Tahliye etmeyip iletişimi kestiler

Hacı Aslan

Hacı Aslan

  • 30 yılı aşkın bir süredir cezaevinde tutulan 66 yaşındaki Hacı Aslan, infaz süresini tamamlamasına rağmen Karabük T Tipi Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararlarıyla tahliye edilmedi. Erteleme kararından sonra iletişim hakkını da gasp ettiler.

AZİZ ORUÇ / İSTANBUL

Adana’da gözaltına alınıp müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 31 yıldır cezaevinde tutulan Hacı Aslan'ın tahliyesi, “pişmanlık” beyanında bulunmadığı gerekçesiyle dört kez ertelendi.

Adana'da yaşayan Sêrtli Hacı Aslan, 1994'te akrabası PKK’li Zeyni Arat'ın evlerinde bulunduğu sırada yüzlerce polis tarafından baskın yapıldı. Hacı Aslan omzundan yaralandı. Evde bulunan akrabalar ile Aslan’ın eşi Kıymet Aslan ve çocukları polis şiddetine maruz kaldı. Hacı Aslan ve Zeyni Arat olay yerinden ayrıldı, ancak ertesi sabah başka bir mahallede gözaltına alındı. Kıymet Aslan, Hacı Aslan ve Zeyni Arat tutuklandı. Kıymet Aslan, “yardım ve yataklık” suçlamasıyla 6 yıl, Hacı Aslan ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kıymet Aslan, 2000'de tahliye edilirken, Hacı Aslan hala cezaevinde tutuluyor.

14 yaşındayken tanık oldu

O dönem 14 yaşında olan Habib Aslan, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Silah seslerini ve babama isabet eden mermiyi hiç unutmadım. Evimiz günlerce polis ve askerlerle çevrili kaldı. Annemi ve bizi darp ederek, ‘Burada silah, terörist saklıyordunuz’ dediler. Daha sonra beni de beyaz bir minibüsle mahallede kapı kapı gezdirdiler. ‘Bu kim’, ‘Bu ev kimin’, ‘Teröristler nerede’ diye soruyorlardı, ‘Bilmiyorum’ dediğimde dayak yiyordum. Ev ev gezdirip birilerinin ismini vermemi istediler. Ben çocuktum, kimseyi tanımıyordum. Günler sonra polis özel harekat timleri evimizden çıkıp gitti. Yaşanan hukuksuzluk, işkence ve zulüm ise hiç bitmedi. Yıllar geçmesine rağmen hala aynı şeyleri yaşıyoruz.”

6 kardeşiyle yalnız kaldı

Anne ve babası tutuklandıktan sonra 6 kardeşiyle birlikte yalnız kalan Aslan, İstanbul’a göç ettiklerini, ekonomik zorluklar nedeniyle yıllarca görüşe bile gidemediklerini söyledi. Hacı Aslan’ın yıllar içinde Konya, Gümüşhane, Mersin, Adıyaman, Ceyhan ve Karabük'teki cezaevlerinde tutulduğunu belirten Aslan, şöyle devam etti: "Babamla hiç normal bir baba–çocuk ilişkisi kuramadım. Elini tutup bir yere gittiğimi hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuz cezaevlerinde geçti. Ne söylesem eksik kalır ama yaşadıklarımız gerçekten çok ağırdı. Bizim gibi binlerce aile var. Kürtlere yapılanlar yüzyıl geçse de unutulmaz. Biz büyüdük ama hiçbir şeyi unutmadık. Şimdi babam tahliye olacak diye umutla beklerken yine aynı şeyle karşı karşıyayız, hukuksuzluk. Kürt’üz, sevinemiyoruz.”

Aile gitti, karar değişti

Babasının, tahliyesinin “pişmanlık” dayatmasını kabul etmediği için defalarca ertelendiğini kaydeden Aslan, şöyle konuştu:  “Karabük Cezaevi İdaresi, babama ve Ali Alkoç’a tahliye olacaklarını söyledi. Haftalık telefon hakları olmamasına rağmen ‘Ailenizi arayın, gelip sizi alsınlar’ denilerek telefon hakkı verildi. Babam 7 Aralık Çarşamba günü bizi arayarak tahliye olacağını söyledi. Bu haberle çok mutlu olduk. Konya’dan, Adana’dan, Antalya’dan, İstanbul’dan çok sayıda kişi hemen yola çıktı. Biz de İstanbul’dan Karabük’e gittik. Babam çıkacak diye büyük bir heyecan vardı içimde. Bunca acıya rağmen bir an olsun umut doluydum. Saatler geçmesine rağmen babam çıkmadı. Kapıda bilgi almak istedik, cezaevi idaresini aradık ama hiçbir şekilde bilgi verilmedi. TUHAY-DER yetkilileri ve vekillerinin araya girmesiyle cezaevi idaresi babamın tahliye olmayacağını ve tahliyesinin 6 ay daha ertelendiğini söyledi.”

Babam 'pişmanım' demez

“Bize umut verdiler, sonra kapıda bıraktılar. Kar kış demeden yüzlerce kilometre geldik, saatlerce bekledik ama hiçbir açıklama yapılmadan geri döndük” diyen Aslan, babasının pişman olacak bir şey yapmadığını belirterek, şunları dile getirdi: “32 yıl olacak, daha ne kadar sürecek bilmiyoruz? Bu insanlar pişman olacak bir şey yapmadı. Ne babam ne de başka bir tutsak ‘pişmanım’ der. Babam ‘pişmanım’ deseydi 20 yıl önce dışarı çıkardı.”

Telefon hakkı da engellendi

Haftalık telefon hakkı olan 11 Aralık Pazar günü ise babasının bu haktan yararlanmasına izin verilmediğini söyleyen Aslan, “Babam aramayınca cezaevini aradım. Telefon hakkı olmasına rağmen neden aramadığını sordum. Görevliler, ‘Merak etmeyin, arar’ dedi, ancak aramadı” diye konuştu. O günden bu yana babasından haber alamadıklarını belirten Aslan, avukatların da cezaevinden herhangi bir bilgi edinemediğini söyledi. Aslan, “Biz babam tahliye olacak diye beklerken şimdi de kendisinden haber alamıyoruz. Bunun sonu ne olur bilmiyoruz. Hangi hukuksuzluğa üzüleceğimizi bilemiyoruz” dedi.

Dalga geçer gibi

Babasının 18 Ocak’ta haftalık telefon hakkını kullanarak, aradığını ve durumu anlattığını belirten Aslan, şunları söyledi: “Babam kurulda bulunan 9 kişiden 4’ünün tahliye, 5’inin ise tahliyenin reddi yönünde oy kullandığını aktardı. Öncesinde cezaevi idaresinin ‘ailenize haber verin, tahliye olacaksınız’ söylemine rağmen bu kararın alınmasına tepki gösteren babam itiraz edeceğini söyledi. Tahliye haberini vermesi için tanıdıkları telefon hakkı gerekçe gösterilerek 11 Aralık’taki telefon hakkı da gasp edilmiş. Hem tahliye etmediler, hem görüş hakkını engellediler. Bu hukuksuzluklara son verilsin artık.”

Böyle kardeşlik olmaz

Habib Aslan, yaşadıklarının yalnızca kendi ailesine özgü olmadığını vurgulayarak, şunları ekledi: “Bize kardeş diyenler, eşitiz diyenler bizi katlediyor. Her gün yeni bir şey yaşıyoruz. Böyle bir kardeşlik istemiyoruz. Çocukken benim ve kardeşlerimin yaşadıklarını bugün de binlerce Kürt çocuk benzer şekilde yaşıyor. Kiminin babası katlediliyor, kiminin babası cezaevine konuluyor. Nasıl biter bilmiyorum ama bu hukuksuzluk bitmeli.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.