Özel savaşın mekaniği

Forum Haberleri —

Halep/foto:AFP

Halep/foto:AFP

  • Kürtlere karşı yürütülen özel savaş, bugün Halep’te daha yoğun sürüyor. Silahlar kadar kelimeler, baskılar kadar sessizlik de bu savaşın parçasıdır. Sadece toprak ya da kurumlar değil, Kürtlerin iradesi, kimliği ve gelecek umudu da hedeftir.

GÜRSEL KARAASLAN

Savaş denildiğinde çoğu insanın aklına silahlar, cepheler ve çatışmalar gelir, ancak Kürtlere karşı uzun süredir yürütülen savaşın önemli bir bölümü zihinler ve algılar üzerinden yürütülüyor. Bu 'özel savaş', özellikle Rojava’da ve Halep’te yaşayan Kürtleri hedef alan, sessiz ama etkili bir yöntemler bütünüdür. Amaç, doğrudan yok etmek değil, Kürtlerin iradesini kırmak, kazanımlarını değersizleştirmek ve varlıklarını tartışmalı hale getirmektir.

Özel savaşın temelinde, Kürtlerin kendi kendini yönetme ve kendi kimliğiyle yaşama iradesini zayıflatmak vardır. Rojava’da ortaya çıkan yönetim modeli, askeri saldırılar kadar yoğun bir propagandayla hedef alınıyor. Halep’te yaşayan Kürtler ise uzun süredir bu savaşın daha görünmez ama süreklilik taşıyan bir biçimiyle karşı karşıyadır. Kürt mahalleleri, kurumları ve toplumsal bağları baskı altına alınarak, Kürtlerin kamusal varlığı daraltılmak isteniyor.

Son günlerde Halep’te Kürtlere karşı yürütülen özel savaş daha açık biçimde görülüyor. Kürtlerin yaşadığı bölgelerde güvenlik gerekçeleri öne sürülerek baskılar artırılıyor, Kürt kimliğiyle yapılan her türlü örgütlenme şüpheli gösteriliyor. Kürtler, medyada ve sosyal alanda ya tamamen yok sayılıyor ya da yaşanan her gerilimde sorumlu ilan ediliyor. Bu dil, Kürtleri hedef haline getirirken toplum içinde yalnızlaştırmayı amaçlıyor.

Bilgi ve algı, bu sürecin en etkili silahıdır. Halep’te yaşanan gelişmeler aktarılırken Kürtlerin görüşlerine, taleplerine ve yaşadıkları sorunlara neredeyse hiç yer verilmiyor. Olanlar, tek taraflı anlatılarla sunuluyor; Kürtler, ya pasif bir kitle ya da 'sorun' kaynağı gibi gösteriliyor. Bu durum, Kürtlerin özne olma halini zayıflatmayı ve meşru taleplerini görünmez kılmayı hedefliyor.

Toplumsal ayrıştırma, özel savaşın Halep’teki en belirgin yönlerinden biridir. Kürtler ile diğer halklar arasındaki ilişkiler bilinçli olarak gerilimli gösteriliyor, birlikte yaşam deneyimleri yok sayılıyor. Küçük olaylar büyütülerek Kürt karşıtı bir algı oluşturululuyor, bu da güvensizliği derinleştiriyor. Böylece Kürtlerin yalnızlaştırılması ve savunmasız bırakılması amaçlanıyor.

Ekonomik baskılar da son dönemde Halep’te Kürtlere karşı kullanılan önemli bir araçtır. İş imkanlarının kısıtlanması, yardımların engellenmesi ve yaşam koşullarının zorlaştırılması, insanları göçe zorlayan ya da sessiz kalmaya iten bir baskı mekanizmasına dönüşüyor. Günlük yaşamın bu kadar zorlaştığı bir ortamda, insanlar haklarını savunmakta daha fazla zorlanıyor.

Özel savaşın en tehlikeli yanı, tüm bu yaşananların 'geçici' ya da 'olağan' gibi sunulmasıdır. Halep’te Kürtlerin maruz kaldığı baskılar normalleştiriliyor, itiraz edenler ise suçlu ya da tehdit olarak gösteriliyor. Bu da Kürtlerin yaşadıkları adaletsizliği dile getirmesini zorlaştırıyor. Bilinmeli ki; bu savaş, mutlak değildir. Halep’te Kürtlerin kimliklerine sahip çıkma çabası, dayanışma ağları ve hakikati görünür kılma iradesi, özel savaşın etkisini kırabilecek en önemli güçtür. Rojava’da olduğu gibi Halep’te de Kürtler, tüm baskılara rağmen var olma ısrarını sürdürüyor.

Sonuç olarak Kürtlere karşı yürütülen özel savaş, bugün Halep’te daha güncel ve daha yoğun bir biçimde devam ediyor. Silahlar kadar kelimeler, baskılar kadar sessizlik de bu savaşın parçasıdır. Hedef alınan sadece topraklar ya da kurumlar değil, Kürtlerin iradesi, kimliği ve geleceğe dair umududur. Bu nedenle özel savaşı görmek ve adını koymak, hem siyasal hem de insani bir sorumluluktur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.