum. Öyle tahmin ediyoruz ki bu duruma dünyanın başka yerlerinde çok nadir karşılaşırız.”

Belediyeler tiyatroya sahip çıksın

Halkın, demokratik kurumların ve sanat topluluklarının Kürtçe tiyatroya sahip çıkması gerektiğin vurgulayan Görecek, bunu da “Mevcut durum orta-uzun vadede çok sürdürülebilir bir durum değil. Oysa çok basit projelerle bile Kürtçe ve Kürt tiyatrosuna destek verilebilir; örneğin belediyelerimiz kültür kart adı altında bir uygulama geliştirebilir, özellikle gençler ve kadınlar olmak üzere topluma sunup, bilet fiyatlarını cüzi bir miktara indirip aradaki farkı kendi karşılayabilir. Bu tarz projelere, hele ki ekonomik buhrandan geçtiğimiz bu dönemde çok ihtiyacımız var. Böylece tiyatro daha ulaşılabilir olur. Ayrıca bu yapılırken sadece belli birkaç ekibe değil, bu alana gönül vermiş tüm ekiplerle iş birliği içinde yapılmalıdır” diyor.

Bir diğer sorunun da Kürtçe diline hakimiyet olduğuna işaret eden Görecek, “Biz oyunlarımızı Kürtçe oynarız ve elimizden geldiğince diğer dillerden kelimelere yer vermemeye çalışırız. Ancak bu durumda da seyircilerimiz tarafından ‘oyunun dili ağır’ eleştirisi alıyoruz. Bunun için de yediden yetmişe hepimizin Kürtçe okuma ve yazma alışkanlığı kazanmamız gerekiyor” diye ekliyor.

Üç eksik: İmkan, yazar, yönetmen

Kürt tiyatrosunun yeni gelişen bir tiyatro olduğunu, dolayısıyla da birçok şeye gereksinimi olduğunu belirten Görecek, temelde üç önemli eksiğe işaret ediyor; imkan, yazar ve yönetmen.

Bir sanat dalı olarak tiyatroda yazar ve yönetmen eksiğinin bir an önce giderilmesi gerektiğini ifade eden Barış Görecek, “Kürtçe oyunlara baktığımızda büyük çoğunluğu Türkçeden veya başka dillerden çevrilmiş durumda. Yanlış anlaşılmasın buna karşı değiliz fakat ilk önce kendimiz yazıp üretmeliyiz ki başka dillerde yazılan metinleri de oynayalım. Durum böyle olunca kendi Kürt tiyatromuzu yaratamıyor ve sadece Kürtçe tiyatro yapmakla kalıyoruz” ifadeleriyle konunun ciddiyetine dikkat çekiyor.

Kürt tiyatrosunun, gelişimi için kendi teknik ve metotlarını kendi hikayeleriyle örtüşür şekilde yaratabilmesi gerektiğini ise şu örnekle açıklıyor: “Neden hala batılı teknikleri kullanıp, kendi yazdığımız ya da kendi coğrafyamıza ait hikayeleri batılı kalıpların içine sokma ihtiyacı duyuyoruz? Amaçlarımızdan biri bu soruyu tartışmak, çözüm üretmek ve katkı sunmaktır. Eğer kendi tekniklerimizi ve kendi hikayelerimizi, coğrafyamızın değerlerini taşıyan özgün bir biçimde ortaya koyabilirsek, ancak o zaman Kürt tiyatrosunu inşa etmiş oluruz.”

Kürt değil Kürtçe tiyatroya katkıdır

Görecek, kendi oyunları Şermorî için de özeleştiri veriyor: “Şermorî oyunu, ne yazık ki batılı tekniklerle kurulmuş, çevirisi Türkçeden yapılmış ve uyarlanmış bir oyundur. Yapılan bu proje Kürt tiyatrosuna bir katkı değildir. Bu, Kürtçe tiyatroya bir katkıdır. Politik bir duruştur. Özetle temel amacımız; var olan batılı teknikleri bütünüyle reddetmeden ancak tamamen onların güdümünde de kalmadan kendi tiyatromuzun inşa sürecine katkı sunmaktır. Kürt tiyatrosunun geleceği ise aydınlıktır. Çünkü coğrafyamızda direniş bir kültürdür ve en çok da sanata yakışır.”

 

* * *

Savaş karşıtı oyun: Şermorî

John Steinbeck ve Boris Vian’ın eserlerinden tiyatroya uyarlanan ilk oyunları Şermorî üzerine de bilgi veren Görecek, oyunlarını şöyle anlatıyor: “Şermorî tek kişilik, politik-dram tarzında bir oyun. Oyun bizlere savaşın kirliliğini, barışın dünyadaki en güzel durum ve duygulardan biri olduğunu anlatıyor. Savaşmaya götürülen bir asker; bu askerimizin başına savaşta gelebilecek tüm kötü şeyler geliyor: Arkadaşlarını kaybediyor, komutanları öldürülüyor, savaş meydanındaki yanmış, parçalanmış cesetlerle yüzleşiyor ve tabi bir de sevgilisi. Savaşta yaşadıklarını günlük ve mektuplar aracılığıyla sevgilisine anlatıyor, zaten oyun da bu metinler üzerinden ilerliyor. Oyunun sonuna doğru da bu savaştan kaçıyor ve bir mayına basıyor. Bu andan sonra hem kendiyle hem de toplum ve savaş ile bir yüzleşme başlıyor. Aslında bizler de bu oyunu izlediğimizde, savaşan bu askerin bize çok uzak olmadığını bu yaşanan trajedinin dünyanın her yerinde, her an, herhangi birinin başına gelebileceğini görebiliyoruz. İlk olarak Gökhan Aktemur’un yorumunu okuduğumuzda bize gayet iyi geldi. Fakat daha sonra oyunun uyarlandığı John Steinbeck ve Boris Vian’ın öykülerini okuduğumuzda, yorumun fazlaca romantize edildiğini düşündük. Bunun üzerine biz de bu metni yeniden uyarlayarak savaş karşıtlığını bir adım daha öne çıkardık. Bunu yaparken de askerin saf, masum aşkını elimizden geldiğince törpülememeye çalıştık. Çünkü her savaş içinde aşklar da barındırır... Finali oyundaki tek karakter olan askerimizin bir repliği ile yapmak istiyoruz: Kahraman mı arıyorsunuz; buyrun benim!…”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.