Rojava saldırı altında

Hüseyin GEDİK yazdı —

  • Türkiye’nin operasyon merkezi olarak rol aldığı Rojava’yı tasfiye saldırıları, Halep’te başladı, şimdi bütün cephelerde devam ediyor. Direnişten başka seçeneğin kalmadığı bir aşamadayız.

HÜSEYİN GEDİK

DAİŞ’e karşı mücadelesiyle dünya insanlığına mal olmuş Kürt direnişinin sembol kenti Kobanê direnişi, DAİŞ’i yenilgiye uğratmanın ilk kıvılcımını çakmıştı. Çetelerin merkezi durumuna gelen Reqa'nın kurtarılmasıyla DAİŞ yenilgiye uğramıştı.

DAİŞ’e karşı mücadele uluslararası bir boyut kazanınca Koalisyon gücü kuruldu, Kürtler de Koalisyon'un sahadaki en aktif operasyon gücü haline geldi. İnsanlığa karşı suç işleyen çetelerle savaşmak Kürtler için vazgeçilmez insani bir ilkeydi. Şengal’de, Kobanê’de ve Kuzey ve Doğu Suriye'nin bütün cephelerinde Kürtlerin direnişi tarihe damga vurdu. Cihatçı-selefi çetelere karşı küçümsenmeyecek başarılar elde edildi. Kürtler, bu mücadelede çok büyük bedeller ödeyerek insanlık tarihine geçti. Şimdi ise zaman tersine akmaya başladı. Kürtleri destekleyenler, sırt çevirmeye, direnişin kazanımlarını gözden çıkarmaya, sahada yeni partnerler edinmeye başladı. Yeni bir döneme girildiğine dair somut pratiklere tanık oluyoruz. DAİŞ artıklarıyla yeni bir Suriye’ye doğru yola çıkarak, Kürtleri tasfiye etme planı, devreye sokulmuş durumdadır.

DAİŞ’in Suriye kolu El Nusra, isim değişikliğine giderek HTŞ adında yeni bir yapılanmaya gitti. Kötünün iyisi rolüne bürünerek, başta Türkiye olmak üzere aldıkları dış destekle BAAS rejimi devrildi, Şam’ın yeni sahibi haline getirildi. ABD ve İngiltere başta olmak üzere birlikte hareket eden güçler, HTŞ ve Colani’ye geçici bir hükümet kurdurarak cihatçı çetelere resmiyet kazandırdılar. Bölgede siyasi güç dengeleri, aktörler ve roller önemli oranda değişti. Öncelikler de önemli oranda değişmiş oldu. Öncelik, DAİŞ’e karşı mücadeleden HTŞ çetelerine devlet kurdurmaya geldi. ABD, AB ve bölge devletleri, DAİŞ artıklarına inanılmaz krediler açtı. Muazzam dış destek gören ve uluslararası alanda meşruluk kazanan HTŞ yönetiminin, gördüğü siyasi, askeri, ekonomik ve diplomatik destekle Alevi ve Dürzi katliamlarından sonra Kürt katliamına başlaması tesadüfü değildir. Çetelere devlet bahşedenlerin de içinde olduğu bir projenin hayata geçirilmesidir.

Savaş zeminini hazırladılar

Rojava’nın saldırı altına alınması, bağrında büyük bir ihaneti de taşıyor. Başta Koalisyon olmak üzere Rojava ile ilgili dış güçlerin de mutabık kaldığı saldırılarla halkları birbirine kırdırma hayata geçiriliyor. Bir yandan sürdürülen müzakere görüşmeleri, sözde yapılan anlaşmalar, karşılıklı verilen sözler, taahhütlerle her kesimi bu oyuna dahil ettiler. Kürtlere havuç-sopa politikası aynı anda uygulanarak çatışma zeminini kıvamlı hale getirdiler.

Türkiye’nin operasyon merkezi olarak rol aldığı Rojava’yı tasfiye etme saldırıları, Halep’te başladı, şimdi bütün cephelerde devam ediyor. Görülen o ki; Rojava Devrimi kazanımlarını tümden ortadan kaldırmak istiyorlar. Bırakalım Kürtlerin statü kazanmasını, Kürtlerin varlığı bile tehlike altında olduğu bir sürece girildi. Devletin bir yıldan fazladır İmralı görüşmeleri adı altında yaptığı barış görüşmeleri ve yürütülen çalışmaların tümünün, Rojava saldırılarından da anlaşıldığı gibi aldatmadan başka bir şey olmadığı açığa çıktı.

Yeni trajedilerin gündeme gelmesi

Suriye, radikal İslamcı çetelerin uluslararası meşruluk kazandığı bir ülke haline getirildi. Cihatçı-selefi çeteler, devlet yönetimine atanarak, azınlık halkların katliamlara uğramalarının  görmezden gelinmesi anlaşılır. Kürtlerin devre dışı bırakıldığı veya katliama uğramaları durumunda Suriye’de hiç kimsenin güvenlikte olamayacağı bir sistemin inşasına onay verildiği anlamına geliyor. Suriye’ye müdahil olan ve hali hazırda sahada top çeviren devletler, HTŞ’yi kullanacakları kadar kullanacaktır. HTŞ kendisini kullandırdığı oranda da amaçlarına ulaşmaya çalışacaktır. Bu denkleme uygun olarak kendi devlet çıkarları uğruna azınlık halklar ve inançlar gözden çıkarıldı.

Halep'le birlikte Kürtlere karşı başlayan saldırılar, genişleyerek devam ediyor. Saldırıların nerede ve ne zaman duracağını bu aşamada kestirmek de zordur. Savaşın şiddetlenerek devam etmesi halinde yeni trajedilerin gündeme gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

Görüşmeler sonuç almaktan uzak

Rojava halkı, bütün kazanımlarıyla birlikte saldırı altına alındığı bir sürece girdi. Direnişten başka seçeneğin kalmadığı bir aşamadadır. Çözüm çabaları olmakla birlikte yapılan görüşmeler sonuç almaktan uzak görünüyor. Öz savunmanın dışındaki arayışlar, önemli olmakla birlikte şimdilik tali plana düştü. Rojava halkı, Rojava’ı savunmak ve devrimin kazanımlarını korumak için can siperane bir şekilde, direniş ruhuyla seferber olmalı ve kendisini savunmalıdır. Özel savaş medyasının psikolojik saldırılarına karşı durarak birlik, dayanışma ve direnme iradesini sergileyerek sahaya inme zamanıdır.

Rojava halkı, DAİŞ çetesine karşı sergilediği kahramanca direnişi, artıklarına karşı da sergileme gücü ve kudretine sahiptir. Savaş cephelerinin genişlediği ve çatışmaların yoğunlaştığı bugün itibarıyla gün, direnme günüdür.

Görkemli bir direnişin sergilenmesi halinde Suriye’de yapılan hesaplar boşa çıkacak ve insanlıktan yana tarihin akışı yeniden değişecektir. Tarih bize göstermiştir ki; zafer ancak ve ancak direnen halkların olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.